Kâfirûn Suresi Tefsiri

Abdurrahman es-Sa'dî · Arapça Orijinal Metin · AI Türkçe Çeviri

14469. Metin

{١ - ٦} {بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ * لا أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ * وَلا أَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ * وَلا أَنَا عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْ * وَلا أَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ * لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ} .

{1-6} {بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ * لا أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ * وَلا أَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ * وَلا أَنَا عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْ * وَلا أَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ * لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ} **“Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. De ki: Ey kâfirler! Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Ben de sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır.”**

14470. Metin

أي: قل للكافرين معلنا ومصرحًا {لا أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ} أي: تبرأ مما كانوا يعبدون من دون الله، ظاهرًا وباطنًا.

Yani; kâfirlere açıkça ve ilan ederek şöyle de: {لا أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ} **“Ben sizin taptıklarınıza tapmam.”** Yani Allah'tan başka taptıkları şeylerden gerek zahiren gerekse batınen beri olduğunu ilan et.

14471. Metin

{وَلا أَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ} لعدم إخلاصكم في عبادته (١) ، فعبادتكم له المقترنة بالشرك لا تسمى عبادة، ثم كرر ذلك ليدل الأول على عدم وجود الفعل، والثاني على أن ذلك قد صار وصفًا لازمًا.

{وَلا أَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ} **“Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.”** Çünkü siz O'na kullukta ihlaslı değilsiniz; şirke bulaşmış olan ibadetiniz gerçekte ibadet olarak adlandırılamaz. Sonra bunu tekrarlamıştır; ta ki birincisi fiilin yokluğuna, ikincisi ise bunun artık ayrılmaz bir vasıf haline geldiğine delalet etsin.

14472. Metin

ولهذا ميز بين الفريقين، وفصل بين الطائفتين، فقال: {لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ} كما قال تعالى: {قُلْ كُلٌّ يَعْمَلُ عَلَى شَاكِلَتِهِ} {أَنْتُمْ بَرِيئُونَ مِمَّا أَعْمَلُ وَأَنَا بَرِيءٌ مِمَّا تَعْمَلُونَ} .

Bu sebeple iki zümreyi birbirinden ayırıp iki fırkanın arasını kesin olarak ayırarak şöyle buyurmuştur: {لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ} **“Sizin dininiz size, benim dinim banadır.”** Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: {قُلْ كُلٌّ يَعْمَلُ عَلَى شَاكِلَتِهِ} **“De ki: Herkes kendi karakterine göre amel eder.”** {أَنْتُمْ بَرِيئُونَ مِمَّا أَعْمَلُ وَأَنَا بَرِيءٌ مِمَّا تَعْمَلُونَ} **“Siz benim yaptığımdan uzaksınız, ben de sizin yaptığınızdan uzağım.”**