825. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ الْمَكِّيِّ، أَنَّ أَبَا مَاعِزٍ الأَسْلَمِيَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سُفْيَانَ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، كَانَ جَالِسًا مَعَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ فَجَاءَتْهُ امْرَأَةٌ تَسْتَفْتِيهِ فَقَالَتْ إِنِّي أَقْبَلْتُ أُرِيدُ أَنْ أَطُوفَ بِالْبَيْتِ حَتَّى إِذَا كُنْتُ بِبَابِ الْمَسْجِدِ هَرَقْتُ الدِّمَاءَ فَرَجَعْتُ حَتَّى ذَهَبَ ذَلِكَ عَنِّي ثُمَّ أَقْبَلْتُ حَتَّى إِذَا كُنْتُ عِنْدَ بَابِ الْمَسْجِدِ هَرَقْتُ الدِّمَاءَ فَرَجَعْتُ حَتَّى ذَهَبَ ذَلِكَ عَنِّي ثُمَّ أَقْبَلْتُ حَتَّى إِذَا كُنْتُ عِنْدَ بَابِ الْمَسْجِدِ هَرَقْتُ الدِّمَاءَ . فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ إِنَّمَا ذَلِكَ رَكْضَةٌ مِنَ الشَّيْطَانِ فَاغْتَسِلِي ثُمَّ اسْتَثْفِرِي بِثَوْبٍ ثُمَّ طُوفِي .
Ve bana Mâlik'ten; Ebû Zübeyr el-Mekkî'den; Ebû Mâiz el-Eslemî Abdullah b. Süfyân'ın kendisine haber verdiğine göre; o, Abdullah b. Ömer ile otururken bir kadın fetva sormak üzere geldi. (Kadın) dedi ki: "Ben Beyt'i tavaf etmek istedim ve geldim. Tam Mescid'in kapısına geldiğimde kanım aktı (âdet oldum sandım). Geri döndüm, bu hal benden gidinceye kadar bekledim. Sonra (tekrar) geldim. Tam Mescid'in kapısına geldiğimde yine kanım aktı. Geri döndüm, bu hal benden gidinceye kadar bekledim. Sonra (tekrar) geldim, tam Mescid'in kapısına geldiğimde yine kanım aktı." Abdullah b. Ömer dedi ki: "Bu ancak şeytandan gelen bir dürtüdür (istihazedir). Guslet, sonra bir bezle (kendini) bağla (sağlamlaştır) ve tavaf et."