1402. Hadis
وَحَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ قَالَ قَدِمَ عَلَى عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ الْعِرَاقِ فَقَالَ لَقَدْ جِئْتُكَ لأَمْرٍ مَا لَهُ رَأْسٌ وَلاَ ذَنَبٌ . فَقَالَ عُمَرُ مَا هُوَ قَالَ شَهَادَاتُ الزُّورِ ظَهَرَتْ بِأَرْضِنَا . فَقَالَ عُمَرُ أَوَقَدْ كَانَ ذَلِكَ قَالَ نَعَمْ . فَقَالَ عُمَرُ وَاللَّهِ لاَ يُؤْسَرُ رَجُلٌ فِي الإِسْلاَمِ بِغَيْرِ الْعُدُولِ .
Bana Mâlik'ten (anlattı)ğına göre; Rebîa b. Ebî Abdurrahman şöyle demiştir: Ömer b. el-Hattâb'a Irak ahalisinden bir adam geldi ve: "Sana başı sonu belli olmayan (karmaşık/kötü) bir iş için geldim" dedi. Ömer: "Nedir o?" diye sordu. Adam: "Topraklarımızda yalan şahitlikler ortaya çıktı" dedi. Ömer: "Gerçekten bu oldu mu?" dedi. Adam: "Evet" dedi. Bunun üzerine Ömer şöyle dedi: "Vallahi, İslam'da hiçbir kimse, adil şahitler(in şahitliği) olmadan hapsedilmez (cezalandırılmaz)."