14407. Metin
وهي مكية
Mekkidir.
14408. Metin
{١ - ٨} {بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ * حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ * كَلا سَوْفَ تَعْلَمُونَ * ثُمَّ كَلا سَوْفَ تَعْلَمُونَ * كَلا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِينِ * لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ * ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقِينِ * ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ} .
{1-8} {بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ * حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ * كَلا سَوْفَ تَعْلَمُونَ * ثُمَّ كَلا سَوْفَ تَعْلَمُونَ * كَلا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِينِ * لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ * ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقِينِ * ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ} **“Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Çoklukla övünmek sizi oyalayıp durdu; Tâ kabirleri ziyaret edinceye (ölünceye) kadar. Hayır! Yakında bileceksiniz! Yine hayır! Yakında bileceksiniz! Hayır! Kesin bir bilgiyle (ilme'l-yakîn) bilseydiniz [böyle yapmazdınız]! Andolsun, o cehennemi mutlaka göreceksiniz! Sonra andolsun, onu gözünüzle görür gibi kesinlikle (ayne'l-yakîn) göreceksiniz! Sonra andolsun, o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz!”**
14409. Metin
يقول تعالى موبخًا عباده عن اشتغالهم عما خلقوا له من عبادته وحده لا شريك له، ومعرفته، والإنابة إليه، وتقديم محبته على كل شيء: {أَلْهَاكُمُ} عن ذلك المذكور {التَّكَاثُرُ} ولم يذكر المتكاثر به، ليشمل ذلك كل ما يتكاثر به المتكاثرون، ويفتخر به المفتخرون، من التكاثر في الأموال، والأولاد، والأنصار، والجنود، والخدم، والجاه، وغير ذلك مما يقصد منه مكاثرة كل واحد للآخر، وليس المقصود به الإخلاص لله تعالى. (١) .
Allah Teâlâ kullarını; ortak kılmaksızın yalnızca O'na kulluk etmek, O'nu tanımak, O'na yönelmek ve O'nun sevgisini her şeyin önüne geçirmek şeklindeki yaratılış gayelerinden gafil olup oyalanmaları sebebiyle azarlayarak şöyle buyurmaktadır: {أَلْهَاكُمُ} {التَّكَاثُرُ} **“Çoklukla övünmek sizi oyalayıp durdu.”** Neyin çokluğu ile övünüldüğü zikredilmemiştir ki çoklukla övünenlerin övündüğü ve gururlandığı her şeyi kapsasın; mal, evlat, yardımcılar, askerler, hizmetçiler, makam-mevki ve insanların birbirine karşı üstünlük taslamak amacıyla peşine düştüğü, gayesi Allah rızası olmayan her türlü çokluk yarışı buna dahildir.
14410. Metin
فاستمرت غفلتكم ولهوتكم [وتشاغلكم] {حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ} فانكشف لكم حينئذ الغطاء، ولكن بعد ما تعذر عليكم استئنافه.
Gafletiniz, oyalanmanız ve meşguliyetiniz: {حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ} **“tâ kabirleri ziyaret edinceye kadar”** sürüp gitti. İşte o vakit perde önünüzden kalktı, ancak artık hayatı yeniden başlatmanız imkânsız hale geldikten sonra!
14411. Metin
ودل قوله: {حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ} أن البرزخ دار مقصود منها النفوذ إلى الدار الباقية (٢) ، أن الله سماهم زائرين، ولم يسمهم مقيمين.
{حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ} **“Tâ kabirleri ziyaret edinceye kadar”** ifadesi; Berzah âleminin, baki yurda geçiş için hedeflenen bir konak olduğuna delalet etmektedir; zira Allah onları "ziyaretçiler" olarak isimlendirmiş, "mukimler (yerleşikler)" olarak isimlendirmemiştir.
14412. Metin
فدل ذلك على البعث والجزاء بالأعمال (٣) في دار باقية غير فانية، ولهذا توعدهم بقوله: {كَلا سَوْفَ تَعْلَمُونَ ثُمَّ كَلا سَوْفَ تَعْلَمُونَ كَلا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِينِ} أي: لو تعلمون ما أمامكم علمًا يصل إلى القلوب، لما ألهاكم التكاثر، ولبادرتم إلى الأعمال الصالحة.
