515. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، قَالَ دَخَلْنَا عَلَى أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ بَعْدَ الظُّهْرِ فَقَامَ يُصَلِّي الْعَصْرَ فَلَمَّا فَرَغَ مِنْ صَلاَتِهِ ذَكَرْنَا تَعْجِيلَ الصَّلاَةِ أَوْ ذَكَرَهَا فَقَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " تِلْكَ صَلاَةُ الْمُنَافِقِينَ تِلْكَ صَلاَةُ الْمُنَافِقِينَ تِلْكَ صَلاَةُ الْمُنَافِقِينَ يَجْلِسُ أَحَدُهُمْ حَتَّى إِذَا اصْفَرَّتِ الشَّمْسُ وَكَانَتْ بَيْنَ قَرْنَىِ الشَّيْطَانِ - أَوْ عَلَى قَرْنِ الشَّيْطَانِ - قَامَ فَنَقَرَ أَرْبَعًا لاَ يَذْكُرُ اللَّهَ فِيهَا إِلاَّ قَلِيلاً " .
Bana Mâlik'ten anlattı; o Alâ b. Abdurrahman'dan; dedi ki: Öğleden sonra Enes b. Mâlik'in yanına girdik. Hemen ikindiyi kılmak için kalktı. Namazı bitirince, namazı acele kılmaktan -veya o (Enes) bundan- bahsettik. Dedi ki: Resûlullah'ı (s.a.v) şöyle buyururken işittim: "Bu münafıkların namazıdır, bu münafıkların namazıdır, bu münafıkların namazıdır. Onlardan biri oturur, güneş sararıp şeytanın iki boynuzu arasına -veya boynuzu üzerine- geldiğinde kalkar, dört rekatı hızlıca (tavuğun yem topladığı gibi) kılar. Onda Allah'ı ancak çok az zikreder."