1

İmam Nevevî · Kırk Hadis (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1. Hadis

عَنْ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ أَبِي حَفْصٍ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ: " إنَّمَا الْأَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ، وَإِنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى، فَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ فَهِجْرَتُهُ إلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ، وَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ لِدُنْيَا يُصِيبُهَا أَوْ امْرَأَةٍ يَنْكِحُهَا فَهِجْرَتُهُ إلَى مَا هَاجَرَ إلَيْهِ". رَوَاهُ إِمَامَا الْمُحَدِّثِينَ أَبُو عَبْدِ اللهِ مُحَمَّدُ بنُ إِسْمَاعِيل بن إِبْرَاهِيم بن الْمُغِيرَة بن بَرْدِزبَه الْبُخَارِيُّ الْجُعْفِيُّ [رقم:1]، وَأَبُو الْحُسَيْنِ مُسْلِمٌ بنُ الْحَجَّاج بن مُسْلِم الْقُشَيْرِيُّ النَّيْسَابُورِيُّ [رقم:1907] رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا فِي "صَحِيحَيْهِمَا" اللذَينِ هُمَا أَصَحُّ الْكُتُبِ الْمُصَنَّفَةِ

Müminlerin Emiri Ebu Hafs Ömer b. el-Hattab radıyallahu anh'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Ameller ancak niyetlere göredir; herkes için ancak niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allah ve Resûlü'ne ise, hicreti Allah ve Resûlü'nedir. Kimin de hicreti elde edeceği bir dünyalık veya nikahlayacağı bir kadın için ise, hicreti hicret ettiği şeye aittir." Muhaddislerin iki imamı Ebu Abdullah Muhammed b. İsmail b. İbrahim b. el-Muğire b. Berdizbeh el-Buhari el-Cu'fi [No:1] ve Ebu'l-Hüseyin Müslim b. el-Haccac b. Müslim el-Kuşeyri en-Neysaburi [No:1907] radıyallahu anhuma, tasnif edilen kitapların en sahihi olan "Sahih"lerinde rivayet etmişlerdir.

2. Hadis

عَنْ عُمَرَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أَيْضًا قَالَ: بَيْنَمَا نَحْنُ جُلُوسٌ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم ذَاتَ يَوْمٍ، إذْ طَلَعَ عَلَيْنَا رَجُلٌ شَدِيدُ بَيَاضِ الثِّيَابِ، شَدِيدُ سَوَادِ الشَّعْرِ، لَا يُرَى عَلَيْهِ أَثَرُ السَّفَرِ، وَلَا يَعْرِفُهُ مِنَّا أَحَدٌ. حَتَّى جَلَسَ إلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه و سلم . فَأَسْنَدَ رُكْبَتَيْهِ إلَى رُكْبَتَيْهِ، وَوَضَعَ كَفَّيْهِ عَلَى فَخِذَيْهِ، وَقَالَ: يَا مُحَمَّدُ أَخْبِرْنِي عَنْ الْإِسْلَامِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم الْإِسْلَامُ أَنْ تَشْهَدَ أَنْ لَا إلَهَ إلَّا اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، وَتُقِيمَ الصَّلَاةَ، وَتُؤْتِيَ الزَّكَاةَ، وَتَصُومَ رَمَضَانَ، وَتَحُجَّ الْبَيْتَ إنْ اسْتَطَعْت إلَيْهِ سَبِيلًا. قَالَ: صَدَقْت . فَعَجِبْنَا لَهُ يَسْأَلُهُ وَيُصَدِّقُهُ! قَالَ: فَأَخْبِرْنِي عَنْ الْإِيمَانِ. قَالَ: أَنْ تُؤْمِنَ بِاَللَّهِ وَمَلَائِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ، وَتُؤْمِنَ بِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَشَرِّهِ. قَالَ: صَدَقْت. قَالَ: فَأَخْبِرْنِي عَنْ الْإِحْسَانِ. قَالَ: أَنْ تَعْبُدَ اللَّهَ كَأَنَّك تَرَاهُ، فَإِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَإِنَّهُ يَرَاك. قَالَ: فَأَخْبِرْنِي عَنْ السَّاعَةِ. قَالَ: مَا الْمَسْئُولُ عَنْهَا بِأَعْلَمَ مِنْ السَّائِلِ. قَالَ: فَأَخْبِرْنِي عَنْ أَمَارَاتِهَا؟ قَالَ: أَنْ تَلِدَ الْأَمَةُ رَبَّتَهَا، وَأَنْ تَرَى الْحُفَاةَ الْعُرَاةَ الْعَالَةَ رِعَاءَ الشَّاءِ يَتَطَاوَلُونَ فِي الْبُنْيَانِ. ثُمَّ انْطَلَقَ، فَلَبِثْتُ مَلِيًّا، ثُمَّ قَالَ: يَا عُمَرُ أَتَدْرِي مَنْ السَّائِلُ؟. ‫‬قُلْتُ: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ: فَإِنَّهُ جِبْرِيلُ أَتَاكُمْ يُعَلِّمُكُمْ دِينَكُمْ . [رَوَاهُ مُسْلِمٌ]

Yine Ömer radıyallahu anh'tan; dedi ki: Bir gün Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanında oturuyorken, üzerimize elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah, üzerinde yolculuk eseri görülmeyen ve bizden kimsenin tanımadığı bir adam çıkageldi. Nihayet Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına oturdu. Dizlerini dizlerine dayadı, ellerini uyluklarının üzerine koydu ve dedi ki: Ey Muhammed! Bana İslam'dan haber ver. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "İslam; Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna şahitlik etmen, namazı kılman, zekatı vermen, Ramazan'ı oruçla geçirmen ve yoluna gücün yeterse Beyt'i haccetmendir." Dedi ki: Doğru söyledin. (Ömer dedi ki): Ona şaşırdık; hem soruyor hem de [cevabını] doğruluyordu! Dedi ki: Bana imandan haber ver. Buyurdu ki: "Allah'a, meleklerine, kitaplarına, resûllerine, ahiret gününe iman etmen; kadere, hayrına ve şerrine iman etmendir." Dedi ki: Doğru söyledin. Dedi ki: Bana ihsandan haber ver. Buyurdu ki: "Allah'a O'nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Sen O'nu görmesen de O seni görmektedir." Dedi ki: Bana Kıyamet'ten (o Saatten) haber ver. Buyurdu ki: "Kendisine sorulan, sorandan daha bilgili değildir." Dedi ki: O halde bana alametlerinden haber ver? Buyurdu ki: "Cariyenin efendisini doğurması; yalın ayak, çıplak, yoksul koyun çobanlarının bina [yapmakta] yarıştıkarını görmendir." Sonra [o adam] gitti. Bir süre [öylece] kaldım. Sonra buyurdu ki: "Ey Ömer! O soranın kim olduğunu biliyor musun?" Dedim ki: Allah ve Resûlü en iyi bilendir. Buyurdu ki: "O Cebrail'di; size dininizi öğretmek üzere geldi." [Müslim rivayet etmiştir]

3. Hadis

عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: سَمِعْت رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم يَقُولُ: بُنِيَ الْإِسْلَامُ عَلَى خَمْسٍ: شَهَادَةِ أَنْ لَا إلَهَ إلَّا اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، وَإِقَامِ الصَّلَاةِ، وَإِيتَاءِ الزَّكَاةِ، وَحَجِّ الْبَيْتِ، وَصَوْمِ رَمَضَانَ . [رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ] ، [وَمُسْلِمٌ]

Ebu Abdurrahman Abdullah b. Ömer b. el-Hattab radıyallahu anhuma'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "İslam beş [temel] üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna şahitlik etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekatı vermek, Beyt'i haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak." [Buhari rivayet etmiştir], [ve Müslim]

