327. Hadis
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ الْمَكِّيِّ، عَنْ أَبِي الطُّفَيْلِ، عَامِرِ بْنِ وَاثِلَةَ أَنَّ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُمْ، خَرَجُوا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَامَ تَبُوكَ فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَجْمَعُ بَيْنَ الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ وَالْمَغْرِبِ وَالْعِشَاءِ - قَالَ - فَأَخَّرَ الصَّلاَةَ يَوْمًا ثُمَّ خَرَجَ فَصَلَّى الظُّهْرَ وَالْعَصْرَ جَمِيعًا ثُمَّ دَخَلَ ثُمَّ خَرَجَ فَصَلَّى الْمَغْرِبَ وَالْعِشَاءَ جَمِيعًا ثُمَّ قَالَ " إِنَّكُمْ سَتَأْتُونَ غَدًا إِنْ شَاءَ اللَّهُ عَيْنَ تَبُوكَ وَإِنَّكُمْ لَنْ تَأْتُوهَا حَتَّى يَضْحَى النَّهَارُ فَمَنْ جَاءَهَا فَلاَ يَمَسَّ مِنْ مَائِهَا شَيْئًا حَتَّى آتِيَ " . فَجِئْنَاهَا وَقَدْ سَبَقَنَا إِلَيْهَا رَجُلاَنِ وَالْعَيْنُ تَبِضُّ بِشَىْءٍ مِنْ مَاءٍ فَسَأَلَهُمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هَلْ مَسِسْتُمَا مِنْ مَائِهَا شَيْئًا " . فَقَالاَ نَعَمْ . فَسَبَّهُمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ لَهُمَا مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَقُولَ ثُمَّ غَرَفُوا بِأَيْدِيهِمْ مِنَ الْعَيْنِ قَلِيلاً قَلِيلاً حَتَّى اجْتَمَعَ فِي شَىْءٍ ثُمَّ غَسَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِيهِ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ ثُمَّ أَعَادَهُ فِيهَا فَجَرَتِ الْعَيْنُ بِمَاءٍ كَثِيرٍ فَاسْتَقَى النَّاسُ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يُوشِكُ يَا مُعَاذُ إِنْ طَالَتْ بِكَ حَيَاةٌ أَنْ تَرَى هَا هُنَا قَدْ مُلِئَ جِنَانًا " .
Ve bana Mâlik'ten; Ebu'z-Zübeyr el-Mekkî'den; Ebu't-Tufeyl Âmir b. Vâsile'den rivayet edildiğine göre Muaz b. Cebel ona şöyle haber verdi: “Tebük yılında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yola çıktık. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı cem ediyordu. (Muaz) dedi ki: Bir gün namazı geciktirdi. Sonra (çadırından) çıktı ve öğle ile ikindiyi birlikte kıldı. Sonra girdi. Sonra tekrar çıktı ve akşam ile yatsıyı birlikte kıldı. Sonra şöyle buyurdu: ‘Siz inşallah yarın Tebük pınarına varacaksınız. Kuşluk vakti girmeden oraya varamayacaksınız. Oraya kim varırsa, ben gelinceye kadar suyundan hiçbir şeye dokunmasın.’ Oraya vardık. İki adam bizden önce oraya varmıştı. Pınar ipince bir su sızdırıyordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onlara: ‘Suyundan bir şeye dokundunuz mu?’ diye sordu. Onlar: ‘Evet’ dediler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onları azarladı ve Allah'ın söylemesini dilediği kadar (şeyler) söyledi. Sonra pınardan elleriyle azar azar su avuçladılar, nihayet bir kapta biriktirdiler. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun içinde yüzünü ve ellerini yıkadı. Sonra suyu tekrar pınara döktü. Pınar bol su ile akmaya başladı. İnsanlar su ihtiyaçlarını giderdiler. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Ey Muaz! Eğer ömrün olur da yaşarsan, buraların bahçelerle dolduğunu görmen yakındır.’”