1170. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ مَرْوَانَ بْنَ الْحَكَمِ، كَانَ يَقْضِي فِي الرَّجُلِ إِذَا آلَى مِنِ امْرَأَتِهِ أَنَّهَا إِذَا مَضَتِ الأَرْبَعَةُ الأَشْهُرِ فَهِيَ تَطْلِيقَةٌ وَلَهُ عَلَيْهَا الرَّجْعَةُ مَا دَامَتْ فِي عِدَّتِهَا . قَالَ مَالِكٌ وَعَلَى ذَلِكَ كَانَ رَأْىُ ابْنِ شِهَابٍ . قَالَ مَالِكٌ فِي الرَّجُلِ يُولِي مِنِ امْرَأَتِهِ فَيُوقَفُ فَيُطَلِّقُ عِنْدَ انْقِضَاءِ الأَرْبَعَةِ الأَشْهُرِ ثُمَّ يُرَاجِعُ امْرَأَتَهُ أَنَّهُ إِنْ لَمْ يُصِبْهَا حَتَّى تَنْقَضِيَ عِدَّتُهَا فَلاَ سَبِيلَ لَهُ إِلَيْهَا وَلاَ رَجْعَةَ لَهُ عَلَيْهَا إِلاَّ أَنْ يَكُونَ لَهُ عُذْرٌ مِنْ مَرَضٍ أَوْ سِجْنٍ أَوْ مَا أَشْبَهَ ذَلِكَ مِنَ الْعُذْرِ فَإِنَّ ارْتِجَاعَهُ إِيَّاهَا ثَابِتٌ عَلَيْهَا فَإِنْ مَضَتْ عِدَّتُهَا ثُمَّ تَزَوَّجَهَا بَعْدَ ذَلِكَ فَإِنَّهُ إِنْ لَمْ يُصِبْهَا حَتَّى تَنْقَضِيَ الأَرْبَعَةُ الأَشْهُرِ وَقَفَ أَيْضًا فَإِنْ لَمْ يَفِئْ دَخَلَ عَلَيْهِ الطَّلاَقُ بِالإِيلاَءِ الأَوَّلِ إِذَا مَضَتِ الأَرْبَعَةُ الأَشْهُرِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ عَلَيْهَا رَجْعَةٌ لأَنَّهُ نَكَحَهَا ثُمَّ طَلَّقَهَا قَبْلَ أَنْ يَمَسَّهَا فَلاَ عِدَّةَ لَهُ عَلَيْهَا وَلاَ رَجْعَةَ . قَالَ مَالِكٌ فِي الرَّجُلِ يُولِي مِنِ امْرَأَتِهِ فَيُوقَفُ بَعْدَ الأَرْبَعَةِ الأَشْهُرِ فَيُطَلِّقُ ثُمَّ يَرْتَجِعُ وَلاَ يَمَسُّهَا فَتَنْقَضِي أَرْبَعَةُ أَشْهُرٍ قَبْلَ أَنْ تَنْقَضِيَ عِدَّتُهَا إِنَّهُ لاَ يُوقَفُ وَلاَ يَقَعُ عَلَيْهِ طَلاَقٌ وَإِنَّهُ إِنْ أَصَابَهَا قَبْلَ أَنْ تَنْقَضِيَ عِدَّتُهَا كَانَ أَحَقَّ بِهَا وَإِنْ مَضَتْ عِدَّتُهَا قَبْلَ أَنْ يُصِيبَهَا فَلاَ سَبِيلَ لَهُ إِلَيْهَا وَهَذَا أَحْسَنُ مَا سَمِعْتُ فِي ذَلِكَ . قَالَ مَالِكٌ فِي الرَّجُلِ يُولِي مِنِ امْرَأَتِهِ ثُمَّ يُطَلِّقُهَا فَتَنْقَضِي الأَرْبَعَةُ الأَشْهُرِ قَبْلَ انْقِضَاءِ عِدَّةِ الطَّلاَقِ قَالَ هُمَا تَطْلِيقَتَانِ إِنْ هُوَ وُقِفَ وَلَمْ يَفِئْ وَإِنْ مَضَتْ عِدَّةُ الطَّلاَقِ قَبْلَ الأَرْبَعَةِ الأَشْهُرِ فَلَيْسَ الإِيلاَءُ بِطَلاَقٍ وَذَلِكَ أَنَّ الأَرْبَعَةَ الأَشْهُرِ الَّتِي كَانَتْ تُوقَفُ بَعْدَهَا مَضَتْ وَلَيْسَتْ لَهُ يَوْمَئِذٍ بِامْرَأَةٍ . قَالَ مَالِكٌ وَمَنْ حَلَفَ أَنْ لاَ يَطَأَ امْرَأَتَهُ يَوْمًا أَوْ شَهْرًا ثُمَّ مَكَثَ حَتَّى يَنْقَضِيَ أَكْثَرُ مِنَ الأَرْبَعَةِ الأَشْهُرِ فَلاَ يَكُونُ ذَلِكَ إِيلاَءً وَإِنَّمَا يُوقَفُ فِي الإِيلاَءِ مَنْ حَلَفَ عَلَى أَكْثَرَ مِنَ الأَرْبَعَةِ الأَشْهُرِ فَأَمَّا مَنْ حَلَفَ أَنْ لاَ يَطَأَ امْرَأَتَهُ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ أَوْ أَدْنَى مِنْ ذَلِكَ فَلاَ أَرَى عَلَيْهِ إِيلاَءً لأَنَّهُ إِذَا دَخَلَ الأَجَلُ الَّذِي يُوقَفُ عِنْدَهُ خَرَجَ مِنْ يَمِينِهِ وَلَمْ يَكُنْ عَلَيْهِ وَقْفٌ . قَالَ مَالِكٌ مَنْ حَلَفَ لاِمْرَأَتِهِ أَنْ لاَ يَطَأَهَا حَتَّى تَفْطِمَ وَلَدَهَا فَإِنَّ ذَلِكَ لاَ يَكُونُ إِيلاَءً .