4. Hadis

عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: حَدَّثَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم -وَهُوَ الصَّادِقُ الْمَصْدُوقُ-: إنَّ أَحَدَكُمْ يُجْمَعُ خَلْقُهُ فِي بَطْنِ أُمِّهِ أَرْبَعِينَ يَوْمًا نُطْفَةً، ثُمَّ يَكُونُ عَلَقَةً مِثْلَ ذَلِكَ، ثُمَّ يَكُونُ مُضْغَةً مِثْلَ ذَلِكَ، ثُمَّ يُرْسَلُ إلَيْهِ الْمَلَكُ فَيَنْفُخُ فِيهِ الرُّوحَ، وَيُؤْمَرُ بِأَرْبَعِ كَلِمَاتٍ: بِكَتْبِ رِزْقِهِ، وَأَجَلِهِ، وَعَمَلِهِ، وَشَقِيٍّ أَمْ سَعِيدٍ؛ فَوَاَللَّهِ الَّذِي لَا إلَهَ غَيْرُهُ إنَّ أَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ الْجَنَّةِ حَتَّى مَا يَكُونُ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا إلَّا ذِرَاعٌ فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الْكِتَابُ فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ فَيَدْخُلُهَا. وَإِنَّ أَحَدَكُمْ لَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ النَّارِ حَتَّى مَا يَكُونُ بَيْنَهُ وَبَيْنَهَا إلَّا ذِرَاعٌ فَيَسْبِقُ عَلَيْهِ الْكِتَابُ فَيَعْمَلُ بِعَمَلِ أَهْلِ الْجَنَّةِ فَيَدْخُلُهَا . [رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ] ، [وَمُسْلِمٌ]

Ebu Abdurrahman Abdullah b. Mesud radıyallahu anh'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem -ki o doğru söyleyen ve doğrulanandır- bize şöyle anlattı: "Sizden birinizin yaratılışı, annesinin karnında kırk gün nutfe olarak toplanır. Sonra bunun gibi pıhtılaşmış kan (alaka) olur. Sonra bunun gibi çiğnenmiş et parçası (mudğa) olur. Sonra ona melek gönderilir, ona ruh üfler ve kendisine dört kelime emredilir: Rızkını, ecelini, amelini ve şaki mi yoksa said mi olacağını yazması." "Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim ki; sizden biriniz cennet ehlinin amelini işler, hatta kendisiyle cennet arasında ancak bir arşın mesafe kalır; derken [hakkındaki] kitap (yazgı) onun önüne geçer, cehennem ehlinin amelini işler ve oraya girer. Ve sizden biriniz cehennem ehlinin amelini işler, hatta kendisiyle cehennem arasında ancak bir arşın mesafe kalır; derken kitap onun önüne geçer, cennet ehlinin amelini işler ve oraya girer." [Buhari rivayet etmiştir], [ve Müslim]

5. Hadis

عَنْ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ أُمِّ عَبْدِ اللَّهِ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا، قَالَتْ: قَالَ: رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ [رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ] ،[وَمُسْلِمٌ] وَفِي رِوَايَةٍ لِمُسْلِمٍ: مَنْ عَمِلَ عَمَلًا لَيْسَ عَلَيْهِ أَمْرُنَا فَهُوَ رَدٌّ

Müminlerin Annesi Ümmü Abdullah Aişe radıyallahu anha'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim bu işimizde (dinimizde) ondan olmayan bir şey ihdas ederse, o reddolunmuştur." [Buhari rivayet etmiştir], [ve Müslim] Müslim'in bir rivayetinde şöyledir: "Kim bizim emrimizin (işimizin) üzerinde olmadığı bir amel işlerse, o reddolunmuştur."

6. Hadis

عَنْ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا، قَالَ: سَمِعْت رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم يَقُولُ: إنَّ الْحَلَالَ بَيِّنٌ، وَإِنَّ الْحَرَامَ بَيِّنٌ، وَبَيْنَهُمَا أُمُورٌ مُشْتَبِهَاتٌ لَا يَعْلَمُهُنَّ كَثِيرٌ مِنْ النَّاسِ، فَمَنْ اتَّقَى الشُّبُهَاتِ فَقْد اسْتَبْرَأَ لِدِينِهِ وَعِرْضِهِ، وَمَنْ وَقَعَ فِي الشُّبُهَاتِ وَقَعَ فِي الْحَرَامِ، كَالرَّاعِي يَرْعَى حَوْلَ الْحِمَى يُوشِكُ أَنْ يَرْتَعَ فِيهِ، أَلَا وَإِنَّ لِكُلِّ مَلِكٍ حِمًى، أَلَا وَإِنَّ حِمَى اللَّهِ مَحَارِمُهُ، أَلَا وَإِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ، وَإذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ، أَلَا وَهِيَ الْقَلْبُ . [رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ]، [وَمُسْلِمٌ]

Ebu Abdullah en-Numan b. Beşir radıyallahu anhuma'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Muhakkak ki helal apaçıktır, haram da apaçıktır. İkisi arasında ise insanların çoğunun bilmediği şüpheli şeyler vardır. Kim şüpheli şeylerden sakınırsa, dinini ve ırzını temize çıkarmış olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse, harama düşmüş olur; tıpkı korunun etrafında [koyun] otlatan çoban gibi ki, içine girmesi yakındır. Dikkat edin! Her hükümdarın bir korusu vardır. Dikkat edin! Allah'ın korusu da haram kıldığı şeylerdir. Dikkat edin! Cesette bir et parçası (mudğa) vardır; o düzelirse bütün ceset düzelir, o bozulursa bütün ceset bozulur. Dikkat edin! O kalptir." [Buhari rivayet etmiştir], [ve Müslim]

7. Hadis

عَنْ أَبِي رُقَيَّةَ تَمِيمِ بْنِ أَوْسٍ الدَّارِيِّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ: "الدِّينُ النَّصِيحَةُ." قُلْنَا: لِمَنْ؟ قَالَ: "لِلَّهِ، وَلِكِتَابِهِ، وَلِرَسُولِهِ، وَلِأَئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ." [رَوَاهُ مُسْلِمٌ]

Ebu Rukayye Temim b. Evs ed-Dari radıyallahu anh'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Din nasihattir." Biz: Kimin için? dedik. Buyurdu ki: "Allah için, Kitabı için, Resûlü için, Müslümanların imamları (yöneticileri) ve geneli için." [Müslim rivayet etmiştir]

8. Hadis

عَنْ ابْنِ عُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم قَالَ: أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَشْهَدُوا أَنْ لَا إلَهَ إلَّا اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ، وَيُقِيمُوا الصَّلَاةَ، وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ؛ فَإِذَا فَعَلُوا ذَلِكَ عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إلَّا بِحَقِّ الْإِسْلَامِ، وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ تَعَالَى . [رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ] ،[وَمُسْلِمٌ]

İbn Ömer radıyallahu anhuma'dan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlarla; Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna şahitlik edinceye, namazı kılıncaya ve zekatı verinceye kadar savaşmakla emrolundum. Bunu yaptıkları zaman -İslam'ın hakkı hariç- benden kanlarını ve mallarını korumuş (masum kılmış) olurlar. Hesapları ise Allah Teala'ya aittir." [Buhari rivayet etmiştir], [ve Müslim]

9. Hadis

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ صَخْرٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: سَمِعْت رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم يَقُولُ: مَا نَهَيْتُكُمْ عَنْهُ فَاجْتَنِبُوهُ، وَمَا أَمَرْتُكُمْ بِهِ فَأْتُوا مِنْهُ مَا اسْتَطَعْتُمْ، فَإِنَّمَا أَهْلَكَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ كَثْرَةُ مَسَائِلِهِمْ وَاخْتِلَافُهُمْ عَلَى أَنْبِيَائِهِمْ . [رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ] ،[وَمُسْلِمٌ]

Ebu Hureyre Abdurrahman b. Sahr radıyallahu anh'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Size neyi yasakladıysam ondan kaçının, size neyi emrettiysem ondan gücünüz yettiği kadarını yerine getirin. Zira sizden öncekileri; çok soru sormaları ve peygamberlerine muhalefet etmeleri helak etmiştir." [Buhari rivayet etmiştir], [ve Müslim]

10. Hadis

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم "إنَّ اللَّهَ طَيِّبٌ لَا يَقْبَلُ إلَّا طَيِّبًا، وَإِنَّ اللَّهَ أَمَرَ الْمُؤْمِنِينَ بِمَا أَمَرَ بِهِ الْمُرْسَلِينَ فَقَالَ تَعَالَى: "يَا أَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنْ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا"، وَقَالَ تَعَالَى: "يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ" ثُمَّ ذَكَرَ الرَّجُلَ يُطِيلُ السَّفَرَ أَشْعَثَ أَغْبَرَ يَمُدُّ يَدَيْهِ إلَى السَّمَاءِ: يَا رَبِّ! يَا رَبِّ! وَمَطْعَمُهُ حَرَامٌ، وَمَشْرَبُهُ حَرَامٌ، وَمَلْبَسُهُ حَرَامٌ، وَغُذِّيَ بِالْحَرَامِ، فَأَنَّى يُسْتَجَابُ لَهُ؟". [رَوَاهُ مُسْلِمٌ]

