937. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ فِي حَمَامِ مَكَّةَ إِذَا قُتِلَ شَاةٌ . وَقَالَ مَالِكٌ فِي الرَّجُلِ مِنْ أَهْلِ مَكَّةَ يُحْرِمُ بِالْحَجِّ أَوِ الْعُمْرَةِ وَفِي بَيْتِهِ فِرَاخٌ مِنْ حَمَامِ مَكَّةَ فَيُغْلَقُ عَلَيْهَا فَتَمُوتُ فَقَالَ أَرَى بِأَنْ يَفْدِيَ ذَلِكَ عَنْ كُلِّ فَرْخٍ بِشَاةٍ . قَالَ مَالِكٌ لَمْ أَزَلْ أَسْمَعُ أَنَّ فِي النَّعَامَةِ إِذَا قَتَلَهَا الْمُحْرِمُ بَدَنَةً . قَالَ مَالِكٌ أَرَى أَنَّ فِي بَيْضَةِ النَّعَامَةِ عُشْرَ ثَمَنِ الْبَدَنَةِ كَمَا يَكُونُ فِي جَنِينِ الْحُرَّةِ غُرَّةٌ عَبْدٌ أَوْ وَلِيدَةٌ وَقِيمَةُ الْغُرَّةِ خَمْسُونَ دِينَارًا وَذَلِكَ عُشْرُ دِيَةِ أُمِّهِ وَكُلُّ شَىْءٍ مِنَ النُّسُورِ أَوِ الْعِقْبَانِ أَوِ الْبُزَاةِ أَوِ الرَّخَمِ فَإِنَّهُ صَيْدٌ يُودَى كَمَا يُودَى الصَّيْدُ إِذَا قَتَلَهُ الْمُحْرِمُ وَكُلُّ شَىْءٍ فُدِيَ فَفِي صِغَارِهِ مِثْلُ مَا يَكُونُ فِي كِبَارِهِ وَإِنَّمَا مَثَلُ ذَلِكَ مَثَلُ دِيَةِ الْحُرِّ الصَّغِيرِ وَالْكَبِيرِ فَهُمَا بِمَنْزِلَةٍ وَاحِدَةٍ سَوَاءٌ .
Ve bana Mâlik'ten; Yahya b. Saîd'den; Saîd b. el-Müseyyeb'den [nakledildiğine göre] o şöyle derdi: “Mekke güvercinleri hakkında; eğer öldürülürse (ceza olarak) bir koyun gerekir.” Mâlik, Mekke ehlinden olup Hac veya Umre için ihrama giren ve evinde Mekke güvercinlerinden yavrular bulunup kapıyı üzerlerine kilitleyerek ölmelerine sebep olan kişi hakkında şöyle dedi: “Her bir yavru için bir koyun fidye vermesi gerektiğini düşünüyorum.” Mâlik dedi ki: “İhramlı kişi devekuşu öldürürse cezasının bir deve (bedene) olduğunu hep işitmişimdir.” Yine Mâlik dedi ki: “Devekuşu yumurtası hakkında (ceza olarak) devenin fiyatının onda biri (ödenir) görüşündeyim. Tıpkı hür kadının cenini hakkında bir gurre (köle veya cariye) gerektiği gibi. Gurrenin kıymeti elli dinardır; bu da annesinin diyetinin onda biridir. Kartallar, büyük kartallar (ukbân), doğanlar veya akbabalar gibi her türlü (yırtıcı kuş) bir avdır; ihramlı kişi onu öldürürse avın bedeli ödendiği gibi bunlar da ödenir (tazmin edilir). Fidye gerektiren her şeyin küçüğü, büyüğü gibidir. Bunun örneği, hür insanın küçüğünün ve büyüğünün diyetidir; her ikisi de aynı statüdedir ve eşittir.”