123. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ حَرْمَلَةَ، أَنَّ رَجُلاً، سَأَلَ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ عَنِ الرَّجُلِ الْجُنُبِ، يَتَيَمَّمُ ثُمَّ يُدْرِكُ الْمَاءَ فَقَالَ سَعِيدٌ إِذَا أَدْرَكَ الْمَاءَ فَعَلَيْهِ الْغُسْلُ لِمَا يُسْتَقْبَلُ . قَالَ مَالِكٌ فِيمَنِ احْتَلَمَ وَهُوَ فِي سَفَرٍ وَلاَ يَقْدِرُ مِنَ الْمَاءِ إِلاَّ عَلَى قَدْرِ الْوُضُوءِ وَهُوَ لاَ يَعْطَشُ حَتَّى يَأْتِيَ الْمَاءَ قَالَ يَغْسِلُ بِذَلِكَ فَرْجَهُ وَمَا أَصَابَهُ مِنْ ذَلِكَ الأَذَى ثُمَّ يَتَيَمَّمُ صَعِيدًا طَيِّبًا كَمَا أَمَرَهُ اللَّهُ . وَسُئِلَ مَالِكٌ عَنْ رَجُلٍ جُنُبٍ أَرَادَ أَنْ يَتَيَمَّمَ فَلَمْ يَجِدْ تُرَابًا إِلاَّ تُرَابَ سَبَخَةٍ هَلْ يَتَيَمَّمُ بِالسِّبَاخِ وَهَلْ تُكْرَهُ الصَّلاَةُ فِي السِّبَاخِ قَالَ مَالِكٌ لاَ بَأْسَ بِالصَّلاَةِ فِي السِّبَاخِ وَالتَّيَمُّمِ مِنْهَا لأَنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى قَالَ {فَتَيَمَّمُوا صَعِيدًا طَيِّبًا} فَكُلُّ مَا كَانَ صَعِيدًا فَهُوَ يُتَيَمَّمُ بِهِ سِبَاخًا كَانَ أَوْ غَيْرَهُ .
Bana Yahya anlattı; Mâlik'ten; Abdurrahman b. Harmele'den rivayet edildiğine göre: "Bir adam Saîd b. el-Müseyyeb'e; teyemmüm edip sonra suya kavuşan cünüp bir adamın durumunu sordu. Saîd dedi ki: 'Suya kavuştuğu zaman, bundan sonrası için gusletmesi gerekir.'" Mâlik, seferde iken ihtilam olan, yanında abdest alacak kadar suyu bulunan ve suya ulaşıncaya kadar susamayacak olan kişi hakkında şöyle dedi: "O su ile avret yerini ve kendisine bulaşan o pisliği yıkar, sonra Allah'ın emrettiği gibi temiz toprakla teyemmüm eder." Mâlik'e; teyemmüm etmek isteyen fakat tuzlu topraktan başka toprak bulamayan cünüp bir adamın durumu soruldu: "Tuzlu toprakla teyemmüm edilir mi ve tuzlu toprak üzerinde namaz kılmak mekruh mudur?" Mâlik şöyle cevap verdi: "Tuzlu toprak üzerinde namaz kılmakta ve onunla teyemmüm etmekte bir sakınca yoktur. Çünkü Allah Tebâreke ve Teâlâ: 'Temiz toprakla teyemmüm edin' buyurmuştur. Yeryüzü cinsinden olan her şeyle, tuzlu toprak olsun veya olmasın, teyemmüm edilir."