Ebu Hureyre radıyallahu anh'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah Tayyib'dir (temiz ve noksansızdır), ancak tayyib (temiz) olanı kabul eder. Ve şüphesiz Allah müminlere, resûllere emrettiği şeyi emretmiş ve Teala şöyle buyurmuştur: { يَا أَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنْ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا } “Ey resûller! Tayyib (temiz) olanlardan yiyin ve salih amel işleyin.” [Müminun: 51]. Ve Teala şöyle buyurmuştur: { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ } “Ey iman edenler! Sizi rızıklandırdığımız şeylerin tayyib (temiz) olanlarından yiyin.” [Bakara: 172]." "Sonra, uzun bir yolculuğa çıkmış, saçı başı dağınık, toz toprak içinde kalmış ve ellerini semaya uzatıp: 'Ya Rab! Ya Rab!' diyen bir adamı zikretti. [Halbuki] yediği haram, içtiği haram, giydiği haram ve haramla beslenmiştir. Onun [duası] nasıl kabul olunur?" [Müslim rivayet etmiştir]

11. Hadis

عَنْ أَبِي مُحَمَّدٍ الْحَسَنِ بْنِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ سِبْطِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم وَرَيْحَانَتِهِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا، قَالَ: حَفِظْت مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم دَعْ مَا يُرِيبُك إلَى مَا لَا يُرِيبُك . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ [رقم:2520]، [وَالنَّسَائِيّ] وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ: حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ

Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in torunu ve reyhanı Ebu Muhammed Hasan b. Ali b. Ebu Talib radıyallahu anhuma'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den şunu ezberledim: "Seni şüpheye düşüren şeyi bırak, şüpheye düşürmeyen şeye gel (yönel)." Tirmizi rivayet etmiştir [No:2520], [ve Nesai]. Ve Tirmizi dedi ki: Hadis hasen sahihtir.

12. Hadis

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم مِنْ حُسْنِ إسْلَامِ الْمَرْءِ تَرْكُهُ مَا لَا يَعْنِيهِ . حَدِيثٌ حَسَنٌ، رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ [رقم: 2318] ، ابن ماجه [رقم:]

Ebu Hureyre radıyallahu anh'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi, İslam'ının güzelliğindendir." Hadis hasendir. Tirmizi rivayet etmiştir [No: 2318] , İbn Mace [No:]

13. Hadis

عَنْ أَبِي حَمْزَةَ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ خَادِمِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم عَنْ النَّبِيِّ صلى الله عليه و سلم قَالَ: لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لِأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ . رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ [رقم:13]، وَمُسْلِمٌ [رقم:45]. [رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ] ، [وَمُسْلِمٌ]

Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in hizmetçisi Ebu Hamza Enes b. Malik radıyallahu anh'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu [nakledilmiştir]: "Sizden biri, kendisi için sevdiğini (istediğini) kardeşi için de sevmedikçe (istemedikçe) iman etmiş olmaz." Buhari rivayet etmiştir [No:13] ve Müslim [No:45]. [Buhari rivayet etmiştir], [ve Müslim]

14. Hadis

عَنْ ابْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم لَا يَحِلُّ دَمُ امْرِئٍ مُسْلِمٍ [ يشهد أن لا إله إلا الله، وأني رسول الله] إلَّا بِإِحْدَى ثَلَاثٍ: الثَّيِّبُ الزَّانِي، وَالنَّفْسُ بِالنَّفْسِ، وَالتَّارِكُ لِدِينِهِ الْمُفَارِقُ لِلْجَمَاعَةِ . [رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ] ، [وَمُسْلِمٌ]

İbn Mesud radıyallahu anh'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim Allah'ın Resûlü olduğuma şahitlik eden Müslüman bir kişinin kanı, şu üç durumdan biri haricinde helal olmaz: Zina eden dul, cana karşılık can ve dinini terk edip cemaatten ayrılan." [Buhari rivayet etmiştir], [ve Müslim]

15. Hadis

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم قَالَ: مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاَللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَصْمُتْ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاَللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيُكْرِمْ جَارَهُ، وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاَللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ . [رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ] ، [وَمُسْلِمٌ]

Ebu Hureyre radıyallahu anh'tan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa, ya hayır söylesin ya da sussun. Kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa, komşusuna ikram etsin. Kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa, misafirine ikram etsin." [Buhari rivayet etmiştir], [ve Müslim]

16. Hadis

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أَنَّ رَجُلًا قَالَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه و سلم أَوْصِنِي. قَالَ: لَا تَغْضَبْ، فَرَدَّدَ مِرَارًا، قَالَ: لَا تَغْضَبْ" . [رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ]

Ebu Hureyre radıyallahu anh'tan; bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e: Bana tavsiyede bulun, dedi. Buyurdu ki: "Kızma." Birkaç defa tekrarladı. Buyurdu ki: "Kızma." [Buhari rivayet etmiştir]

17. Hadis

عَنْ أَبِي يَعْلَى شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم قَالَ: إنَّ اللَّهَ كَتَبَ الْإِحْسَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ، فَإِذَا قَتَلْتُمْ فَأَحْسِنُوا الْقِتْلَةَ، وَإِذَا ذَبَحْتُمْ فَأَحْسِنُوا الذِّبْحَةَ، وَلْيُحِدَّ أَحَدُكُمْ شَفْرَتَهُ، وَلْيُرِحْ ذَبِيحَتَهُ . [رَوَاهُ مُسْلِمٌ]

Ebu Ya'la Şeddad b. Evs radıyallahu anh'tan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: "Şüphesiz Allah her şeye ihsanı (iyi yapmayı) yazdı. Bu yüzden öldürdüğünüzde, öldürmeyi güzel yapın. Kestiğinizde (boğazladığınızda), kesimi güzel yapın. Sizden biri bıçağını keskinletsin ve kestiği hayvanı rahatlatsın." [Müslim rivayet etmiştir]

18. Hadis

عَنْ أَبِي ذَرٍّ جُنْدَبِ بْنِ جُنَادَةَ، وَأَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم قَالَ: اتَّقِ اللَّهَ حَيْثُمَا كُنْت، وَأَتْبِعْ السَّيِّئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا، وَخَالِقْ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ [رقم:1987] وَقَالَ: حَدِيثٌ حَسَنٌ، وَفِي بَعْضِ النُّسَخِ: حَسَنٌ صَحِيحٌ

Ebu Zer Cündeb b. Cünade ve Ebu Abdurrahman Muaz b. Cebel radıyallahu anhuma'dan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: "Nerede olursan ol Allah'tan sakın. Kötülüğün ardından bir iyilik yap ki onu silsin. Ve insanlarla güzel ahlakla geçin." Tirmizi rivayet etmiştir [No:1987] ve dedi ki: Hadis hasendir. Ve bazı nüshalarda: Hasen sahihtir.

19. Hadis

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: "كُنْت خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم يَوْمًا، فَقَالَ: يَا غُلَامِ! إنِّي أُعَلِّمُك كَلِمَاتٍ: احْفَظْ اللَّهَ يَحْفَظْك، احْفَظْ اللَّهَ تَجِدْهُ تُجَاهَك، إذَا سَأَلْت فَاسْأَلْ اللَّهَ، وَإِذَا اسْتَعَنْت فَاسْتَعِنْ بِاَللَّهِ، وَاعْلَمْ أَنَّ الْأُمَّةَ لَوْ اجْتَمَعَتْ عَلَى أَنْ يَنْفَعُوك بِشَيْءٍ لَمْ يَنْفَعُوك إلَّا بِشَيْءٍ قَدْ كَتَبَهُ اللَّهُ لَك، وَإِنْ اجْتَمَعُوا عَلَى أَنْ يَضُرُّوك بِشَيْءٍ لَمْ يَضُرُّوك إلَّا بِشَيْءٍ قَدْ كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَيْك؛ رُفِعَتْ الْأَقْلَامُ، وَجَفَّتْ الصُّحُفُ" . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ [رقم:2516] وَقَالَ: حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ. وَفِي رِوَايَةِ غَيْرِ التِّرْمِذِيِّ: "احْفَظْ اللَّهَ تَجِدْهُ أمامك، تَعَرَّفْ إلَى اللَّهِ فِي الرَّخَاءِ يَعْرِفُك فِي الشِّدَّةِ، وَاعْلَمْ أَنَّ مَا أَخْطَأَك لَمْ يَكُنْ لِيُصِيبَك، وَمَا أَصَابَك لَمْ يَكُنْ لِيُخْطِئَك، وَاعْلَمْ أَنَّ النَّصْرَ مَعَ الصَّبْرِ، وَأَنْ الْفَرَجَ مَعَ الْكَرْبِ، وَأَنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا

Abdullah b. Abbas radıyallahu anhuma'dan; dedi ki: Bir gün Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in arkasında idim. Buyurdu ki: "Ey çocuk! Sana bazı kelimeler öğreteceğim: Allah'ı koru (emirlerini gözet) ki seni korusun. Allah'ı gözet ki O'nu [yardımıyla] karşında bulasın. İstediğin zaman Allah'tan iste. Yardım dilediğin zaman Allah'tan dile. Ve bil ki; ümmet sana bir şeyle fayda vermek üzere bir araya gelse, ancak Allah'ın senin için yazdığı bir şeyle sana fayda verebilirler. Ve sana bir şeyle zarar vermek üzere bir araya gelseler, ancak Allah'ın aleyhine yazdığı bir şeyle sana zarar verebilirler. Kalemler kaldırıldı ve sayfalar kurudu." Tirmizi rivayet etmiştir [No:2516] ve dedi ki: Hadis hasen sahihtir. Tirmizi dışındaki bir rivayette şöyledir: "Allah'ı gözet ki O'nu önünde bulasın. Bolluk zamanında Allah'ı tanı ki sıkıntı zamanında seni tanısın. Bil ki; seni ıskalayan şey sana isabet edecek değildi, sana isabet eden şey de seni ıskalayacak değildi. Bil ki zafer sabırla beraberdir, kurtuluş sıkıntıyla beraberdir ve zorlukla beraber bir kolaylık vardır."

20. Hadis

عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ عُقْبَةَ بْنِ عَمْرٍو الْأَنْصَارِيِّ الْبَدْرِيِّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم إنَّ مِمَّا أَدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلَامِ النُّبُوَّةِ الْأُولَى: إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْت . [رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ]

Ebu Mesud Ukbe b. Amr el-Ensari el-Bedri radıyallahu anh'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanların ilk peygamberlik sözlerinden yetiştikleri şey şudur: Utanmıyorsan dilediğini yap." [Buhari rivayet etmiştir]

21. Hadis

عَنْ أَبِي عَمْرٍو وَقِيلَ: أَبِي عَمْرَةَ سُفْيَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قُلْت: يَا رَسُولَ اللَّهِ! قُلْ لِي فِي الْإِسْلَامِ قَوْلًا لَا أَسْأَلُ عَنْهُ أَحَدًا غَيْرَك؛ قَالَ: قُلْ: آمَنْت بِاَللَّهِ ثُمَّ اسْتَقِمْ . [رَوَاهُ مُسْلِمٌ]

Ebu Amr -veya Ebu Amre- Süfyan b. Abdullah radıyallahu anh'tan; dedi ki: Dedim ki: Ey Allah'ın Resûlü! Bana İslam hakkında öyle bir söz söyle ki, onu senden başkasına sormayayım. Buyurdu ki: "De ki: Allah'a iman ettim, sonra dosdoğru ol." [Müslim rivayet etmiştir]

22. Hadis

عَنْ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الْأَنْصَارِيِّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا: أَنَّ رَجُلًا سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم فَقَالَ: أَرَأَيْت إذَا صَلَّيْت الْمَكْتُوبَاتِ، وَصُمْت رَمَضَانَ، وَأَحْلَلْت الْحَلَالَ، وَحَرَّمْت الْحَرَامَ، وَلَمْ أَزِدْ عَلَى ذَلِكَ شَيْئًا؛ أَأَدْخُلُ الْجَنَّةَ؟ قَالَ: نَعَمْ . [رَوَاهُ مُسْلِمٌ]

Ebu Abdullah Cabir b. Abdullah el-Ensari radıyallahu anhuma'dan; bir adam Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sordu ve dedi ki: Ne dersin? Farz namazları kılsam, Ramazan orucunu tutsam, helali helal kabul edip haramı haram kabul etsem ve bunlara hiçbir şey eklemesem; cennete girer miyim? Buyurdu ki: "Evet." [Müslim rivayet etmiştir]

23. Hadis

عَنْ أَبِي مَالِكٍ الْحَارِثِ بْنِ عَاصِمٍ الْأَشْعَرِيِّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم الطَّهُورُ شَطْرُ الْإِيمَانِ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ تَمْلَأُ الْمِيزَانَ، وَسُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ تَمْلَآنِ -أَوْ: تَمْلَأُ- مَا بَيْنَ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ، وَالصَّلَاةُ نُورٌ، وَالصَّدَقَةُ بُرْهَانٌ، وَالصَّبْرُ ضِيَاءٌ، وَالْقُرْآنُ حُجَّةٌ لَك أَوْ عَلَيْك، كُلُّ النَّاسِ يَغْدُو، فَبَائِعٌ نَفْسَهُ فَمُعْتِقُهَا أَوْ مُوبِقُهَا . [رَوَاهُ مُسْلِمٌ]

Ebu Malik el-Haris b. Asım el-Eş'ari radıyallahu anh'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Temizlik imanın yarısıdır. 'Elhamdülillah' mizanı doldurur. 'Sübhanallah ve Elhamdülillah' gökler ile yer arasını doldururlar -veya doldurur-. Namaz nurdur. Sadaka burhandır. Sabır ziyadır. Kur'an senin lehine veya aleyhine hüccettir. Bütün insanlar sabahlar; kimisi nefsini satar da onu azat eder veya helak eder." [Müslim rivayet etmiştir]

24. Hadis

عَنْ أَبِي ذَرٍّ الْغِفَارِيِّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ عَنْ النَّبِيِّ صلى الله عليه و سلم فِيمَا يَرْوِيهِ عَنْ رَبِّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى، أَنَّهُ قَالَ: يَا عِبَادِي: إنِّي حَرَّمْت الظُّلْمَ عَلَى نَفْسِي، وَجَعَلْته بَيْنَكُمْ مُحَرَّمًا؛ فَلَا تَظَالَمُوا. يَا عِبَادِي! كُلُّكُمْ ضَالٌّ إلَّا مَنْ هَدَيْته، فَاسْتَهْدُونِي أَهْدِكُمْ. يَا عِبَادِي! كُلُّكُمْ جَائِعٌ إلَّا مَنْ أَطْعَمْته، فَاسْتَطْعِمُونِي أُطْعِمْكُمْ. يَا عِبَادِي! كُلُّكُمْ عَارٍ إلَّا مَنْ كَسَوْته، فَاسْتَكْسُونِي أَكْسُكُمْ. يَا عِبَادِي! إنَّكُمْ تُخْطِئُونَ بِاللَّيْلِ وَالنَّهَارِ، وَأَنَا أَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا؛ فَاسْتَغْفِرُونِي أَغْفِرْ لَكُمْ. يَا عِبَادِي! إنَّكُمْ لَنْ تَبْلُغُوا ضُرِّي فَتَضُرُّونِي، وَلَنْ تَبْلُغُوا نَفْعِي فَتَنْفَعُونِي. يَا عِبَادِي! لَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ وَإِنْسَكُمْ وَجِنَّكُمْ كَانُوا عَلَى أَتْقَى قَلْبِ رَجُلٍ وَاحِدٍ مِنْكُمْ، مَا زَادَ ذَلِكَ فِي مُلْكِي شَيْئًا. يَا عِبَادِي! لَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ وَإِنْسَكُمْ وَجِنَّكُمْ كَانُوا عَلَى أَفْجَرِ قَلْبِ رَجُلٍ وَاحِدٍ مِنْكُمْ، مَا نَقَصَ ذَلِكَ مِنْ مُلْكِي شَيْئًا. يَا عِبَادِي! لَوْ أَنَّ أَوَّلَكُمْ وَآخِرَكُمْ وَإِنْسَكُمْ وَجِنَّكُمْ قَامُوا فِي صَعِيدٍ وَاحِدٍ، فَسَأَلُونِي، فَأَعْطَيْت كُلَّ وَاحِدٍ مَسْأَلَته، مَا نَقَصَ ذَلِكَ مِمَّا عِنْدِي إلَّا كَمَا يَنْقُصُ الْمِخْيَطُ إذَا أُدْخِلَ الْبَحْرَ. يَا عِبَادِي! إنَّمَا هِيَ أَعْمَالُكُمْ أُحْصِيهَا لَكُمْ، ثُمَّ أُوَفِّيكُمْ إيَّاهَا؛ فَمَنْ وَجَدَ خَيْرًا فَلْيَحْمَدْ اللَّهَ، وَمَنْ وَجَدَ غَيْرَ ذَلِكَ فَلَا يَلُومَن إلَّا نَفْسَهُ . [رَوَاهُ مُسْلِمٌ]

