1175. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ قَالَ فِي رَجُلٍ تَظَاهَرَ مِنْ أَرْبَعَةِ نِسْوَةٍ لَهُ بِكَلِمَةٍ وَاحِدَةٍ إِنَّهُ لَيْسَ عَلَيْهِ إِلاَّ كَفَّارَةٌ وَاحِدَةٌ . وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، مِثْلَ ذَلِكَ . قَالَ مَالِكٌ وَعَلَى ذَلِكَ الأَمْرُ عِنْدَنَا قَالَ اللَّهُ تَعَالَى فِي كَفَّارَةِ الْمُتَظَاهِرِ {فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَتَمَاسَّا }. {فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَتَمَاسَّا فَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَإِطْعَامُ سِتِّينَ مِسْكِينًا} . قَالَ مَالِكٌ فِي الرَّجُلِ يَتَظَاهَرُ مِنِ امْرَأَتِهِ فِي مَجَالِسَ مُتَفَرِّقَةٍ قَالَ لَيْسَ عَلَيْهِ إِلاَّ كَفَّارَةٌ وَاحِدَةٌ فَإِنْ تَظَاهَرَ ثُمَّ كَفَّرَ ثُمَّ تَظَاهَرَ بَعْدَ أَنْ يُكَفِّرَ فَعَلَيْهِ الْكَفَّارَةُ أَيْضًا . قَالَ مَالِكٌ وَمَنْ تَظَاهَرَ مِنِ امْرَأَتِهِ ثُمَّ مَسَّهَا قَبْلَ أَنْ يُكَفِّرَ لَيْسَ عَلَيْهِ إِلاَّ كَفَّارَةٌ وَاحِدَةٌ وَيَكُفُّ عَنْهَا حَتَّى يُكَفِّرَ وَلْيَسْتَغْفِرِ اللَّهَ وَذَلِكَ أَحْسَنُ مَا سَمِعْتُ . قَالَ مَالِكٌ وَالظِّهَارُ مِنْ ذَوَاتِ الْمَحَارِمِ مِنَ الرَّضَاعَةِ وَالنَّسَبِ سَوَاءٌ . قَالَ مَالِكٌ وَلَيْسَ عَلَى النِّسَاءِ ظِهَارٌ . قَالَ مَالِكٌ فِي قَوْلِ اللَّهِ تَبَارَكَ وَتَعَالَى {وَالَّذِينَ يُظَاهِرُونَ مِنْ نِسَائِهِمْ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا قَالُوا}. قَالَ سَمِعْتُ أَنَّ تَفْسِيرَ ذَلِكَ أَنْ يَتَظَاهَرَ الرَّجُلُ مِنِ امْرَأَتِهِ ثُمَّ يُجْمِعَ عَلَى إِمْسَاكِهَا وَإِصَابَتِهَا فَإِنْ أَجْمَعَ عَلَى ذَلِكَ فَقَدْ وَجَبَتْ عَلَيْهِ الْكَفَّارَةُ وَإِنْ طَلَّقَهَا وَلَمْ يُجْمِعْ بَعْدَ تَظَاهُرِهِ مِنْهَا عَلَى إِمْسَاكِهَا وَإِصَابَتِهَا فَلاَ كَفَّارَةَ عَلَيْهِ . قَالَ مَالِكٌ فَإِنْ تَزَوَّجَهَا بَعْدَ ذَلِكَ لَمْ يَمَسَّهَا حَتَّى يُكَفِّرَ كَفَّارَةَ الْمُتَظَاهِرِ . قَالَ مَالِكٌ فِي الرَّجُلِ يَتَظَاهَرُ مِنْ أَمَتِهِ إِنَّهُ إِنْ أَرَادَ أَنْ يُصِيبَهَا فَعَلَيْهِ كَفَّارَةُ الظِّهَارِ قَبْلَ أَنْ يَطَأَهَا . قَالَ مَالِكٌ لاَ يَدْخُلُ عَلَى الرَّجُلِ إِيلاَءٌ فِي تَظَاهُرِهِ إِلاَّ أَنْ يَكُونَ مُضَارًّا لاَ يُرِيدُ أَنْ يَفِيءَ مِنْ تَظَاهُرِهِ
Bana Mâlik'ten anlattı; Hişâm b. Urve'den, o da babasından rivayet ettiğine göre o, dört karısına birden tek bir sözle zıhâr yapan kimse hakkında: "Onun sadece bir kefaret ödemesi gerekir" derdi. Bana Mâlik'ten anlattı; Rebîa b. Ebî Abdurrahman'dan da bunun aynısı rivayet edildi. Mâlik dedi ki: "Bizim katımızdaki hüküm de böyledir. Allah Teâlâ zıhâr kefareti hakkında şöyle buyurmuştur: '(Karılarına zıhâr yapıp sonra dediklerinden dönenlerin) birbirleriyle temas etmeden önce bir köle azat etmeleri gerekir...' 'Buna imkan bulamayan kimse, temas etmeden önce aralıksız iki ay oruç tutmalıdır. Buna da gücü yetmeyen, altmış fakiri doyurur.' (Mücadele, 3-4)" Mâlik dedi ki: "Karısına farklı meclislerde zıhâr yapan kimseye de sadece bir kefaret gerekir. Ancak zıhâr yapar, kefaretini öder, sonra tekrar zıhâr yaparsa, yeniden kefaret ödemesi gerekir." Mâlik dedi ki: "Karısına zıhâr yapıp kefaret ödemeden önce ona dokunan kimseye de sadece bir kefaret gerekir. (Ancak) kefaret ödeyinceye kadar ondan uzak durmalı ve Allah'tan bağışlanma dilemelidir. Bu konuda işittiğim en güzel görüş budur." Mâlik dedi ki: "Süt veya nesep yoluyla mahrem olan kadınlara benzeterek yapılan zıhâr da (hüküm bakımından) aynıdır." Mâlik dedi ki: "Kadınlar (kocalarına) zıhâr yapamazlar." Mâlik, Allah Tebâreke ve Teâlâ'nın: "Kadınlarından zıhâr ile ayrılmak isteyip de sonra söylediklerine dönenler..." (Mücadele, 3) ayeti hakkında şöyle dedi: "Bunun tefsiri hakkında şunları işittim: Kişinin karısına zıhâr yaptıktan sonra onu nikahında tutmaya ve onunla cinsel ilişkiye girmeye karar vermesidir. Eğer buna karar verirse kefaret ödemesi vacip olur. Eğer (zıhârdan sonra) onu boşar ve nikahında tutmaya, onunla ilişkiye girmeye niyet etmezse kefaret gerekmez." Mâlik dedi ki: "Eğer (boşadıktan) sonra onunla tekrar evlenirse, zıhâr kefareti ödeyinceye kadar ona dokunamaz." Mâlik, cariyesine zıhâr yapan kimse hakkında dedi ki: "Eğer onunla ilişkiye girmek isterse, temas etmeden önce zıhâr kefareti ödemesi gerekir." Mâlik dedi ki: "Kişi zıhâr yaptığında, (kefaret ödemeyerek) karısına zarar vermeyi ve ona dönmemeyi amaçlamadıkça, bu durum ilâ kapsamına girmez."