182. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَامِرِ بْنِ رَبِيعَةَ، يَقُولُ صَلَّيْنَا وَرَاءَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ الصُّبْحَ فَقَرَأَ فِيهَا بِسُورَةِ يُوسُفَ وَسُورَةِ الْحَجِّ قِرَاءَةً بَطِيئَةً فَقُلْتُ وَاللَّهِ إِذًا لَقَدْ كَانَ يَقُومُ حِينَ يَطْلُعُ الْفَجْرُ . قَالَ أَجَلْ .
Ve bana Mâlik'ten anlattı; Hişâm b. Urve'den; babasından; onun Abdullah b. Âmir b. Rebîa'yı şöyle derken işittiğini: “Ömer b. Hattâb'ın arkasında sabah namazını kıldık. (Namazda) Yûsuf Sûresi'ni ve Hac Sûresi'ni ağır ağır okudu.” Dedim ki: “Vallahi, öyleyse o, tam tan yeri ağarırken namaza kalkmış olmalı.” Dedi ki: “Evet.”