Ebu Zer el-Ğifari radıyallahu anh'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; Rabbinden (tebareke ve teala) rivayet ettiği şeyde O şöyle buyurmuştur: "Ey kullarım! Ben zulmü kendime haram kıldım ve onu aranızda da haram kıldım. Öyleyse birbirinize zulmetmeyin. Ey kullarım! Benim hidayet verdiklerim hariç hepiniz yolunuzu kaybetmişsinizdir; benden hidayet isteyin ki size hidayet vereyim. Ey kullarım! Benim doyurduklarım hariç hepiniz açsınız; benden yiyecek isteyin ki sizi doyurayım. Ey kullarım! Benim giydirdiklerim hariç hepiniz çıplaksınız; benden giyecek isteyin ki sizi giydireyim. Ey kullarım! Siz gece ve gündüz hata işliyorsunuz, ben ise bütün günahları bağışlarım; benden mağfiret dileyin ki sizi bağışlayayım. Ey kullarım! Siz bana zarar verecek bir dereceye asla ulaşamazsınız ki bana zarar veresiniz. Bana fayda verecek bir dereceye asla ulaşamazsınız ki bana fayda veresiniz. Ey kullarım! Evveliniz, ahiriniz, insanınız ve cininiz; sizden en takvalı kalbe sahip bir adamın kalbi üzere olsanız, bu benim mülkümde hiçbir şeyi artırmaz. Ey kullarım! Evveliniz, ahiriniz, insanınız ve cininiz; sizden en facir (günahkar) kalbe sahip bir adamın kalbi üzere olsanız, bu benim mülkümden hiçbir şeyi eksiltmez. Ey kullarım! Evveliniz, ahiriniz, insanınız ve cininiz; bir düzlükte (alanda) toplansanız ve benden isteseniz, ben de herkese istediğini versem, bu benim katımdaki şeylerden ancak iğnenin denize daldırıldığında eksilttiği kadarını eksiltir. Ey kullarım! Bunlar ancak sizin amellerinizdir; onları sizin için sayıp saklıyorum, sonra (karşılığını) size tam olarak vereceğim. Kim hayır bulursa Allah'a hamdetsin. Kim bundan başkasını bulursa kendisinden başkasını kınamasın." [Müslim rivayet etmiştir]

25. Hadis

عَنْ أَبِي ذَرٍّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أَيْضًا، أَنَّ نَاسًا مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم قَالُوا لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه و سلم يَا رَسُولَ اللَّهِ ذَهَبَ أَهْلُ الدُّثُورِ بِالْأُجُورِ؛ يُصَلُّونَ كَمَا نُصَلِّي، وَيَصُومُونَ كَمَا نَصُومُ، وَيَتَصَدَّقُونَ بِفُضُولِ أَمْوَالِهِمْ. قَالَ: أَوَلَيْسَ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لَكُمْ مَا تَصَّدَّقُونَ؟ إنَّ بِكُلِّ تَسْبِيحَةٍ صَدَقَةً، وَكُلِّ تَكْبِيرَةٍ صَدَقَةً، وَكُلِّ تَحْمِيدَةٍ صَدَقَةً، وَكُلِّ تَهْلِيلَةٍ صَدَقَةً، وَأَمْرٌ بِمَعْرُوفٍ صَدَقَةٌ، وَنَهْيٌ عَنْ مُنْكَرٍ صَدَقَةٌ، وَفِي بُضْعِ أَحَدِكُمْ صَدَقَةٌ. قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ أَيَأْتِي أَحَدُنَا شَهْوَتَهُ وَيَكُونُ لَهُ فِيهَا أَجْرٌ؟ قَالَ: أَرَأَيْتُمْ لَوْ وَضَعَهَا فِي حَرَامٍ أَكَانَ عَلَيْهِ وِزْرٌ؟ فَكَذَلِكَ إذَا وَضَعَهَا فِي الْحَلَالِ، كَانَ لَهُ أَجْرٌ . [رَوَاهُ مُسْلِمٌ]

Yine Ebu Zer radıyallahu anh'tan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından bazı insanlar Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e dediler ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Varlık sahipleri (zenginler) ecirleri aldılar (götürdüler). Bizim namaz kıldığımız gibi namaz kılıyorlar, oruç tuttuğumuz gibi oruç tutuyorlar ve mallarının fazlasından sadaka veriyorlar." Buyurdu ki: "Allah size sadaka vereceğiniz şeyler kılmadı mı? Muhakkak ki her tesbih bir sadakadır, her tekbir bir sadakadır, her tahmid bir sadakadır, her tehlil bir sadakadır. İyiliği emretmek sadakadır, kötülükten sakındırmak sadakadır. Ve sizden birinizin cinselliğinde (eşine yaklaşmasında) bir sadaka vardır." Dediler ki: Ey Allah'ın Resûlü! Bizden biri şehvetini yerine getirir de bunda onun için bir ecir mi olur? Buyurdu ki: "Gördünüz mü (ne dersiniz)? Eğer onu harama koysaydı üzerine bir günah olur muydu? İşte bunun gibi, onu helale koyduğu zaman da onun için bir ecir vardır." [Müslim rivayet etmiştir]

26. Hadis

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم كُلُّ سُلَامَى مِنْ النَّاسِ عَلَيْهِ صَدَقَةٌ، كُلَّ يَوْمٍ تَطْلُعُ فِيهِ الشَّمْسُ تَعْدِلُ بَيْنَ اثْنَيْنِ صَدَقَةٌ، وَتُعِينُ الرَّجُلَ فِي دَابَّتِهِ فَتَحْمِلُهُ عَلَيْهَا أَوْ تَرْفَعُ لَهُ عَلَيْهَا مَتَاعَهُ صَدَقَةٌ، وَالْكَلِمَةُ الطَّيِّبَةُ صَدَقَةٌ، وَبِكُلِّ خُطْوَةٍ تَمْشِيهَا إلَى الصَّلَاةِ صَدَقَةٌ، وَتُمِيطُ الْأَذَى عَنْ الطَّرِيقِ صَدَقَةٌ . [رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ] ، [وَمُسْلِمٌ]

Ebu Hureyre radıyallahu anh'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "İnsanlardan (insanların eklemlerinden) her bir sülama (eklem) için, güneşin doğduğu her gün bir sadaka vardır. İki kişinin arasını adaletle düzeltmen bir sadakadır. Bir adama biniti konusunda yardım etmen, onu üzerine bindirmen veya eşyasını onun üzerine yüklemen bir sadakadır. Güzel söz bir sadakadır. Namaza giderken attığın her adım bir sadakadır. Rahatsızlık veren şeyi yoldan kaldırman bir sadakadır." [Buhari rivayet etmiştir], [ve Müslim]

27. Hadis

عَنْ النَّوَّاسِ بْنِ سَمْعَانَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ عَنْ النَّبِيِّ صلى الله عليه و سلم قَالَ: "الْبِرُّ حُسْنُ الْخُلُقِ، وَالْإِثْمُ مَا حَاكَ فِي صَدْرِك، وَكَرِهْت أَنْ يَطَّلِعَ عَلَيْهِ النَّاسُ" رَوَاهُ مُسْلِمٌ [رَوَاهُ مُسْلِمٌ]. وَعَنْ وَابِصَةَ بْنِ مَعْبَدٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: أَتَيْت رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم فَقَالَ: "جِئْتَ تَسْأَلُ عَنْ الْبِرِّ؟ قُلْت: نَعَمْ. فقَالَ: استفت قلبك، الْبِرُّ مَا اطْمَأَنَّتْ إلَيْهِ النَّفْسُ، وَاطْمَأَنَّ إلَيْهِ الْقَلْبُ، وَالْإِثْمُ مَا حَاكَ فِي النَّفْسِ وَتَرَدَّدَ فِي الصَّدْرِ، وَإِنْ أَفْتَاك النَّاسُ وَأَفْتَوْك" . حَدِيثٌ حَسَنٌ، رَوَيْنَاهُ في مُسْنَدَي الْإِمَامَيْنِ أَحْمَدَ بْنِ حَنْبَلٍ [رقم:4/227]، وَالدَّارِمِيّ [2/246] بِإِسْنَادٍ حَسَنٍ

En-Nevvas b. Sem'an radıyallahu anh'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: "Birr (iyilik), güzel ahlaktır. İsm (günah) ise, göğsünü sıkan (içine sinmeyen) ve insanların muttali olmasını (bilmesini) hoş görmediğin şeydir." [Müslim rivayet etmiştir]. Ve Vabisa b. Ma'bed radıyallahu anh'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim. Buyurdu ki: "Birr (iyilik) hakkında sormaya mı geldin?" Dedim ki: Evet. Buyurdu ki: "Kalbine danış. Birr (iyilik); nefsinin mutmain olduğu (huzur bulduğu) ve kalbinin mutmain olduğu şeydir. İsm (günah) ise; insanlar sana fetva verseler ve (farklı) fetvalar verseler bile, nefiste (içte) bir tırmalanma yapan ve göğüste tereddüt eden şeydir." Hadis hasendir. İki İmam, Ahmed b. Hanbel [No:4/227] ve Darimi [No:2/246], müsnedlerinde hasen bir isnadla rivayet etmişlerdir.

