14027. Metin
[وهي] مكية
İnfitâr Suresi. [Mekkîdir] (Mekke döneminde inmiştir).
14028. Metin
{١ - ٥} {بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ إِذَا السَّمَاءُ انْفَطَرَتْ * وَإِذَا الْكَوَاكِبُ انْتَثَرَتْ * وَإِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْ * وَإِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْ * عَلِمَتْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ وَأَخَّرَتْ} .
{1-5} {بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ إِذَا السَّمَاءُ انْفَطَرَتْ * وَإِذَا الْكَوَاكِبُ انْتَثَرَتْ * وَإِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْ * وَإِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْ * عَلِمَتْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ وَأَخَّرَتْ} “Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Gökyüzü yarıldığı zaman, yıldızlar dağılıp saçıldığı zaman, denizler fışkırtılıp birbirine katıldığı zaman ve kabirlerin içi dışına çıkarıldığı zaman; her nefis önden ne gönderdiğini ve geride ne bıraktığını bilecektir!”
14029. Metin
أي: إذا انشقت السماء وانفطرت، وانتثرت (١) نجومها، وزال جمالها، وفجرت البحار فصارت بحرا واحدا، وبعثرت القبور بأن أخرجت (٢) ما فيها من الأموات، وحشروا للموقف بين يدي الله للجزاء على الأعمال. فحينئذ ينكشف الغطاء، ويزول ما كان خفيا، وتعلم كل نفس ما معها من الأرباح والخسران، هنالك يعض الظالم على يديه إذا رأى أعماله باطلة، وميزانه قد خف، والمظالم قد تداعت إليه، والسيئات قد حضرت لديه، وأيقن بالشقاء الأبدي والعذاب السرمدي (٣) .
Yani gökyüzü yarılıp parçalandığı, yıldızları dökülüp güzelliği zail olduğu, denizler fışkırtılıp tek bir deniz hâline geldiği, kabirlerin altı üstüne getirilerek içindeki ölülerin dışarı çıkarıldığı ve amellerin karşılığını görmek üzere Allah'ın huzurunda duruşma yerine toplandıkları zaman... İşte o anda perde kalkar, gizli olan her şey açığa çıkar ve her nefis kazancını ve hüsranını anlar. O anda zalim kimse amellerinin boşa çıktığını, terazisinin hafif geldiğini, kul haklarının yakasına yapıştığını, günahların huzurunda hazır olduğunu görünce ellerini ısırır; ebedî bedbahtlığı ve sonsuz azabı kesin olarak anlar.
14030. Metin
و [هنالك] يفوز المتقون المقدمون لصالح الأعمال بالفوز العظيم، والنعيم المقيم والسلامة من عذاب الجحيم.
Ve [orada], salih amelleri önden göndermiş olan takva sahipleri büyük bir kurtuluşa, kesintisiz ve ebedî bir nimete ve cehennem azabından kurtuluşa ererler.
14031. Metin
{٦ - ١٢} {يَا أَيُّهَا الإنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ * الَّذِي خَلَقَكَ فَسَوَّاكَ فَعَدَلَكَ * فِي أَيِّ صُورَةٍ مَا شَاءَ رَكَّبَكَ * كَلا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِالدِّينِ * وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظِينَ * كِرَامًا كَاتِبِينَ * يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ} .
{6-12} {يَا أَيُّهَا الإنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ * الَّذِي خَلَقَكَ فَسَوَّاكَ فَعَدَلَكَ * فِي أَيِّ صُورَةٍ مَا شَاءَ رَكَّبَكَ * كَلا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِالدِّينِ * وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظِينَ * كِرَامًا كَاتِبِينَ * يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ} “Ey insan! O Kerîm olan Rabbine karşı seni aldatan nedir? O ki seni yarattı, sana şekil verip nizam kıldı ve seni dengeli yaptı. Dilediği herhangi bir surette seni birleştirdi. Hayır! Doğrusu siz dini (hesap gününü) yalanlıyorsunuz! Hâlbuki üzerinizde muhakkak koruyucu melekler vardır; değerli kâtipler... Yaptığınız her şeyi bilirler!”
