1087. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ الثِّقَةِ، عِنْدَهُ أَنَّهُ سَمِعَ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، يَقُولُ أَبَى عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ أَنْ يُوَرِّثَ، أَحَدًا مِنَ الأَعَاجِمِ إِلاَّ أَحَدًا وُلِدَ فِي الْعَرَبِ . قَالَ مَالِكٌ وَإِنْ جَاءَتِ امْرَأَةٌ حَامِلٌ مِنْ أَرْضِ الْعَدُوِّ فَوَضَعَتْهُ فِي أَرْضِ الْعَرَبِ فَهُوَ وَلَدُهَا يَرِثُهَا إِنْ مَاتَتْ وَتَرِثُهُ إِنْ مَاتَ مِيرَاثَهَا فِي كِتَابِ اللَّهِ . قَالَ مَالِكٌ الأَمْرُ الْمُجْتَمَعُ عَلَيْهِ عِنْدَنَا وَالسُّنَّةُ الَّتِي لاَ اخْتِلاَفَ فِيهَا وَالَّذِي أَدْرَكْتُ عَلَيْهِ أَهْلَ الْعِلْمِ بِبَلَدِنَا أَنَّهُ لاَ يَرِثُ الْمُسْلِمُ الْكَافِرَ بِقَرَابَةٍ وَلاَ وَلاَءٍ وَلاَ رَحِمٍ وَلاَ يَحْجُبُ أَحَدًا عَنْ مِيرَاثِهِ . قَالَ مَالِكٌ وَكَذَلِكَ كُلُّ مَنْ لاَ يَرِثُ إِذَا لَمْ يَكُنْ دُونَهُ وَارِثٌ فَإِنَّهُ لاَ يَحْجُبُ أَحَدًا عَنْ مِيرَاثِهِ .
Bana Mâlik'ten; güvendiği bir kimseden; Saîd b. el-Müseyyeb'i şöyle derken işittiği anlattı: Ömer b. el-Hattâb, Araplar arasında doğanlar hariç, acemlerden (yabancılardan) hiç kimseyi mirasçı yapmayı kabul etmedi. Mâlik dedi ki: "Eğer düşman diyarından hamile bir kadın gelir ve çocuğunu Arap diyarında doğurursa, o çocuk onun çocuğudur; kadın ölürse çocuk ona mirasçı olur, çocuk ölürse kadın -Allah'ın Kitabı'ndaki miras hükmünce- ona mirasçı olur." Mâlik dedi ki: "Bizde üzerinde ittifak edilen, hakkında ihtilaf olmayan ve ilim ehlinden (böyle) uygularken bulduğum görüşe göre; Müslüman, kafire ne akrabalık, ne velâ (azatlık bağı), ne de rahim (kan bağı) ile mirasçı olamaz. Ayrıca (kafir), hiç kimseyi mirasından da mahrum edemez (hacb edemez)." Mâlik dedi ki: "Aynı şekilde, mirasçı olamayan hiç kimse, -kendisinden daha yakın bir mirasçı yoksa bile- başkasını mirastan mahrum edemez."