28. Hadis

عَنْ أَبِي نَجِيحٍ الْعِرْبَاضِ بْنِ سَارِيَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: وَعَظَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم مَوْعِظَةً وَجِلَتْ مِنْهَا الْقُلُوبُ، وَذَرَفَتْ مِنْهَا الْعُيُونُ، فَقُلْنَا: يَا رَسُولَ اللَّهِ! كَأَنَّهَا مَوْعِظَةُ مُوَدِّعٍ فَأَوْصِنَا، قَالَ: أُوصِيكُمْ بِتَقْوَى اللَّهِ، وَالسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ وَإِنْ تَأَمَّرَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ، فَإِنَّهُ مَنْ يَعِشْ مِنْكُمْ فَسَيَرَى اخْتِلَافًا كَثِيرًا، فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتِي وَسُنَّةِ الْخُلَفَاءِ الرَّاشِدِينَ الْمَهْدِيينَ، عَضُّوا عَلَيْهَا بِالنَّوَاجِذِ، وَإِيَّاكُمْ وَمُحْدَثَاتِ الْأُمُورِ؛ فَإِنَّ كُلَّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ . [رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ]، وَاَلتِّرْمِذِيُّ [رقم:266] وَقَالَ: حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ

Ebu Necih el-İrbad b. Sariye radıyallahu anh'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize öyle bir vaaz verdi ki, ondan kalpler ürperdi ve gözler yaşardı. Dedik ki: Ey Allah'ın Resûlü! Sanki veda eden birinin vaazı gibi; bize ne tavsiye edersiniz? Buyurdu ki: "Size Allah'tan sakınmayı (takvayı), -başınıza Habeşli bir köle bile geçse- dinleyip itaat etmeyi tavsiye ederim. Zira sizden yaşayacak olanlar çok ihtilaf göreceklerdir. O halde benim sünnetime ve hidayet üzere olan Raşid Halifelerin sünnetine sarılın. Ona (sünnete) sımsıkı yapışın ve azı dişlerinizle (ona) tutunun. Sonradan çıkarılan işlerden (bidatlerden) sakının. Çünkü her sonradan çıkarılan iş (muhdes) bidattir ve her bidat dalalettir." [Ebu Davud rivayet etmiştir] ve Tirmizi [No:266] ve dedi ki: Hadis hasen sahihtir.

29. Hadis

عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قُلْت يَا رَسُولَ اللَّهِ! أَخْبِرْنِي بِعَمَلٍ يُدْخِلُنِي الْجَنَّةَ وَيُبَاعِدْنِي مِنْ النَّارِ، قَالَ: "لَقَدْ سَأَلْت عَنْ عَظِيمٍ، وَإِنَّهُ لَيَسِيرٌ عَلَى مَنْ يَسَّرَهُ اللَّهُ عَلَيْهِ: تَعْبُدُ اللَّهَ لَا تُشْرِكْ بِهِ شَيْئًا، وَتُقِيمُ الصَّلَاةَ، وَتُؤْتِي الزَّكَاةَ، وَتَصُومُ رَمَضَانَ، وَتَحُجُّ الْبَيْتَ، ثُمَّ قَالَ: أَلَا أَدُلُّك عَلَى أَبْوَابِ الْخَيْرِ؟ الصَّوْمُ جُنَّةٌ، وَالصَّدَقَةُ تُطْفِئُ الْخَطِيئَةَ كَمَا يُطْفِئُ الْمَاءُ النَّارَ، وَصَلَاةُ الرَّجُلِ فِي جَوْفِ اللَّيْلِ، ثُمَّ تَلَا: " تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ " حَتَّى بَلَغَ "يَعْمَلُونَ"،[ 32 سورة السجدة / الأيتان : 16 و 17 ] ثُمَّ قَالَ: أَلَا أُخْبِرُك بِرَأْسِ الْأَمْرِ وَعَمُودِهِ وَذُرْوَةِ سَنَامِهِ؟ قُلْت: بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ: رَأْسُ الْأَمْرِ الْإِسْلَامُ، وَعَمُودُهُ الصَّلَاةُ، وَذُرْوَةُ سَنَامِهِ الْجِهَادُ، ثُمَّ قَالَ: أَلَا أُخْبِرُك بِمَلَاكِ ذَلِكَ كُلِّهِ؟ فقُلْت: بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ ! فَأَخَذَ بِلِسَانِهِ وَقَالَ: كُفَّ عَلَيْك هَذَا. قُلْت: يَا نَبِيَّ اللَّهِ وَإِنَّا لَمُؤَاخَذُونَ بِمَا نَتَكَلَّمُ بِهِ؟ فَقَالَ: ثَكِلَتْك أُمُّك وَهَلْ يَكُبُّ النَّاسَ عَلَى وُجُوهِهِمْ -أَوْ قَالَ عَلَى مَنَاخِرِهِمْ- إلَّا حَصَائِدُ أَلْسِنَتِهِمْ؟!" . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ [رقم:2616] وَقَالَ: حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ

Muaz b. Cebel radıyallahu anh'tan; dedi ki: Ey Allah'ın Resûlü! Bana beni cennete koyacak ve cehennemden uzaklaştıracak bir amel haber ver, dedim. Buyurdu ki: "Sen çok büyük bir şey sordun. Ancak o, Allah'ın kolaylaştırdığı kimse için şüphesiz kolaydır: Allah'a ibadet edersin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazı kılarsın, zekatı verirsin, Ramazan orucunu tutarsın ve Beyt'i haccedersin." Sonra buyurdu ki: "Sana hayır kapılarını göstereyim mi? Oruç kalkandır. Sadaka, suyun ateşi söndürdüğü gibi hatayı söndürür. Ve kişinin gece yarısı kıldığı namaz." Sonra okudu: { Yanları yataklardan uzaklaşır... } "yapmakta oldukları (şeylere karşılık)" ayetine (kadar). [Secde: 16-17]. Sonra buyurdu ki: "Sana işin başını, direğini ve hörgücünün zirvesini haber vereyim mi?" Dedim ki: Evet, ey Allah'ın Resûlü. Buyurdu ki: "İşin başı İslam'dır, direği namazdır, hörgücünün zirvesi ise cihattır." Sonra buyurdu ki: "Sana bütün bunların can damarını (temelini) haber vereyim mi?" Dedim ki: Evet, ey Allah'ın Resûlü! Dilini tuttu ve dedi ki: "Şunu üzerine tut (buna hakim ol)." Dedim ki: Ey Allah'ın Nebisi! Biz konuştuklarımızdan sorumlu tutulacak mıyız? Buyurdu ki: "Annen seni yitirsin (hayret sana)! İnsanları yüzleri üstüne -veya şöyle dedi: burunları üstüne- ateşe sürükleyen dillerinin hasadından (biçtiklerinden) başkası mıdır?!" Tirmizi rivayet etmiştir [No:2616] ve dedi ki: Hadis hasen sahihtir.

30. Hadis

عَنْ أَبِي ثَعْلَبَةَ الْخُشَنِيِّ جُرْثُومِ بن نَاشِر رَضِيَ اللهُ عَنْهُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم قَال: "إنَّ اللَّهَ تَعَالَى فَرَضَ فَرَائِضَ فَلَا تُضَيِّعُوهَا، وَحَدَّ حُدُودًا فَلَا تَعْتَدُوهَا، وَحَرَّمَ أَشْيَاءَ فَلَا تَنْتَهِكُوهَا، وَسَكَتَ عَنْ أَشْيَاءَ رَحْمَةً لَكُمْ غَيْرَ نِسْيَانٍ فَلَا تَبْحَثُوا عَنْهَا". حَدِيثٌ حَسَنٌ، رَوَاهُ الدَّارَقُطْنِيّ ْ"في سننه" [4/184]، وَغَيْرُهُ

Ebu Sa'lebe el-Huşeni Cursum b. Naşir radıyallahu anh'tan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: "Şüphesiz Allah Teala [birtakım] farzlar farz kıldı; onları zayi etmeyin. [Birtakım] sınırlar koydu; onları aşmayın. [Birtakım] şeyleri haram kıldı; onları ihlal etmeyin (çiğnemeyin). Ve unutmaksızın, size bir rahmet olarak [birtakım] şeyler hakkında sustu (hüküm bildirmedi); onları da araştırmayın." Hadis hasendir. Darekutni "Sünen'inde" [4/184] ve başkaları rivayet etmiştir.