Bu da yok olmayan ebedî bir yurtta yeniden dirilişin ve amellerin karşılığının verileceğinin delilidir. Bu sebeple Allah onları şu sözleriyle tehdit etmiştir: {كَلا سَوْفَ تَعْلَمُونَ ثُمَّ كَلا سَوْفَ تَعْلَمُونَ كَلا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِينِ} **“Hayır! Yakında bileceksiniz! Yine hayır! Yakında bileceksiniz! Hayır! Kesin bir bilgiyle bilseydiniz!”** Yani önünüzde sizi nelerin beklediğini kalplere ulaşan kesin bir ilimle bilseydiniz, çoklukla övünmek sizi oyalamaz ve salih amellere koşardınız.
14413. Metin
ولكن عدم العلم الحقيقي، صيركم إلى ما ترون، {لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ} أي: لتردن القيامة، فلترون الجحيم التي أعدها الله للكافرين.
Fakat hakiki ilmin bulunmayışı sizi bu gördüğünüze sevk etti. {لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ} **“Andolsun, o cehennemi mutlaka göreceksiniz!”** Yani kıyamet gününe varacaksınız ve Allah'ın kâfirler için hazırladığı cehennemi mutlaka göreceksiniz.
14414. Metin
{ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقِينِ} أي: رؤية بصرية، كما قال تعالى: {وَرَأَى الْمُجْرِمُونَ النَّارَ فَظَنُّوا أَنَّهُمْ مُوَاقِعُوهَا وَلَمْ يَجِدُوا عَنْهَا مَصْرِفًا} .
{ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقِينِ} **“Sonra andolsun, onu gözünüzle görür gibi kesinlikle göreceksiniz!”** Yani gözle görme şeklinde göreceksiniz. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: {وَرَأَى الْمُجْرِمُونَ النَّارَ فَظَنُّوا أَنَّهُمْ مُوَاقِعُوهَا وَلَمْ يَجِدُوا عَنْهَا مَصْرِفًا} **“Günahkârlar ateşi görmüş ve içine düşeceklerini anlamışlardır; fakat ondan kaçacak bir yer bulamamışlardır.”**
14415. Metin
{ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ} الذي تنعمتم به في دار الدنيا، هل قمتم بشكره، وأديتم حق الله فيه، ولم تستعينوا به، على معاصيه، فينعمكم نعيمًا أعلى منه وأفضل.
{ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ} **“Sonra andolsun, o gün nimetlerden mutlaka sorguya çekileceksiniz!”** Dünya yurdunda zevkini sürdüğünüz nimetlerin şükrünü eda edip etmediğinizden, o nimetlerde Allah'ın hakkını yerine getirip getirmediğinizden ve onları O'na isyan yolunda kullanıp kullanmadığınızdan sorgulanacaksınız; eğer gereğini yaptıysanız Allah sizi bunlardan daha üstün ve daha faziletli nimetlerle nimetlendirecektir.
14416. Metin
أم اغتررتم به، ولم تقوموا بشكره؟ بل ربما استعنتم به على معاصي الله فيعاقبكم على ذلك، قال تعالى: {وَيَوْمَ يُعْرَضُ الَّذِينَ كَفَرُوا عَلَى النَّارِ أَذْهَبْتُمْ طَيِّبَاتِكُمْ فِي حَيَاتِكُمُ الدُّنْيَا وَاسْتَمْتَعْتُمْ بِهَا فَالْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ الْهُونِ} الآية.
Yoksa onlarla gurura kapılıp şükrünü eda etmediniz mi? Hatta belki de onları Allah'a isyan yolunda kullandınız da1 bundan dolayı O sizi cezalandıracaktır2? Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: {وَيَوْمَ يُعْرَضُ الَّذِينَ كَفَرُوا عَلَى النَّارِ أَذْهَبْتُمْ طَيِّبَاتِكُمْ فِي حَيَاتِكُمُ الدُّنْيَا وَاسْتَمْتَعْتُمْ بِهَا فَالْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ الْهُونِ} “İnkâr edenler ateşe sunulacakları gün [onlara şöyle denir]: Dünya hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcayıp tükettiniz ve onların zevkini sürdünüz. Bugün ise... alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız!” ayeti kerimesi...3