454. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، كَانَ يَقُولُ إِذَا أَصْبَحَ وَقَدْ مُطِرَ النَّاسُ مُطِرْنَا بِنَوْءِ الْفَتْحِ ثُمَّ يَتْلُو هَذِهِ الآيَةَ {مَا يَفْتَحِ اللَّهُ لِلنَّاسِ مِنْ رَحْمَةٍ فَلاَ مُمْسِكَ لَهَا وَمَا يُمْسِكْ فَلاَ مُرْسِلَ لَهُ مِنْ بَعْدِهِ }
Bana Mâlik'ten anlattı; ona ulaştığına göre Ebû Hureyre; insanlar yağmura kavuşmuş olarak sabahladıklarında şöyle derdi: “Fetih (rahmet) yıldızıyla bize yağmur yağdırıldı.” Sonra şu ayeti okurdu: { مَا يَفْتَحِ اللَّهُ لِلنَّاسِ مِنْ رَحْمَةٍ فَلاَ مُمْسِكَ لَهَا وَمَا يُمْسِكْ فَلاَ مُرْسِلَ لَهُ مِنْ بَعْدِهِ } “Allah insanlar için rahmetinden her neyi açarsa artık onu tutacak kimse yoktur. Neyi de tutarsa ondan sonra onu gönderecek hiç kimse yoktur.”