478. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَسِيرُ فِي بَعْضِ أَسْفَارِهِ وَعُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ يَسِيرُ مَعَهُ لَيْلاً فَسَأَلَهُ عُمَرُ عَنْ شَىْءٍ فَلَمْ يُجِبْهُ ثُمَّ سَأَلَهُ فَلَمْ يُجِبْهُ ثُمَّ سَأَلَهُ فَلَمْ يُجِبْهُ . فَقَالَ عُمَرُ ثَكِلَتْكَ أُمُّكَ عُمَرُ نَزَرْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثَلاَثَ مَرَّاتٍ كُلُّ ذَلِكَ لاَ يُجِيبُكَ - قَالَ عُمَرُ - فَحَرَّكْتُ بَعِيرِي حَتَّى إِذَا كُنْتُ أَمَامَ النَّاسِ وَخَشِيتُ أَنْ يُنْزَلَ فِيَّ قُرْآنٌ فَمَا نَشِبْتُ أَنْ سَمِعْتُ صَارِخًا يَصْرُخُ بِي - قَالَ - فَقُلْتُ لَقَدْ خَشِيتُ أَنْ يَكُونَ نَزَلَ فِيَّ قُرْآنٌ - قَالَ - فَجِئْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَلَّمْتُ عَلَيْهِ فَقَالَ " لَقَدْ أُنْزِلَتْ عَلَىَّ هَذِهِ اللَّيْلَةَ سُورَةٌ لَهِيَ أَحَبُّ إِلَىَّ مِمَّا طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ " . ثُمَّ قَرَأَ { إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبِينًا }
Bana Mâlik'ten anlattı; o Zeyd b. Eslem'den; o babasından; Resûlullah (s.a.v) seferlerinden birinde geceleyin yol alıyordu. Ömer b. el-Hattâb da onunla beraberdi. Ömer ona bir şey sordu, fakat Resûlullah (s.a.v) cevap vermedi. Sonra tekrar sordu, yine cevap vermedi. Sonra tekrar sordu, yine cevap vermedi. Bunun üzerine Ömer: "Anan seni yitirsin ey Ömer! Resûlullah'a (s.a.v) üç kere ısrar ettin, üçünde de sana cevap vermedi" dedi. Ömer dedi ki: "Devemi sürdüm, insanların önüne geçtim. Hakkımda Kur'an indirilmesinden korktum. Çok geçmeden bir çağırıcının bana seslendiğini işittim. Kendi kendime 'Korktuğum başıma geldi, hakkımda Kur'an indi galiba' dedim. Resûlullah'a (s.a.v) geldim ve selam verdim. Şöyle buyurdu: 'Bu gece bana öyle bir sure indirildi ki, o bana üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha sevimlidir.' Sonra şunu okudu: 'İnnâ fetahnâ leke fethan mubînâ' (Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih verdik)."