1

İmam Nevevî · Kırk Hadis (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

24. Hadis

عَنْ أَبِي ذَرٍّ الْغِفَارِيِّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ عَنْ النَّبِيِّ صلى الله عليه و سلم فِيمَا يَرْوِيهِ عَنْ رَبِّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى، أَنَّهُ قَالَ: يَا عِبَادِي: إنِّي حَرَّمْت الظُّلْمَ عَلَى نَفْسِي، وَجَعَلْته بَيْنَكُمْ مُحَرَّمًا؛ فَلَا تَظَالَمُوا. يَا عِبَادِي! كُلُّكُمْ ضَالٌّ إلَّا مَنْ هَدَيْته، فَاسْتَهْدُونِي أَهْدِكُمْ. يَا عِبَادِي! كُلُّكُمْ جَائِعٌ إلَّا مَنْ أَطْعَمْته، فَاسْتَطْعِمُونِي أُطْعِمْكُمْ. يَا عِبَادِي! كُلُّكُمْ عَارٍ إلَّا مَنْ كَسَوْته، فَاسْتَكْسُونِي أَكْسُكُمْ. يَا عِبَادِي! إنَّكُمْ تُخْطِئُونَ بِاللَّيْلِ وَالنَّهَارِ، وَأَنَا أَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا؛ فَاسْتَغْفِرُونِي أَغْفِرْ لَكُمْ. يَا عِبَادِي! إنَّكُمْ لَنْ تَبْلُغُوا ضُرِّي فَتَضُرُّونِي، وَلَنْ تَبْلُغُوا نَفْعِي فَتَنْفَعُونِي. يَا عِبَادِي! لَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ وَإِنْسَكُمْ وَجِنَّكُمْ كَانُوا عَلَى أَتْقَى قَلْبِ رَجُلٍ وَاحِدٍ مِنْكُمْ، مَا زَادَ ذَلِكَ فِي مُلْكِي شَيْئًا. يَا عِبَادِي! لَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ وَإِنْسَكُمْ وَجِنَّكُمْ كَانُوا عَلَى أَفْجَرِ قَلْبِ رَجُلٍ وَاحِدٍ مِنْكُمْ، مَا نَقَصَ ذَلِكَ مِنْ مُلْكِي شَيْئًا. يَا عِبَادِي! لَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ وَإِنْسَكُمْ وَجِنَّكُمْ قَامُوا فِي صَعِيدٍ وَاحِدٍ، فَسَأَلُونِي، فَأَعْطَيْت كُلَّ وَاحِدٍ مَسْأَلَته، مَا نَقَصَ ذَلِكَ مِمَّا عِنْدِي إلَّا كَمَا يَنْقُصُ الْمِخْيَطُ إذَا أُدْخِلَ الْبَحْرَ. يَا عِبَادِي! إنَّمَا هِيَ أَعْمَالُكُمْ أُحْصِيهَا لَكُمْ، ثُمَّ أُوَفِّيكُمْ إيَّاهَا؛ فَمَنْ وَجَدَ خَيْرًا فَلْيَحْمَدْ اللَّهَ، وَمَنْ وَجَدَ غَيْرَ ذَلِكَ فَلَا يَلُومَن إلَّا نَفْسَهُ . [رَوَاهُ مُسْلِمٌ]

Ebu Zer el-Ğifari radıyallahu anh'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; Rabbinden (tebareke ve teala) rivayet ettiği şeyde O şöyle buyurmuştur: "Ey kullarım! Ben zulmü kendime haram kıldım ve onu aranızda da haram kıldım. Öyleyse birbirinize zulmetmeyin. Ey kullarım! Benim hidayet verdiklerim hariç hepiniz yolunuzu kaybetmişsinizdir; benden hidayet isteyin ki size hidayet vereyim. Ey kullarım! Benim doyurduklarım hariç hepiniz açsınız; benden yiyecek isteyin ki sizi doyurayım. Ey kullarım! Benim giydirdiklerim hariç hepiniz çıplaksınız; benden giyecek isteyin ki sizi giydireyim. Ey kullarım! Siz gece ve gündüz hata işliyorsunuz, ben ise bütün günahları bağışlarım; benden mağfiret dileyin ki sizi bağışlayayım. Ey kullarım! Siz bana zarar verecek bir dereceye asla ulaşamazsınız ki bana zarar veresiniz. Bana fayda verecek bir dereceye asla ulaşamazsınız ki bana fayda veresiniz. Ey kullarım! Evveliniz, ahiriniz, insanınız ve cininiz; sizden en takvalı kalbe sahip bir adamın kalbi üzere olsanız, bu benim mülkümde hiçbir şeyi artırmaz. Ey kullarım! Evveliniz, ahiriniz, insanınız ve cininiz; sizden en facir (günahkar) kalbe sahip bir adamın kalbi üzere olsanız, bu benim mülkümden hiçbir şeyi eksiltmez. Ey kullarım! Evveliniz, ahiriniz, insanınız ve cininiz; bir düzlükte (alanda) toplansanız ve benden isteseniz, ben de herkese istediğini versem, bu benim katımdaki şeylerden ancak iğnenin denize daldırıldığında eksilttiği kadarını eksiltir. Ey kullarım! Bunlar ancak sizin amellerinizdir; onları sizin için sayıp saklıyorum, sonra (karşılığını) size tam olarak vereceğim. Kim hayır bulursa Allah'a hamdetsin. Kim bundan başkasını bulursa kendisinden başkasını kınamasın." [Müslim rivayet etmiştir]