663. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ كَانَ يَحْتَجِمُ وَهُوَ صَائِمٌ ثُمَّ لاَ يُفْطِرُ . قَالَ وَمَا رَأَيْتُهُ احْتَجَمَ قَطُّ إِلاَّ وَهُوَ صَائِمٌ . قَالَ مَالِكٌ لاَ تُكْرَهُ الْحِجَامَةُ لِلصَّائِمِ إِلاَّ خَشْيَةً مِنْ أَنْ يَضْعُفَ وَلَوْلاَ ذَلِكَ لَمْ تُكْرَهْ وَلَوْ أَنَّ رَجُلاً احْتَجَمَ فِي رَمَضَانَ ثُمَّ سَلِمَ مِنْ أَنْ يُفْطِرَ لَمْ أَرَ عَلَيْهِ شَيْئًا وَلَمْ آمُرْهُ بِالْقَضَاءِ لِذَلِكَ الْيَوْمِ الَّذِي احْتَجَمَ فِيهِ لأَنَّ الْحِجَامَةَ إِنَّمَا تُكْرَهُ لِلصَّائِمِ لِمَوْضِعِ التَّغْرِيرِ بِالصِّيَامِ فَمَنِ احْتَجَمَ وَسَلِمَ مِنْ أَنْ يُفْطِرَ حَتَّى يُمْسِيَ فَلاَ أَرَى عَلَيْهِ شَيْئًا وَلَيْسَ عَلَيْهِ قَضَاءُ ذَلِكَ الْيَوْمِ .
Ve bana Mâlik'ten anlatıldı; Hişâm b. Urve'den; babasından [nakledildiğine göre] o, oruçlu iken hacamat yaptırır, sonra iftar etmezdi (orucunu bozmazdı). (Râvi) dedi ki: Ben onun, oruçlu olduğu zamanlar dışında hacamat yaptırdığını hiç görmedim. Mâlik dedi ki: Oruçlu için hacamat, zayıf düşme korkusu dışında mekruh değildir. Eğer bu (korku) olmasaydı mekruh olmazdı. Eğer bir adam Ramazan'da hacamat yaptırır, sonra orucunu bozmaktan salim kalırsa, onun üzerine bir şey (günah/kaza) görmem. Hacamat yaptırdığı o gün için ona kaza etmesini de emretmem. Çünkü hacamat, oruçlu için ancak orucu tehlikeye atma ihtimalinden dolayı mekruh görülmüştür. Kim hacamat yaptırır ve akşama kadar orucunu bozmaktan salim kalırsa, onun üzerine bir şey görmem; o günün kazası da ona gerekmez.