Bana Mâlik'ten anlattı; kendisine ulaştığına göre Mervân b. el-Hakem, karısına ilâ yapan kişi hakkında: "Dört ay geçtiği zaman bu bir talaktır ve kadın iddet içinde olduğu sürece kocasının ona dönme hakkı vardır" diye hükmederdi. Mâlik dedi ki: "İbn Şihâb'ın görüşü de böyleydi." Mâlik dedi ki: Karısına ilâ yapan adam, dört ayın sonunda durdurulup karısını boşar, sonra ona (sözlü olarak) döner fakat iddeti bitene kadar cinsel ilişkide bulunmazsa, artık o kadına dönme hakkı kalmaz. Ancak hastalık, hapis veya benzeri bir mazereti varsa o başka. (Mazereti varsa) rücû'u (dönüşü) geçerlidir. Eğer kadının iddeti biter ve adam onunla yeniden evlenir, fakat yine dört ay geçene kadar ona yaklaşmazsa tekrar durdurulur. Eğer (yine) dönmezse (cinsel ilişkide bulunmazsa), ilk ilâ sebebiyle talak gerçekleşir ve artık kocasının ona dönme hakkı olmaz. Çünkü adam onu nikahlamış, sonra temas etmeden boşamış olur; bu durumda kadının iddet beklemesi gerekmez ve kocanın dönüş hakkı yoktur. Mâlik dedi ki: Karısına ilâ yapan adam, dört ay sonra durdurulup boşar, sonra (sözle) geri döner fakat yaklaşmaz ve kadının iddeti bitmeden (ikinci bir) dört ay daha geçerse; bu durumda adam durdurulmaz ve üzerine talak düşmez. Eğer iddet bitmeden önce cinsel ilişkide bulunursa kadına (evliliğe) daha hak sahibi olur. Eğer ilişkiye girmeden iddet biterse, artık kadına dönme yolu kalmaz. Bu konuda işittiğim en güzel görüş budur. Mâlik, karısına ilâ yapıp ardından onu boşayan ve (boşadığı) talakın iddeti bitmeden dört ayın dolduğu durum hakkında şöyle dedi: "Eğer adam durdurulur ve (karısına) dönmezse, bu iki talak sayılır. Eğer dört ay dolmadan talakın iddeti biterse, ilâ bir talak sayılmaz. Çünkü durdurulacağı dört ay dolduğunda kadın artık onun eşi değildir." Mâlik dedi ki: "Karısına bir gün veya bir ay yaklaşmamaya yemin edip, sonra dört aydan fazla bekleyen kimsenin bu yaptığı ilâ değildir. İlâ, ancak dört aydan fazla bir süre için yemin eden kimse hakkında geçerlidir. Karısına dört ay veya daha az bir süre yaklaşmamaya yemin eden kimseye gelince; buna ilâ uygulanacağını düşünmüyorum. Çünkü durdurulacağı süre (dört ay) geldiğinde yemini sona ermiş olur ve durdurulması gerekmez." Mâlik dedi ki: "Karısına, çocuğunu sütten kesinceye kadar yaklaşmamaya yemin eden kimsenin bu davranışı da ilâ değildir."