111. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ زُيَيْدِ بْنِ الصَّلْتِ، أَنَّهُ قَالَ خَرَجْتُ مَعَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ إِلَى الْجُرُفِ فَنَظَرَ فَإِذَا هُوَ قَدِ احْتَلَمَ وَصَلَّى وَلَمْ يَغْتَسِلْ فَقَالَ وَاللَّهِ مَا أَرَانِي إِلاَّ احْتَلَمْتُ وَمَا شَعَرْتُ وَصَلَّيْتُ وَمَا اغْتَسَلْتُ قَالَ فَاغْتَسَلَ وَغَسَلَ مَا رَأَى فِي ثَوْبِهِ وَنَضَحَ مَا لَمْ يَرَ وَأَذَّنَ أَوْ أَقَامَ ثُمَّ صَلَّى بَعْدَ ارْتِفَاعِ الضُّحَى مُتَمَكِّنًا .
Bana Mâlik anlattı; Hişâm b. Urve'den; Zübeyd b. Salt'tan rivayet edildiğine göre, o şöyle dedi: "Ömer b. el-Hattâb ile birlikte Cüruf'a çıktım. (Ömer elbisesine) baktı ve ihtilam olduğunu gördü. (Sabah namazını) kılmış ve gusletmemişti. 'Vallahi ben ihtilam olmuşum da farkına varmamışım. Gusletmediğim halde namaz kılmışım,' dedi. (Râvi) dedi ki: Hemen gusletti. Elbisesinde gördüğü (meni izlerini) yıkadı. Görmediği yerlere ise su serpti. Ezan okudu veya kâmet getirdi. Sonra kuşluk vakti iyice yükseldikten sonra (kaza ettiği sabah namazını) huşû içinde kıldı."