14430. Metin
وهي مكية
[Bu sure] Mekkîdir.
14431. Metin
{١ - ٩} {بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍ * الَّذِي جَمَعَ مَالا وَعَدَّدَهُ * يَحْسَبُ أَنَّ مَالَهُ أَخْلَدَهُ * كَلا لَيُنْبَذَنَّ فِي الْحُطَمَةِ * وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْحُطَمَةُ * نَارُ اللَّهِ الْمُوقَدَةُ * الَّتِي تَطَّلِعُ عَلَى الأفْئِدَةِ * إِنَّهَا عَلَيْهِمْ مُؤْصَدَةٌ * فِي عَمَدٍ مُمَدَّدَةٍ} .
{1-9} {بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍ * الَّذِي جَمَعَ مَالا وَعَدَّدَهُ * يَحْسَبُ أَنَّ مَالَهُ أَخْلَدَهُ * كَلا لَيُنْبَذَنَّ فِي الْحُطَمَةِ * وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْحُطَمَةُ * نَارُ اللَّهِ الْمُوقَدَةُ * الَّتِي تَطَّلِعُ عَلَى الأفْئِدَةِ * إِنَّهَا عَلَيْهِمْ مُؤْصَدَةٌ * فِي عَمَدٍ مُمَدَّدَةٍ} **“Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Arkadan çekiştiren, kaş göz hareketiyle alay eden her kişinin vay haline! O ki malı toplayıp onu sayar durur. Malının kendisini ebedî kılacağını sanır. Hayır! Andolsun o, Hutame'ye atılacaktır! Hutame'nin ne olduğunu sen nereden bileceksin? [O,] Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir. Öyle bir ateş ki, tırmanıp kalplerin ta içine işler. Şüphesiz o [ateş], onların üzerine kapatılmıştır; Uzatılmış sütunlar arasında.”**
14432. Metin
{وَيْلٌ} أي: وعيد، ووبال، وشدة عذاب {لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍ} الذي يهمز الناس بفعله، ويلمزهم بقوله، فالهماز: الذي يعيب الناس، ويطعن عليهم بالإشارة والفعل، واللماز: الذي يعيبهم بقوله.
{وَيْلٌ} **“Vay haline!”** Yani bir tehdit, vebal ve şiddetli azap olsun; fiiliyle insanları arkadan çekiştiren, sözüyle onlarla alay eden: {لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍ} **“arkadan çekiştiren, kaş göz hareketiyle alay eden her kişinin!”** Hemmâz: İnsanları ayıplayan, işaret ve hareketleriyle onların aleyhinde konuşup kusur arayandır. Lemmâz ise: İnsanları sözleriyle ayıplayıp yeren kimsedir.
14433. Metin
ومن صفة هذا الهماز اللماز، أنه لا هم له سوى جمع المال وتعديده والغبطة به، وليس له رغبة في إنفاقه في طرق الخيرات وصلة الأرحام، ونحو ذلك، {يَحْسَبُ} بجهله {أَنَّ مَالَهُ أَخْلَدَهُ} في الدنيا، فلذلك كان كده وسعيه كله في تنمية ماله، الذي يظن أنه ينمي عمره، ولم يدر أن البخل يقصف الأعمار، ويخرب الديار، وأن البر يزيد في العمر.
Bu gıybetçi ve kusur arayıcının niteliklerinden biri de; mal toplamak, onu sayıp durmak ve onunla sevinip böbürlenmekten başka hiçbir derdinin olmamasıdır. Onu hayır yollarında, akrabayı gözetmede ve benzeri yerlerde harcama hususunda hiçbir arzusu yoktur. Cehaleti sebebiyle: {يَحْسَبُ} {أَنَّ مَالَهُ أَخْلَدَهُ} **“Malının kendisini”** dünyada **“ebedî kılacağını sanır.”** Bu sebeple bütün çabası ve gayreti, ömrünü uzatacağını sandığı malını artırmaya yöneliktir. Oysa cimriliğin ömürleri kısalttığını, yurtları harap ettiğini ve iyiliğin ömrü artırdığını bilmemektedir.
14434. Metin
{كَلا لَيُنْبَذَنَّ} أي: ليطرحن {فِي الْحُطَمَةِ وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْحُطَمَةُ} تعظيم لها، وتهويل لشأنها.
{كَلا لَيُنْبَذَنَّ} **“Hayır! Andolsun o”** mutlaka atılacaktır {فِي الْحُطَمَةِ} **“Hutame'ye! Hutame'nin ne olduğunu sen nereden bileceksin?”** {وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْحُطَمَةُ} Bu ifade onun dehşetini bildirmek ve şanını büyütmek içindir.
14435. Metin
ثم فسرها بقوله: {نَارُ اللَّهِ الْمُوقَدَةُ} التي وقودها الناس والحجارة {الَّتِي} من شدتها {تَطَّلِعُ عَلَى الأفْئِدَةِ} أي: تنفذ من الأجسام إلى القلوب.
Sonra bunu açıklayarak şöyle buyurdu: Yakıtı insanlar ve taşlar olan {نَارُ اللَّهِ الْمُوقَدَةُ} **“Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir.”** Şiddetinden ötürü: {الَّتِي} {تَطَّلِعُ عَلَى الأفْئِدَةِ} **“Öyle bir ateş ki, kalplerin ta içine işler.”** Yani bedenlerden geçip kalplere kadar nüfuz eder.
14436. Metin
ومع هذه الحرارة البليغة هم محبوسون فيها، قد أيسوا من الخروج منها، ولهذا قال: {إِنَّهَا عَلَيْهِمْ مُؤْصَدَةٌ} أي: مغلقة {فِي عَمَدٍ} من خلف الأبواب {مُمَدَّدَةٍ} لئلا يخرجوا منها {كُلَّمَا أَرَادُوا أَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا أُعِيدُوا فِيهَا} .
Bu son derece şiddetli hararetle birlikte onlar orada hapsedilmişlerdir; oradan çıkmaktan tamamen ümitlerini kesmişlerdir. Bu sebeple Allah: {إِنَّهَا عَلَيْهِمْ مُؤْصَدَةٌ} **“Şüphesiz o, onların üzerine kapatılmıştır.”** Yani kapıların arkasından: {فِي عَمَدٍ} {مُمَدَّدَةٍ} **“uzatılmış sütunlar arasında”** kilitlenmiştir ki oradan çıkamasınlar. Nitekim: {كُلَّمَا أَرَادُوا أَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا أُعِيدُوا فِيهَا} **“Oradan her çıkmak istediklerinde tekrar oraya döndürülürler.”**
14437. Metin
[نعوذ بالله من ذلك، ونسأله العفو والعافية] .
[Böyle bir durumdan Allah'a sığınır, O'ndan af ve afiyet dileriz.]