Binûn

Hac Kitabı

Malik b. Enes · Muvatta Malik (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

831. Hadis

وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، أَنَّ سَوْدَةَ بِنْتَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، كَانَتْ عِنْدَ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ فَخَرَجَتْ تَطُوفُ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ فِي حَجٍّ أَوْ عُمْرَةٍ مَاشِيَةً وَكَانَتِ امْرَأَةً ثَقِيلَةً فَجَاءَتْ حِينَ انْصَرَفَ النَّاسُ مِنَ الْعِشَاءِ فَلَمْ تَقْضِ طَوَافَهَا حَتَّى نُودِيَ بِالأُولَى مِنَ الصُّبْحِ فَقَضَتْ طَوَافَهَا فِيمَا بَيْنَهَا وَبَيْنَهُ ‏.‏ وَكَانَ عُرْوَةُ إِذَا رَآهُمْ يَطُوفُونَ عَلَى الدَّوَابِّ يَنْهَاهُمْ أَشَدَّ النَّهْىِ فَيَعْتَلُّونَ بِالْمَرَضِ حَيَاءً مِنْهُ فَيَقُولُ لَنَا فِيمَا بَيْنَنَا وَبَيْنَهُ لَقَدْ خَابَ هَؤُلاَءِ وَخَسِرُوا ‏.‏ قَالَ مَالِكٌ مَنْ نَسِيَ السَّعْىَ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ فِي عُمْرَةٍ فَلَمْ يَذْكُرْ حَتَّى يَسْتَبْعِدَ مِنْ مَكَّةَ أَنَّهُ يَرْجِعُ فَيَسْعَى وَإِنْ كَانَ قَدْ أَصَابَ النِّسَاءَ فَلْيَرْجِعْ فَلْيَسْعَ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ حَتَّى يُتِمَّ مَا بَقِيَ عَلَيْهِ مِنْ تِلْكَ الْعُمْرَةِ ثُمَّ عَلَيْهِ عُمْرَةٌ أُخْرَى وَالْهَدْىُ ‏.‏ وَسُئِلَ مَالِكٌ عَنِ الرَّجُلِ يَلْقَاهُ الرَّجُلُ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ فَيَقِفُ مَعَهُ يُحَدِّثُهُ فَقَالَ لاَ أُحِبُّ لَهُ ذَلِكَ ‏.‏ قَالَ مَالِكٌ وَمَنْ نَسِيَ مِنْ طَوَافِهِ شَيْئًا أَوْ شَكَّ فِيهِ فَلَمْ يَذْكُرْ إِلاَّ وَهُوَ يَسْعَى بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ فَإِنَّهُ يَقْطَعُ سَعْيَهُ ثُمَّ يُتِمُّ طَوَافَهُ بِالْبَيْتِ عَلَى مَا يَسْتَيْقِنُ وَيَرْكَعُ رَكْعَتَىِ الطَّوَافِ ثُمَّ يَبْتَدِئُ سَعْيَهُ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ ‏.‏

Ve bana Mâlik'ten; Hişâm b. Urve'den [nakledildiğine göre] (eşi) Sevde bint Abdullah b. Ömer, Urve b. Zübeyr'in yanındaydı. Bir hac veya umrede Safa ile Merve arasında yürüyerek sa'y etmeye çıktı. O, kilolu (ağır) bir kadındı. İnsanlar yatsı namazından çıktıkları sırada (sa'ye) geldi. Sabahın ilk ezanı okununcaya kadar tavafını (sa'yini) bitiremedi. Tavafını (sa'yini) o arada tamamladı. Urve, insanları binit üzerinde tavaf (sa'y) ederken gördüğünde onları şiddetle menederdi. Onlar da ondan utandıkları için hastalık bahanesini ileri sürerlerdi. (Urve) bize, kendi aramızda iken: "Bunlar hüsrana uğramış ve kaybetmiştir" derdi. Mâlik dedi ki: Kim bir umrede Safa ile Merve arasında sa'y etmeyi unutur ve Mekke'den uzaklaşıncaya kadar hatırlamazsa; geri döner ve sa'y eder. Eğer kadınlarla ilişkiye girmiş olsa bile geri döner, o umresinden geriye kalanı (sa'yi) tamamlamak için Safa ile Merve arasında sa'y eder. Sonra üzerine (ceza olarak) başka bir umre ve kurban (Hedy) gerekir. Mâlik'e, Safa ile Merve arasında bir adamla karşılaşıp durarak onunla konuşan kişi soruldu. Dedi ki: "Bunu onun için hoş görmem." Mâlik dedi ki: Kim tavafından (şavtlarından) bir şeyi unutur veya şüpheye düşer de ancak Safa ile Merve arasında sa'y ederken hatırlarsa; sa'yini keser, sonra Beyt'i tavafını kesin bilgi üzerine tamamlar, (tavafın) iki rekat namazını kılar, sonra Safa ile Merve arasındaki sa'yine baştan başlar.