1689. Hadis
حَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ قَالَ أَبُو طَلْحَةَ لأُمِّ سُلَيْمٍ لَقَدْ سَمِعْتُ صَوْتَ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ضَعِيفًا أَعْرِفُ فِيهِ الْجُوعَ فَهَلْ عِنْدَكِ مِنْ شَىْءٍ فَقَالَتْ نَعَمْ . فَأَخْرَجَتْ أَقْرَاصًا مِنْ شَعِيرٍ ثُمَّ أَخَذَتْ خِمَارًا لَهَا فَلَفَّتِ الْخُبْزَ بِبَعْضِهِ ثُمَّ دَسَّتْهُ تَحْتَ يَدِي وَرَدَّتْنِي بِبَعْضِهِ ثُمَّ أَرْسَلَتْنِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَذَهَبْتُ بِهِ فَوَجَدْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَالِسًا فِي الْمَسْجِدِ وَمَعَهُ النَّاسُ فَقُمْتُ عَلَيْهِمْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " آرْسَلَكَ أَبُو طَلْحَةَ " . قَالَ فَقُلْتُ نَعَمْ . قَالَ " لِلطَّعَامِ " . فَقُلْتُ نَعَمْ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِمَنْ مَعَهُ " قُومُوا " . قَالَ فَانْطَلَقَ وَانْطَلَقْتُ بَيْنَ أَيْدِيهِمْ حَتَّى جِئْتُ أَبَا طَلْحَةَ فَأَخْبَرْتُهُ فَقَالَ أَبُو طَلْحَةَ يَا أُمَّ سُلَيْمٍ قَدْ جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالنَّاسِ وَلَيْسَ عِنْدَنَا مِنَ الطَّعَامِ مَا نُطْعِمُهُمْ . فَقَالَتِ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ . قَالَ فَانْطَلَقَ أَبُو طَلْحَةَ حَتَّى لَقِيَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَقْبَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو طَلْحَةَ مَعَهُ حَتَّى دَخَلاَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَلُمِّي يَا أُمَّ سُلَيْمٍ مَا عِنْدَكِ " . فَأَتَتْ بِذَلِكَ الْخُبْزِ فَأَمَرَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَفُتَّ وَعَصَرَتْ عَلَيْهِ أُمُّ سُلَيْمٍ عُكَّةً لَهَا فَآدَمَتْهُ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَقُولَ ثُمَّ قَالَ " ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ بِالدُّخُولِ " . فَأَذِنَ لَهُمْ فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا ثُمَّ خَرَجُوا ثُمَّ قَالَ " ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ " . فَأَذِنَ لَهُمْ فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا ثُمَّ خَرَجُوا ثُمَّ قَالَ " ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ " . فَأَذِنَ لَهُمْ فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا ثُمَّ خَرَجُوا ثُمَّ قَالَ " ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ " . فَأَذِنَ لَهُمْ فَأَكَلُوا حَتَّى شَبِعُوا ثُمَّ خَرَجُوا ثُمَّ قَالَ " ائْذَنْ لِعَشَرَةٍ " . حَتَّى أَكَلَ الْقَوْمُ كُلُّهُمْ وَشَبِعُوا وَالْقَوْمُ سَبْعُونَ رَجُلاً أَوْ ثَمَانُونَ رَجُلاً .
Bana Mâlik'ten; İshâk b. Abdullah b. Ebî Talha'dan anlattı ki; o, Enes b. Mâlik'i şöyle derken işitti: Ebû Talha, Ümmü Süleym'e dedi ki: “Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sesini zayıf işittim, onda açlık (olduğunu) anladım. Yanında (yiyecek) bir şey var mı?” (Ümmü Süleym): “Evet” dedi. Arpa ekmekleri çıkardı. Sonra kendisine ait bir başörtüsünü aldı, ekmeği onun bir kısmına sardı, sonra onu koltuğumun (veya elbisemin) altına gizledi ve örtünün bir kısmıyla da beni sardı (veya örttü). Sonra beni Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gönderdi. (Enes) dedi ki: Onu götürdüm. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i mescitte otururken buldum, yanında insanlar vardı. Başuçlarına dikildim. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Seni Ebû Talha mı gönderdi?” buyurdu. “Evet” dedim. “Yemek için mi?” buyurdu. “Evet” dedim. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanındakilere: “Kalkın” buyurdu. (Enes) dedi ki: O gitti, ben de önlerinden gittim. Nihayet Ebû Talha'ya gelip ona haber verdim. Ebû Talha: “Ey Ümmü Süleym! Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem insanlarla geldi; halbuki yanımızda onlara yedirecek yemeğimiz yok” dedi. (Ümmü Süleym): “Allah ve Rasûlü en iyi bilendir” dedi. Ebû Talha (karşılamaya) gitti, nihayet Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile karşılaştı. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile Ebû Talha birlikte yönelip (eve) girdiler. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Getir bakalım yanındakini ey Ümmü Süleym!” buyurdu. O ekmeği getirdi. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem emretti, ekmek ufalandı. Ümmü Süleym, kendisine ait bir yağ tulumunu onun üzerine sıktı ve onu katık yaptı. Sonra Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (dua olarak) Allah'ın söylemesini dilediği şeyleri söyledi. Sonra: “On kişiye (girmeleri için) izin ver” buyurdu. Onlara izin verdi, doyuncaya kadar yediler, sonra çıktılar. Sonra: “On kişiye izin ver” buyurdu. Onlara izin verdi, doyuncaya kadar yediler, sonra çıktılar. Sonra: “On kişiye izin ver” buyurdu. Nihayet topluluğun hepsi yedi ve doydu. Topluluk yetmiş veya seksen kişiydi.