1065. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مِهْرَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، قَالَ أَخْبَرَنَا ابْنُ نَمِرٍ، سَمِعَ ابْنَ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ جَهَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي صَلاَةِ الْخُسُوفِ بِقِرَاءَتِهِ، فَإِذَا فَرَغَ مِنْ قِرَاءَتِهِ كَبَّرَ فَرَكَعَ، وَإِذَا رَفَعَ مِنَ الرَّكْعَةِ قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ، رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ. ثُمَّ يُعَاوِدُ الْقِرَاءَةَ فِي صَلاَةِ الْكُسُوفِ، أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ فِي رَكْعَتَيْنِ وَأَرْبَعَ سَجَدَاتٍ. وَقَالَ الأَوْزَاعِيُّ وَغَيْرُهُ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ الشَّمْسَ، خَسَفَتْ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبَعَثَ مُنَادِيًا بِالصَّلاَةُ جَامِعَةٌ، فَتَقَدَّمَ فَصَلَّى أَرْبَعَ رَكَعَاتٍ فِي رَكْعَتَيْنِ وَأَرْبَعَ سَجَدَاتٍ. وَأَخْبَرَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ نَمِرٍ سَمِعَ ابْنَ شِهَابٍ مِثْلَهُ. قَالَ الزُّهْرِيُّ فَقُلْتُ مَا صَنَعَ أَخُوكَ ذَلِكَ، عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الزُّبَيْرِ مَا صَلَّى إِلاَّ رَكْعَتَيْنِ مِثْلَ الصُّبْحِ إِذْ صَلَّى بِالْمَدِينَةِ. قَالَ أَجَلْ، إِنَّهُ أَخْطَأَ السُّنَّةَ. تَابَعَهُ سُفْيَانُ بْنُ حُسَيْنٍ وَسُلَيْمَانُ بْنُ كَثِيرٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ فِي الْجَهْرِ.
Muhammed b. Mihrân bize tahdis etti, dedi ki: Velîd bize tahdis etti, dedi ki: Abdurrahman b. Nemir bize haber verdi; İbn Şihâb’dan [işitmiş], o Urve’den, o da Âişe radıyallâhu anhâ’dan [naklen] ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem husûf (tutulma) namazında kıraati sesli (cehren) yaptı. Kıraatini bitirdiğinde tekbir getirip rükûya gitti; rükûdan başını kaldırdığında: “Semiallahu limen hamideh, Rabbenâ ve leke’l-hamd” dedi. Sonra küsûf namazında [tekrar doğrularak] kıraate döndü; [böylece] iki rekatta [toplam] dört rükû ve dört secde [yaptı]. Evzâî ve başkaları [şöyle] dediler: Zührî’den, o Urve’den, o Âişe radıyallâhu anhâ’dan [şunu] işittim: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem döneminde güneş tutuldu; [Nebi]: “Es-salâtü câmiatün (Namaz topluca kılınacaktır)” diye seslenen bir münadi gönderdi. Sonra öne geçip iki rekatta [toplam] dört rükû ve dört secde ile namaz kıldırdı. Abdurrahman b. Nemir de İbn Şihâb’dan bunun benzerini işittiğini bana haber verdi. [Ravi] Zührî dedi ki: [Urve’ye]: “Senin kardeşin Abdullah b. ez-Zübeyr neden böyle yapmadı? Medine’de [namaz] kıldırdığında sabah namazı gibi sadece iki rükû kıldırdı?” dedim. [Urve]: “Evet, zira o sünnette hata etti” dedi. Süfyân b. Hüseyn ve Süleyman b. Kesîr de sesli kıraat hususunda Zührî’den [rivayet ederek Velîd’e] tabi olmuşlardır.