31. Hadis

عَنْ أَبِي الْعَبَّاسِ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: جَاءَ رَجُلٌ إلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه و سلم فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ! دُلَّنِي عَلَى عَمَلٍ إذَا عَمِلْتُهُ أَحَبَّنِي اللهُ وَأَحَبَّنِي النَّاسُ؛ فَقَالَ: ازْهَدْ فِي الدُّنْيَا يُحِبَّك اللهُ، وَازْهَدْ فِيمَا عِنْدَ النَّاسِ يُحِبَّك النَّاسُ . حديث حسن، رَوَاهُ ابْنُ مَاجَهْ [رقم:4102]، وَغَيْرُهُ بِأَسَانِيدَ حَسَنَةٍ

Ebu'l-Abbas Sehl b. Sa'd es-Saidi radıyallahu anh'tan; dedi ki: Bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldi ve: Ey Allah'ın Resûlü! Beni, işlediğim zaman Allah'ın beni seveceği ve insanların da beni seveceği bir amele göster, dedi. Buyurdu ki: "Dünyaya karşı zahit ol (rağbet etme) ki Allah seni sevsin. İnsanların elindekine karşı zahit ol (göz dikme) ki insanlar seni sevsin." Hadis hasendir. İbn Mace [No:4102] ve başkaları hasen isnadlarla rivayet etmişlerdir.

32. Hadis

عَنْ أَبِي سَعِيدٍ سَعْدِ بْنِ مَالِكِ بْنِ سِنَانٍ الْخُدْرِيّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم قَالَ: " لَا ضَرَرَ وَلَا ضِرَارَ" . حَدِيثٌ حَسَنٌ، رَوَاهُ ابْنُ مَاجَهْ [راجع رقم:2341]، وَالدَّارَقُطْنِيّ [رقم:4/228]، وَغَيْرُهُمَا مُسْنَدًا. وَرَوَاهُ مَالِكٌ [2/746] فِي "الْمُوَطَّإِ" عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى عَنْ أَبِيهِ عَنْ النَّبِيِّ صلى الله عليه و سلم مُرْسَلًا، فَأَسْقَطَ أَبَا سَعِيدٍ، وَلَهُ طُرُقٌ يُقَوِّي بَعْضُهَا بَعْضًا

Ebu Said Sa'd b. Malik b. Sinan el-Hudri radıyallahu anh'tan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur." Hadis hasendir. İbn Mace [bkz: No:2341], Darekutni [No:4/228] ve başkaları müsned olarak rivayet etmişlerdir. Ve Malik "Muvatta"da [2/746] Amr b. Yahya'dan, o babasından, o Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den mürsel olarak rivayet etmiş, Ebu Said'i düşürmüştür. Ve onun birbirini güçlendiren yolları vardır.

33. Hadis

عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم قَالَ: "لَوْ يُعْطَى النَّاسُ بِدَعْوَاهُمْ لَادَّعَى رِجَالٌ أَمْوَالَ قَوْمٍ وَدِمَاءَهُمْ، لَكِنَّ الْبَيِّنَةَ عَلَى الْمُدَّعِي، وَالْيَمِينَ عَلَى مَنْ أَنْكَرَ" . حَدِيثٌ حَسَنٌ، رَوَاهُ الْبَيْهَقِيّ [في"السنن" 10/252]، وَغَيْرُهُ هَكَذَا، وَبَعْضُهُ فِي "الصَّحِيحَيْنِ

İbn Abbas radıyallahu anhuma'dan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Eğer insanlara iddiaları ile (istedikleri) verilseydi, bazı adamlar bir topluluğun mallarını ve kanlarını iddia ederlerdi. Lakin delil iddia edene, yemin ise inkar edene düşer." Hadis hasendir. Beyhaki [Sünen'de 10/252] ve başkaları bu şekilde, bir kısmı da Sahihayn'da (Buhari ve Müslim'de) rivayet edilmiştir.

34. Hadis

عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ سَمِعْت رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم يَقُولُ: مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِلِسَانِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِ، وَذَلِكَ أَضْعَفُ الْإِيمَانِ . [رَوَاهُ مُسْلِمٌ]

Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Sizden kim bir münker (kötülük) görürse onu eliyle değiştirsin. Buna gücü yetmezse diliyle. Buna da gücü yetmezse kalbiyle (bugzetsin); ki bu imanın en zayıfıdır." [Müslim rivayet etmiştir]

35. Hadis

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم لَا تَحَاسَدُوا، وَلَا تَنَاجَشُوا، وَلَا تَبَاغَضُوا، وَلَا تَدَابَرُوا، وَلَا يَبِعْ بَعْضُكُمْ عَلَى بَيْعِ بَعْضٍ، وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا، الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ، لَا يَظْلِمُهُ، وَلَا يَخْذُلُهُ، وَلَا يَكْذِبُهُ، وَلَا يَحْقِرُهُ، التَّقْوَى هَاهُنَا، وَيُشِيرُ إلَى صَدْرِهِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ، بِحَسْبِ امْرِئٍ مِنْ الشَّرِّ أَنْ يَحْقِرَ أَخَاهُ الْمُسْلِمَ، كُلُّ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ حَرَامٌ: دَمُهُ وَمَالُهُ وَعِرْضُهُ . [رَوَاهُ مُسْلِمٌ]

Ebu Hureyre radıyallahu anh'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Birbirinize haset etmeyin. Birbirinizle neceş (fiyatı kızıştırma) yapmayın. Birbirinize buğz etmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Kiminiz kiminizin satışı üzerine satış yapmasın. Allah'ın kulları! Kardeşler olun. Müslüman Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, ona yalan söylemez ve onu hor görmez. Takva işte buradadır." -ve üç defa göğsüne işaret etti-. "Kişiye şer olarak Müslüman kardeşini hor görmesi yeter. Her Müslümanın; kanı, malı ve ırzı Müslümana haramdır." [Müslim rivayet etmiştir]

36. Hadis

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ عَنْ النَّبِيِّ صلى الله عليه و سلم قَالَ: مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُؤْمِنٍ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الدُّنْيَا نَفَّسَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ يَسَّرَ عَلَى مُعْسِرٍ، يَسَّرَ اللَّهُ عَلَيْهِ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ، وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِما سَتَرَهُ اللهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ ، وَاَللَّهُ فِي عَوْنِ الْعَبْدِ مَا كَانَ الْعَبْدُ فِي عَوْنِ أَخِيهِ، وَمَنْ سَلَكَ طَرِيقًا يَلْتَمِسُ فِيهِ عِلْمًا سَهَّلَ اللَّهُ لَهُ بِهِ طَرِيقًا إلَى الْجَنَّةِ، وَمَا اجْتَمَعَ قَوْمٌ فِي بَيْتٍ مِنْ بُيُوتِ اللَّهِ يَتْلُونَ كِتَابَ اللَّهِ، وَيَتَدَارَسُونَهُ فِيمَا بَيْنَهُمْ؛ إلَّا نَزَلَتْ عَلَيْهِمْ السَّكِينَةُ، وَغَشِيَتْهُمْ الرَّحْمَةُ، وَ حَفَّتهُمُ المَلاَئِكَة، وَذَكَرَهُمْ اللَّهُ فِيمَنْ عِنْدَهُ، وَمَنْ أَبَطْأَ بِهِ عَمَلُهُ لَمْ يُسْرِعْ بِهِ نَسَبُهُ . [رَوَاهُ مُسْلِمٌ] بهذا اللفظ

Ebu Hureyre radıyallahu anh'tan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den; buyurdu ki: "Kim bir müminden dünya sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderirse, Allah da ondan Kıyamet Günü sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderir. Kim zorda kalana kolaylık sağlarsa, Allah da ona dünyada ve ahirette kolaylık sağlar. Kim bir Müslümanın (ayıbını) örterse, Allah da onu dünyada ve ahirette örter. Kul kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da kulun yardımındadır. Kim ilim aramak için bir yola girerse, Allah onunla ona cennete giden yolu kolaylaştırır. Bir topluluk Allah'ın evlerinden bir evde toplanır, Allah'ın Kitabını okurlar ve aralarında ders yaparlarsa; muhakkak üzerlerine sekine (huzur) iner, rahmet onları kaplar, melekler onları kuşatır ve Allah kendi katındakilere onlardan bahseder. Amelinin kendisini yavaşlattığı kimseyi, nesebi hızlandıramaz." [Müslim bu lafızla rivayet etmiştir]

