867. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ، كَانَ يَقُولُ {مَا اسْتَيْسَرَ مِنَ الْهَدْىِ} شَاةٌ . قَالَ مَالِكٌ وَذَلِكَ أَحَبُّ مَا سَمِعْتُ إِلَىَّ فِي ذَلِكَ لأَنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى يَقُولُ فِي كِتَابِهِ {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَقْتُلُوا الصَّيْدَ وَأَنْتُمْ حُرُمٌ وَمَنْ قَتَلَهُ مِنْكُمْ مُتَعَمِّدًا فَجَزَاءٌ مِثْلُ مَا قَتَلَ مِنَ النَّعَمِ يَحْكُمُ بِهِ ذَوَا عَدْلٍ مِنْكُمْ هَدْيًا بَالِغَ الْكَعْبَةِ أَوْ كَفَّارَةٌ طَعَامُ مَسَاكِينَ أَوْ عَدْلُ ذَلِكَ صِيَامًا} فَمِمَّا يُحْكَمُ بِهِ فِي الْهَدْىِ شَاةٌ وَقَدْ سَمَّاهَا اللَّهُ هَدْيًا وَذَلِكَ الَّذِي لاَ اخْتِلاَفَ فِيهِ عِنْدَنَا وَكَيْفَ يَشُكُّ أَحَدٌ فِي ذَلِكَ وَكُلُّ شَىْءٍ لاَ يَبْلُغُ أَنْ يُحْكَمَ فِيهِ بِبَعِيرٍ أَوْ بَقَرَةٍ فَالْحُكْمُ فِيهِ شَاةٌ وَمَا لاَ يَبْلُغُ أَنْ يُحْكَمَ فِيهِ بِشَاةٍ فَهُوَ كَفَّارَةٌ مِنْ صِيَامٍ أَوْ إِطْعَامِ مَسَاكِينَ .
Bana Yahya anlattı; o Malik'ten; kendisine ulaştığına göre Abdullah b. Abbas şöyle derdi: "(Ayette geçen) {Kolayınıza gelen kurban...} bir koyundur." Malik dedi ki: "Bu konuda işittiklerimden en çok hoşuma giden görüş budur. Çünkü Allah Tebâreke ve Teâlâ kitabında şöyle buyurur: {Ey iman edenler! İhramlı iken avı öldürmeyin. İçinizden kim onu kasten öldürürse, öldürdüğü hayvanın dengi bir ceza vardır. (Bu ceza), Kabe'ye ulaşacak bir kurban (hedy) olmak üzere, içinizden adalet sahibi iki kişinin hükmedeceği bir hayvandır. Yahut (ceza), yoksulları doyurmak suretiyle kefarettir veya onun dengi oruç tutmaktır.} (Maide, 5/95). (Bu ayete göre) hedy olarak hükmedilen hayvanlardan biri de koyundur. Allah onu 'hedy' olarak isimlendirmiştir. Yanımızda (Medine'de) bu konuda bir ihtilaf yoktur. Bir kimse bunda nasıl şüphe eder? Hakkında deve veya sığır hükmü verilemeyecek her şeyde hüküm koyundur. Koyun hükmü verilemeyecek (küçük) şeylerde ise oruç veya yoksulları doyurma kefareti vardır."