14032. Metin
يقول تعالى معاتبا للإنسان المقصر في حق ربه، المتجرئ على مساخطه (١) : {يَا أَيُّهَا الإنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ} أتهاونا منك في حقوقه؟ أم احتقارا منك لعذابه؟ أم عدم إيمان منك بجزائه؟
Yüce Allah Rabbinin hakkı konusunda kusur işleyen ve O'nun gazabına cüret eden insana sitem ederek şöyle buyurmaktadır: {يَا أَيُّهَا الإنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ} “Ey insan! O Kerîm olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?” O'nun haklarını hafife almandan mı? Yoksa azabını küçük görmenden mi? Yoksa O'nun vereceği karşılığa inanmayışından mı?
14033. Metin
أليس هو {الَّذِي خَلَقَكَ فَسَوَّاكَ} في أحسن تقويم؟ {فَعَدَلَكَ} وركبك تركيبا قويما معتدلا في أحسن الأشكال، وأجمل الهيئات، فهل يليق بك أن تكفر نعمة المنعم، أو تجحد إحسان المحسن؟
Seni ahsen-i takvim üzere {الَّذِي خَلَقَكَ فَسَوَّاكَ} “yaratan, sana şekil verip nizam kılan” ve en güzel şekil ve biçimde seni dengeli ve düzgün yaratarak {فَعَدَلَكَ} “itidal veren” O değil midir? O hâlde Nimet Veren'in nimetine nankörlük etmek yahut İhsan Eden'in ihsanını inkâr etmek sana yakışır mı?
14034. Metin
إن هذا إلا من جهلك وظلمك وعنادك وغشمك، فاحمد الله أن لم يجعل صورتك صورة كلب أو حمار، أو نحوهما من الحيوانات؛ فلهذا قال تعالى: {فِي أَيِّ صُورَةٍ مَا شَاءَ رَكَّبَكَ}
Bu ancak senin cehaletinden, zulmünden, inadından ve haksızlığındandır. Suretini bir köpek, eşek yahut benzeri bir hayvan suretinde kılmadığı için Allah'a hamdet! Bundan ötürü Yüce Allah şöyle buyurmuştur: {فِي أَيِّ صُورَةٍ مَا شَاءَ رَكَّبَكَ} “Dilediği herhangi bir surette seni birleştirdi.”
14035. Metin
[وقوله:] {كَلا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِالدِّينِ} أي: مع هذا الوعظ والتذكير، لا تزالون مستمرين على التكذيب بالجزاء.
[Ve O'nun şu buyruğu:] {كَلا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِالدِّينِ} “Hayır! Doğrusu siz dini yalanlıyorsunuz!” Yani bu vaaz ve hatırlatmalara rağmen sizler hesap gününü yalanlamaya devam ediyorsunuz.
14036. Metin
وأنتم لا بد أن تحاسبوا على ما عملتم، وقد أقام الله عليكم ملائكة كراما يكتبون أقوالكم وأفعالكم ويعلمون أفعالكم، ودخل في هذا أفعال القلوب، وأفعال الجوارح، فاللائق بكم أن تكرموهم وتجلوهم وتحترموهم.
Sizler yaptıklarınızdan ötürü mutlaka hesaba çekileceksiniz. Allah üzerinize sözlerinizi ve fiillerinizi yazan, bütün yaptıklarınızı bilen şerefli melekler görevlendirmiştir. Kalplerin amelleri ile azaların amelleri de buna dâhildir. O hâlde size yaraşan, onlara ikramda bulunmanız, kendilerini yüceltip hürmet göstermenizdir.1
14037. Metin
{١٣ - ١٩} {إِنَّ الأبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ * وَإِنَّ الْفُجَّارَ لَفِي جَحِيمٍ * يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ الدِّينِ * وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَائِبِينَ * وَمَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الدِّينِ * ثُمَّ مَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الدِّينِ * يَوْمَ لا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِنَفْسٍ شَيْئًا وَالأمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلَّهِ} .
