935. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ قُرَيْرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ سِيرِينَ، أَنَّ رَجُلاً، جَاءَ إِلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ فَقَالَ إِنِّي أَجْرَيْتُ أَنَا وَصَاحِبٌ، لِي فَرَسَيْنِ نَسْتَبِقُ إِلَى ثُغْرَةِ ثَنِيَّةٍ فَأَصَبْنَا ظَبْيًا وَنَحْنُ مُحْرِمَانِ فَمَاذَا تَرَى فَقَالَ عُمَرُ لِرَجُلٍ إِلَى جَنْبِهِ تَعَالَ حَتَّى أَحْكُمَ أَنَا وَأَنْتَ . قَالَ فَحَكَمَا عَلَيْهِ بِعَنْزٍ فَوَلَّى الرَّجُلُ وَهُوَ يَقُولُ هَذَا أَمِيرُ الْمُؤْمِنِينَ لاَ يَسْتَطِيعُ أَنْ يَحْكُمَ فِي ظَبْىٍ حَتَّى دَعَا رَجُلاً يَحْكُمُ مَعَهُ . فَسَمِعَ عُمَرُ قَوْلَ الرَّجُلِ فَدَعَاهُ فَسَأَلَهُ هَلْ تَقْرَأُ سُورَةَ الْمَائِدَةِ قَالَ لاَ . قَالَ فَهَلْ تَعْرِفُ هَذَا الرَّجُلَ الَّذِي حَكَمَ مَعِي فَقَالَ لاَ . فَقَالَ لَوْ أَخْبَرْتَنِي أَنَّكَ تَقْرَأُ سُورَةَ الْمَائِدَةِ لأَوْجَعْتُكَ ضَرْبًا ثُمَّ قَالَ إِنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى يَقُولُ فِي كِتَابِهِ {يَحْكُمُ بِهِ ذَوَا عَدْلٍ مِنْكُمْ هَدْيًا بَالِغَ الْكَعْبَةِ} وَهَذَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَوْفٍ .
Ve bana Mâlik'ten; Abdülmelik b. Kurayr'dan; Muhammed b. Sîrîn'den [nakledildiğine göre] bir adam Ömer b. el-Hattâb'a gelip şöyle dedi: “Ben ve bir arkadaşım atlarımızı bir dağ yolunun gediğine doğru yarıştırdık. Biz ihramlı iken bir ceylana çarptık (ve öldürdük). Ne dersin (hükmün nedir)?” Ömer yanındaki bir adama: “Gel, seninle birlikte hüküm verelim” dedi. İkisi, (ceza olarak) bir keçi (vermesine) hükmettiler. Adam dönüp giderken şöyle diyordu: “Şu Müminlerin Emiri'ne bak! Yanına birlikte hüküm verecek bir adam çağırmadan bir ceylan hakkında bile hüküm veremiyor.” Ömer adamın sözünü işitti ve onu çağırdı. Ona: “Mâide suresini okuyor musun (biliyor musun)?” diye sordu. Adam: “Hayır” dedi. Ömer: “Peki benimle birlikte hüküm veren bu adamı tanıyor musun?” dedi. Adam: “Hayır” dedi. Ömer şöyle dedi: “Eğer bana Mâide suresini okuduğunu söyleseydin, canını yakıncaya kadar seni döverdim.” Sonra şöyle devam etti: “Allah Teâlâ Kitabında şöyle buyuruyor: { ...içinizden adalet sahibi iki kişi o (ceza) hakkında hüküm versin... } (Mâide, 5/95). Bu (yanımdaki) da Abdurrahman b. Avf'tır.”