1187. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، أَنَّهُ بَلَغَهُ أَنَّ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ، وَسُلَيْمَانَ بْنَ يَسَارٍ، وَابْنَ، شِهَابٍ كَانُوا يَقُولُونَ عِدَّةُ الْمُخْتَلِعَةِ مِثْلُ عِدَّةِ الْمُطَلَّقَةِ ثَلاَثَةُ قُرُوءٍ . قَالَ مَالِكٌ فِي الْمُفْتَدِيَةِ إِنَّهَا لاَ تَرْجِعُ إِلَى زَوْجِهَا إِلاَّ بِنِكَاحٍ جَدِيدٍ فَإِنْ هُوَ نَكَحَهَا فَفَارَقَهَا قَبْلَ أَنْ يَمَسَّهَا لَمْ يَكُنْ لَهُ عَلَيْهَا عِدَّةٌ مِنَ الطَّلاَقِ الآخَرِ وَتَبْنِي عَلَى عِدَّتِهَا الأُولَى . قَالَ مَالِكٌ وَهَذَا أَحْسَنُ مَا سَمِعْتُ فِي ذَلِكَ . قَالَ مَالِكٌ إِذَا افْتَدَتِ الْمَرْأَةُ مِنْ زَوْجِهَا بِشَىْءٍ عَلَى أَنْ يُطَلِّقَهَا فَطَلَّقَهَا طَلاَقًا مُتَتَابِعًا نَسَقًا فَذَلِكَ ثَابِتٌ عَلَيْهِ فَإِنْ كَانَ بَيْنَ ذَلِكَ صُمَاتٌ فَمَا أَتْبَعَهُ بَعْدَ الصُّمَاتِ فَلَيْسَ بِشَىْءٍ .
Bana Mâlik'ten anlattı; kendisine ulaştığına göre Saîd b. el-Müseyyeb, Süleyman b. Yesâr ve İbn Şihâb şöyle derlerdi: "Hul yapan kadının iddeti, (normal) boşanan kadının iddeti gibi üç kur' (hayız dönemi) süresidir." Mâlik, fidye vererek boşanan kadın hakkında şöyle dedi: "Bu kadın kocasına ancak yeni bir nikahla dönebilir. Eğer kocası onunla (yeniden) evlenir ve ona dokunmadan (tekrar) boşarsa, bu son talaktan dolayı kadının yeni bir iddet beklemesi gerekmez; önceki iddetini tamamlar." (Mâlik) dedi ki: "Bu konuda işittiğim en güzel görüş budur." Mâlik dedi ki: "Eğer kadın, kocasından kendisini boşaması karşılığında bir fidye verir, adam da onu peş peşe (aralıksız) sözlerle boşarsa, bu (birden fazla) talak onun aleyhine geçerli olur. Ancak sözleri arasında suskunluk olursa, suskunluktan sonra gelen talaklar geçersizdir (çünkü ilk talakla kadın zaten boşanmış ve yabancı olmuştur)."