14496. Metin
[وهي] مكية
Mekkidir.
14497. Metin
{١ - ٥} {بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ * مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ * وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ * وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ * وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ} .
{1-5} {بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ * مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ * وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ * وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ * وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ} **“Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. De ki: Sabahın Rabbine sığınırım; Yarattığı şeylerin şerrinden, Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, Düğümlere üfleyen [büyücü kadınların] şerrinden, Ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden!”**
14498. Metin
أي: {قل} متعوذًا {أَعُوذُ} أي: ألجأ وألوذ، وأعتصم {بِرَبِّ الْفَلَقِ} أي: فالق الحب والنوى، وفالق الإصباح.
Yani; sığınarak: {قل} {أَعُوذُ} **“De ki: Sığınırım”**; yani iltica eder, barınır ve sarılırım {بِرَبِّ الْفَلَقِ} **“sabahın Rabbine”**; yani taneleri ve çekirdekleri yaran, sabahı aydınlatan Rabbe.
14499. Metin
{مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ} وهذا يشمل جميع ما خلق الله، من إنس، وجن، وحيوانات، فيستعاذ بخالقها، من الشر الذي فيها، ثم خص بعد ما عم، فقال: {وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ} أي: من شر ما يكون في الليل، حين يغشى الناس، وتنتشر فيه كثير من الأرواح الشريرة، والحيوانات المؤذية.
{مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ} **“Yarattığı şeylerin şerrinden.”** Bu ifade, Allah'ın yarattığı insan, cin ve hayvanların tamamını kapsar; onların bünyesindeki şerden bunların Yaratıcısına sığınılır. Sonra genel ifadeden sonra özelleştirerek şöyle buyurmuştur: {وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ} **“Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden.”** Yani karanlık insanları kapladığı ve pek çok kötü ruh ile zararlı hayvanların etrafa yayıldığı gece vaktinde meydana gelen şeylerin şerrinden [O'na sığınırım].
14500. Metin
{وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ} أي: ومن شر السواحر، اللاتي يستعن على سحرهن بالنفث في العقد، التي يعقدنها على السحر.
{وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ} **“Düğümlere üfleyenlerin şerrinden.”** Yani büyü yapmak için bağladıkları düğümlere üfleyerek sihirlerine destek arayan büyücü kadınların şerrinden [O'na sığınırım].
14501. Metin
{وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ} والحاسد، هو الذي يحب زوال النعمة عن المحسود فيسعى في زوالها بما يقدر عليه من الأسباب، فاحتيج إلى الاستعاذة بالله من شره، وإبطال كيده، ويدخل في الحاسد العاين، لأنه لا تصدر العين إلا من حاسد شرير الطبع، خبيث النفس، فهذه السورة، تضمنت الاستعاذة من جميع أنواع الشرور، عمومًا وخصوصًا.
{وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ} **“Ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden!”** Hasetçi: Kendisine haset edilen kimseden nimetin yok olmasını arzulayan ve elinden gelen vesilelerle onun yok olmasına çalışan kimsedir. Bu sebeple onun şerrinden Allah'a sığınmaya ve tuzağını boşa çıkarmaya ihtiyaç vardır. Göz değdiren (nazar eden) kimse de hasetçinin kapsamına girer; çünkü nazar ancak tabiatı kötü, nefsi habîs olan bir hasetçiden sadır olur. Bu sure, genel ve özel olarak bütün şer türlerinden sığınmayı ihtiva etmiştir.
14502. Metin
ودلت على أن السحر له حقيقة يخشى من ضرره، ويستعاذ بالله منه [ومن أهله] .
Ayrıca büyünün zararından korkulan bir hakikatinin bulunduğuna ve onun şerrinden [ve ehlinden] Allah'a sığınılması gerektiğine delalet etmiştir.