802. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَيُّوبَ بْنِ أَبِي تَمِيمَةَ السَّخْتِيَانِيِّ، عَنْ رَجُلٍ، مِنْ أَهْلِ الْبَصْرَةِ كَانَ قَدِيمًا أَنَّهُ قَالَ خَرَجْتُ إِلَى مَكَّةَ حَتَّى إِذَا كُنْتُ بِبَعْضِ الطَّرِيقِ كُسِرَتْ فَخِذِي فَأَرْسَلْتُ إِلَى مَكَّةَ وَبِهَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ وَالنَّاسُ فَلَمْ يُرَخِّصْ لِي أَحَدٌ أَنْ أَحِلَّ فَأَقَمْتُ عَلَى ذَلِكَ الْمَاءِ سَبْعَةَ أَشْهُرٍ حَتَّى أَحْلَلْتُ بِعُمْرَةٍ .
Ve bana Mâlik'ten; Eyyûb b. Ebî Temîme es-Sahtiyânî'den; Basra ahalisinden eski bir adamdan [nakledildiğine göre] o şöyle dedi: Mekke'ye (gitmek üzere) yola çıktım. Yolun bir kısmında iken uyluğum kırıldı. Mekke'ye —ki orada Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Ömer ve insanlar vardı— (haber) gönderdim; fakat hiç kimse bana ihramdan çıkmam için ruhsat vermedi. Bunun üzerine o su başında yedi ay kaldım, nihayet bir umre ile ihramdan çıktım.