74. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ رُقَيْشٍ، أَنَّهُ قَالَ رَأَيْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ أَتَى قُبَا فَبَالَ ثُمَّ أُتِيَ بِوَضُوءٍ فَتَوَضَّأَ فَغَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ إِلَى الْمِرْفَقَيْنِ وَمَسَحَ بِرَأْسِهِ وَمَسَحَ عَلَى الْخُفَّيْنِ ثُمَّ جَاءَ الْمَسْجِدَ فَصَلَّى . قَالَ يَحْيَى وَسُئِلَ مَالِكٌ عَنْ رَجُلٍ تَوَضَّأَ وُضُوءَ الصَّلاَةِ ثُمَّ لَبِسَ خُفَّيْهِ ثُمَّ بَالَ ثُمَّ نَزَعَهُمَا ثُمَّ رَدَّهُمَا فِي رِجْلَيْهِ أَيَسْتَأْنِفُ الْوُضُوءَ فَقَالَ لِيَنْزِعْ خُفَّيْهِ وَلْيَغْسِلْ رِجْلَيْهِ وَإِنَّمَا يَمْسَحُ عَلَى الْخُفَّيْنِ مَنْ أَدْخَلَ رِجْلَيْهِ فِي الْخُفَّيْنِ وَهُمَا طَاهِرَتَانِ بِطُهْرِ الْوُضُوءِ وَأَمَّا مَنْ أَدْخَلَ رِجْلَيْهِ فِي الْخُفَّيْنِ وَهُمَا غَيْرُ طَاهِرَتَيْنِ بِطُهْرِ الْوُضُوءِ فَلاَ يَمْسَحْ عَلَى الْخُفَّيْنِ . قَالَ وَسُئِلَ مَالِكٌ عَنْ رَجُلٍ تَوَضَّأَ وَعَلَيْهِ خُفَّاهُ فَسَهَا عَنِ الْمَسْحِ عَلَى الْخُفَّيْنِ حَتَّى جَفَّ وَضُوءُهُ وَصَلَّى قَالَ لِيَمْسَحْ عَلَى خُفَّيْهِ وَلْيُعِدِ الصَّلاَةَ وَلاَ يُعِيدُ الْوُضُوءَ . وَسُئِلَ مَالِكٌ عَنْ رَجُلٍ غَسَلَ قَدَمَيْهِ ثُمَّ لَبِسَ خُفَّيْهِ ثُمَّ اسْتَأْنَفَ الْوُضُوءَ فَقَالَ لِيَنْزِعْ خُفَّيْهِ ثُمَّ لْيَتَوَضَّأْ وَلْيَغْسِلْ رِجْلَيْهِ .
Bana Mâlik'ten; Saîd b. Abdurrahman b. Rukayş'tan [nakledildiğine göre] o şöyle dedi: Enes b. Mâlik'i Kübâ'ya gelip bevl ederken gördüm. Sonra kendisine abdest suyu getirildi. Abdest aldı; yüzünü ve dirseklere kadar ellerini yıkadı, başını meshetti ve mestleri üzerine meshetti. Sonra mescide geldi ve namaz kıldı. Yahya dedi ki: Mâlik'e, namaz abdesti alan, sonra mestlerini giyen, sonra bevl eden, sonra onları (mestlerini) çıkaran, sonra tekrar ayaklarına giyen bir adam hakkında soruldu: "Abdesti baştan mı alır?" (Mâlik) şöyle dedi: "Mestlerini çıkarsın ve ayaklarını yıkasın. Mestler üzerine meshetmek ancak ayaklarını abdest temizliği ile temiz iken (abdestli iken) mestlere sokan kimse içindir. Ayaklarını abdest temizliği olmadan mestlere sokan kimseye gelince; o, mestler üzerine meshedemez." (Yahya) dedi ki: Mâlik'e, mestleri ayağında iken abdest alan fakat abdest (suyu) kuruyana kadar mestler üzerine meshetmeyi unutan ve namaz kılan kimse hakkında soruldu. Şöyle dedi: "Mestleri üzerine meshetsin ve namazı iade etsin; abdesti iade etmesine gerek yoktur." Yine Mâlik'e, ayaklarını yıkayıp sonra mestlerini giyen, sonra abdestine başlayan (abdest alan) adam hakkında soruldu. Şöyle dedi: "Mestlerini çıkarsın, sonra abdest alsın ve ayaklarını yıkasın."