798. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَلَّ هُوَ وَأَصْحَابُهُ بِالْحُدَيْبِيَةِ فَنَحَرُوا الْهَدْىَ وَحَلَقُوا رُءُوسَهُمْ وَحَلُّوا مِنْ كُلِّ شَىْءٍ قَبْلَ أَنْ يَطُوفُوا بِالْبَيْتِ وَقَبْلَ أَنْ يَصِلَ إِلَيْهِ الْهَدْىُ ثُمَّ لَمْ يُعْلَمْ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَمَرَ أَحَدًا مِنْ أَصْحَابِهِ وَلاَ مِمَّنْ كَانَ مَعَهُ أَنْ يَقْضُوا شَيْئًا وَلاَ يَعُودُوا لِشَىْءٍ .
Ve bana Mâlik'ten [nakledildiğine göre] kendisine ulaştı ki; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve ashabı Hudeybiye'de ihramdan çıktılar. Kurbanlıklarını (Hedy) kestiler, başlarını tıraş ettiler ve Beyt'i tavaf etmeden ve kurbanlıklar oraya (Beyt'e) ulaşmadan önce her şeyden helal oldular (ihram yasakları kalktı). Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in ashabından veya yanında bulunanlardan hiç kimseye, bir şeyi kaza etmelerini veya bir şey için geri dönmelerini emrettiği bilinmemektedir.