{13-19} {إِنَّ الأبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ * وَإِنَّ الْفُجَّارَ لَفِي جَحِيمٍ * يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ الدِّينِ * وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَائِبِينَ * وَمَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الدِّينِ * ثُمَّ مَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الدِّينِ * يَوْمَ لا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِنَفْسٍ شَيْئًا وَالأمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلَّهِ} “Şüphesiz iyiler (ebrâr) elbette bir nimet içindedirler! Günahkârlar (füccâr) ise şüphesiz alevli bir cehennemdedirler! Ceza günü oraya girerler. Onlar oradan asla kaybolup uzaklaşamazlar. Din gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin? Evet, din gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin? O gün hiçbir nefis başka bir nefis için hiçbir şeye malik olamaz; o gün emir yalnızca Allah'a aittir!”
14038. Metin
المراد بالأبرار، القائمون بحقوق الله وحقوق عباده، الملازمون للبر، في أعمال القلوب وأعمال الجوارح، فهؤلاء جزاؤهم النعيم في القلب والروح والبدن، في دار الدنيا [وفي دار] البرزخ و [في] دار القرار.
'Ebrâr'dan kasıt; Allah'ın haklarını ve kulların haklarını yerine getiren, kalbin amellerinde ve azaların amellerinde daima iyilik ve takvaya (birr) sarılan kimselerdir. İşte bunların mükâfatı dünya yurdunda, berzah yurdunda ve ebedî karar yurdunda kalpte, ruhta ve bedende olan nimettir.
14039. Metin
{وَإِنَّ الْفُجَّارَ} الذين قصروا في حقوق الله وحقوق عباده، الذين فجرت قلوبهم ففجرت أعمالهم {لَفِي جَحِيمٍ} أي: عذاب أليم، في دار الدنيا و [دار] البرزخ وفي دار القرار.
Allah'ın ve kullarının haklarında kusur eden, kalpleri günaha meylettiği için amelleri de günaha batan {وَإِنَّ الْفُجَّارَ لَفِي جَحِيمٍ} “günahkârlar ise şüphesiz alevli bir cehennemdedirler!” Yani dünya yurdunda, berzah yurdunda ve karar yurdunda elem verici bir azap içindedirler.
14040. Metin
{يَصْلَوْنَهَا} ويعذبون [بها] أشد العذاب {يَوْمَ الدِّينِ} أي: يوم الجزاء على الأعمال.
{يَصْلَوْنَهَا} “Oraya girerler;” ve amellerin karşılığının verileceği {يَوْمَ الدِّينِ} “ceza gününde” [orada] en şiddetli azapla cezalandırılırlar.
14041. Metin
{وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَائِبِينَ} أي: بل هم ملازمون لها، لا يخرجون منها.
{وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَائِبِينَ} “Onlar oradan asla kaybolup uzaklaşamazlar.” Bilakis ona sürekli mahkûmdurlar ve oradan asla çıkamazlar.
14042. Metin
{وَمَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الدِّينِ ثُمَّ مَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الدِّينِ} ففي هذا تهويل لذلك اليوم الشديد الذي يحير الأذهان.
{وَمَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الدِّينِ * ثُمَّ مَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الدِّينِ} “Din gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin? Evet, din gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?” Bunda zihinleri hayrete düşüren o dehşetli günün azamet ve şiddetini hissettirme vardır.
14043. Metin
{يَوْمَ لا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِنَفْسٍ شَيْئًا} ولو كانت لها قريبة [أو حبيبة] مصافية، فكل مشتغل بنفسه لا يطلب الفكاك لغيرها. {وَالأمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلَّهِ} فهو الذي يفصل بين العباد، ويأخذ للمظلوم حقه من ظالمه [والله أعلم]
{يَوْمَ لا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِنَفْسٍ شَيْئًا} “O gün hiçbir nefis başka bir nefis için hiçbir şeye malik olamaz;” isterse en yakın akrabası yahut candan [bir seveni] olsun. Zira herkes kendi nefsiyle meşguldür, başkasının kurtuluşunu isteyemez. {وَالأمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلَّهِ} “O gün emir yalnızca Allah'a aittir!” Kulların arasını O ayırır, zalimden mazlumun hakkını O alır. [Allah en doğrusunu bilir.]