37. Hadis

عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم فِيمَا يَرْوِيهِ عَنْ رَبِّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى، قَالَ: "إنَّ اللَّهَ كَتَبَ الْحَسَنَاتِ وَالسَّيِّئَاتِ، ثُمَّ بَيَّنَ ذَلِكَ، فَمَنْ هَمَّ بِحَسَنَةٍ فَلَمْ يَعْمَلْهَا كَتَبَهَا اللَّهُ عِنْدَهُ حَسَنَةً كَامِلَةً، وَإِنْ هَمَّ بِهَا فَعَمِلَهَا كَتَبَهَا اللَّهُ عِنْدَهُ عَشْرَ حَسَنَاتٍ إلَى سَبْعِمِائَةِ ضِعْفٍ إلَى أَضْعَافٍ كَثِيرَةٍ، وَإِنْ هَمَّ بِسَيِّئَةٍ فَلَمْ يَعْمَلْهَا كَتَبَهَا اللَّهُ عِنْدَهُ حَسَنَةً كَامِلَةً، وَإِنْ هَمَّ بِهَا فَعَمِلَهَا كَتَبَهَا اللَّهُ سَيِّئَةً وَاحِدَةً". [رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ] ، [وَمُسْلِمٌ]، في "صحيحيهما" بهذه الحروف

İbn Abbas radıyallahu anhuma'dan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den; Rabbinden (tebareke ve teala) rivayet ettiği şeyde O şöyle buyurmuştur: "Muhakkak ki Allah iyilikleri ve kötülükleri yazdı. Sonra bunu açıkladı: Kim bir iyiliğe niyet eder de onu yapmazsa, Allah onu kendi katında tam bir iyilik olarak yazar. Eğer ona niyet eder ve onu yaparsa, Allah onu kendi katında on iyilikten yedi yüz kata kadar ve pek çok katlara kadar yazar. Ve kim bir kötülüğe niyet eder de onu yapmazsa, Allah onu kendi katında tam bir iyilik olarak yazar. Eğer ona niyet eder ve onu yaparsa, Allah onu bir tek kötülük olarak yazar." [Buhari ve Müslim Sahihlerinde bu lafızla rivayet etmişlerdir]

38. Hadis

عَنْ أَبِي هُرَيْرَة رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُول اللَّهِ صلى الله عليه و سلم إنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَالَ: مَنْ عَادَى لِي وَلِيًّا فَقْد آذَنْتهُ بِالْحَرْبِ، وَمَا تَقَرَّبَ إلَيَّ عَبْدِي بِشَيْءٍ أَحَبَّ إلَيَّ مِمَّا افْتَرَضْتُهُ عَلَيْهِ، وَلَا يَزَالُ عَبْدِي يَتَقَرَّبُ إلَيَّ بِالنَّوَافِلِ حَتَّى أُحِبَّهُ، فَإِذَا أَحْبَبْتُهُ كُنْت سَمْعَهُ الَّذِي يَسْمَعُ بِهِ، وَبَصَرَهُ الَّذِي يُبْصِرُ بِهِ، وَيَدَهُ الَّتِي يَبْطِشُ بِهَا، وَرِجْلَهُ الَّتِي يَمْشِي بِهَا، وَلَئِنْ سَأَلَنِي لَأُعْطِيَنَّهُ، وَلَئِنْ اسْتَعَاذَنِي لَأُعِيذَنَّهُ . [رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ]

Ebu Hureyre radıyallahu anh'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah Teala şöyle buyurdu: Kim benim bir veli kuluma (dostuma) düşmanlık ederse, ben ona harp ilan ederim. Kulum bana, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli bir şeyle yaklaşmamıştır. Kulum bana nafilelerle yaklaşmaya devam eder, ta ki ben onu severim. Onu sevdiğim zaman; onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Eğer benden isterse ona mutlaka veririm. Eğer bana sığınırsa onu mutlaka korurum." [Buhari rivayet etmiştir]

39. Hadis

عَنْ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم قَالَ: "إنَّ اللَّهَ تَجَاوَزَ لِي عَنْ أُمَّتِي الْخَطَأَ وَالنِّسْيَانَ وَمَا اسْتُكْرِهُوا عَلَيْهِ" . حَدِيثٌ حَسَنٌ، رَوَاهُ ابْنُ مَاجَهْ [رقم:2045]، وَالْبَيْهَقِيّ ["السنن]

İbn Abbas radıyallahu anhuma'dan; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah, ümmetimden hatayı, unutmayı ve üzerine zorlandıkları şeyi benim için bağışladı." Hadis hasendir. İbn Mace [No:2045], Beyhaki ve başkaları rivayet etmiştir.

40. Hadis

عَنْ ابْن عُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: أَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم بِمَنْكِبِي، وَقَالَ: كُنْ فِي الدُّنْيَا كَأَنَّك غَرِيبٌ أَوْ عَابِرُ سَبِيلٍ . وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا يَقُولُ: إذَا أَمْسَيْتَ فَلَا تَنْتَظِرْ الصَّبَاحَ، وَإِذَا أَصْبَحْتَ فَلَا تَنْتَظِرْ الْمَسَاءَ، وَخُذْ مِنْ صِحَّتِك لِمَرَضِك، وَمِنْ حَيَاتِك لِمَوْتِك. [رَوَاهُ الْبُخَارِيُّ]

İbn Ömer radıyallahu anhuma'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem omzumdan tuttu ve dedi ki: "Dünyada sanki bir garip veya bir yolcu gibi ol." İbn Ömer radıyallahu anhuma şöyle derdi: "Akşama erdiğin zaman sabahı bekleme. Sabaha erdiğin zaman akşamı bekleme. Sağlığından hastalığın için, hayatından da ölümün için (hazırlık) al." [Buhari rivayet etmiştir]

41. Hadis

عَنْ أَبِي مُحَمَّدٍ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا، قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم "لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يَكُونَ هَوَاهُ تَبَعًا لِمَا جِئْتُ بِهِ". حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ، رَوَيْنَاهُ فِي كِتَابِ "الْحُجَّةِ" بِإِسْنَادٍ صَحِيحٍ

Ebu Muhammed Abdullah b. Amr b. el-As radıyallahu anhuma'dan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz, hevası (arzusu) benim getirdiğim şeye tabi olmadıkça iman etmiş olmaz." Hadis hasen sahihtir. "Kitabu'l-Hucce"de sahih bir isnadla rivayet ettik.

42. Hadis

عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ قَالَ: سَمِعْت رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه و سلم يَقُولُ: قَالَ اللَّهُ تَعَالَى: يَا ابْنَ آدَمَ! إِنَّكَ مَا دَعَوْتنِي وَرَجَوْتنِي غَفَرْتُ لَك عَلَى مَا كَانَ مِنْك وَلَا أُبَالِي، يَا ابْنَ آدَمَ! لَوْ بَلَغَتْ ذُنُوبُك عَنَانَ السَّمَاءِ ثُمَّ اسْتَغْفَرْتنِي غَفَرْتُ لَك، يَا ابْنَ آدَمَ! إنَّك لَوْ أتَيْتنِي بِقُرَابِ الْأَرْضِ خَطَايَا ثُمَّ لَقِيتنِي لَا تُشْرِكُ بِي شَيْئًا لَأَتَيْتُك بِقُرَابِهَا مَغْفِرَةً . رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ [رقم:3540]، وَقَالَ: حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ

Enes b. Malik radıyallahu anh'tan; dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Allah Teala şöyle buyurdu: Ey Ademoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden umduğun sürece, senden ne sadır olsa da seni bağışlarım ve buna aldırmam. Ey Ademoğlu! Eğer günahların gökyüzünün bulutlarına ulaşsa, sonra benden mağfiret dilesen, seni bağışlarım. Ey Ademoğlu! Eğer sen bana yer dolusu hatalarla gelsen, sonra bana hiçbir şeyi ortak koşmayarak benimle karşılaşsan, ben de sana yer dolusu mağfiretle gelirim." Tirmizi rivayet etmiştir [No:3540] ve dedi ki: Hadis hasen sahihtir.