14484. Metin
[وهي] مكية
[Bu sure] Mekkîdir.12
14485. Metin
{١ - ٥} {بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ * مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ * سَيَصْلَى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ * وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ * فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ} .
{1-5} {بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ * مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ * سَيَصْلَى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ * وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ * فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ} **“Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Ebu Leheb'in iki eli kurusun; kendisi de kurudu (helak oldu)! Ona ne malı fayda verdi ne de kazandıkları. O, alevli bir ateşe girecektir. Karısı da, boynunda bükülmüş urganla odun taşıyıcısı olarak [oraya girecektir].”**
14486. Metin
أبو لهب هو عم النبي ﷺ، وكان شديد العداوة [والأذية] للنبي ﷺ، فلا فيه دين، ولا حمية للقرابة -قبحه الله- فذمه الله بهذا الذم العظيم، الذي هو خزي عليه إلى يوم القيامة فقال: {تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ} أي: خسرت يداه، وشقى {وَتَبَّ} فلم يربح، {مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ} الذي كان عنده وأطغاه، ولا ما كسبه فلم يرد عنه شيئًا من عذاب الله إذ نزل به، {سَيَصْلَى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ} أي: ستحيط به النار من كل جانب، هو {وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ} .
Ebu Leheb, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in amcasıydı; fakat Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'e karşı aşırı bir düşmanlık ve eziyet besliyordu. Onda ne din vardı ne de akrabalık gayreti -Allah onu kahretsin!- Bu yüzden Allah, kıyamet gününe kadar onun için bir zillet ve rezillik vesilesi olan şu büyük yergiyle onu yererek şöyle buyurdu: {تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ} **“Ebu Leheb'in iki eli kurusun”**; yani iki eli hüsrana uğrasın ve bedbaht olsun! {وَتَبَّ} **“Kendisi de kurudu”**; yani hiçbir kazanç elde edemedi. Kendisini azdıran o malı ve kazandıkları: {مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ} **“Ona ne malı fayda verdi ne de kazandıkları.”** Başına geldiği zaman Allah'ın azabından hiçbir şeyi ondan savamadı. {سَيَصْلَى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ} **“O, alevli bir ateşe girecektir.”** Yani ateş onu her taraftan kuşatacaktır; hem kendisini hem de {وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ} **“odun taşıyıcısı olan karısını.”**
14487. Metin
وكانت أيضًا شديدة الأذية لرسول الله ﷺ، تتعاون هي وزوجها على الإثم والعدوان، وتلقي الشر، وتسعى غاية ما تقدر عليه في أذية الرسول ﷺ، وتجمع على ظهرها من الأوزار بمنزلة من يجمع حطبًا، قد أعد له في عنقه حبلا {مِنْ مَسَدٍ} أي: من ليف.
Karısı da Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e şiddetle eziyet etmekteydi. O ve kocası günah ve düşmanlıkta yardımlaşır, fitne saçar ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e eziyet etmek için elinden gelen her şeyi yapardı. Sırtında günahları yüklenmesi; boynuna liften {مِنْ مَسَدٍ} bükülmüş bir urgan bağlanarak odun toplayan kimsenin haline benzer.
14488. Metin
أو أنها تحمل في النار الحطب على زوجها، متقلدة في عنقها حبلا من مسد، وعلى كل، ففي هذه السورة، آية باهرة من آيات الله، فإن الله أنزل هذه السورة، وأبو لهب وامرأته لم يهلكا، وأخبر أنهما سيعذبان في النار ولا بد، ومن لازم ذلك أنهما لا يسلمان، فوقع كما أخبر عالم الغيب والشهادة.
Yahut cehennemde boynunda bükülmüş bir urgan asılı olduğu halde kocasının üzerine odun taşıyacaktır. Her halükârda bu surede Allah'ın ayetlerinden apaçık bir mucize vardır: Zira Allah bu sureyi indirdiğinde Ebu Leheb ve karısı henüz ölmemişlerdi. Allah onların cehennemde mutlaka azap göreceklerini haber vermiştir; bunun zorunlu sonucu ise onların asla Müslüman olmayacaklarıdır. Gaybı ve aşikârı bilen Allah'ın haber verdiği gibi de vuku bulmuştur.