34. Hadis
حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ بْنُ عُقْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَرْبَعٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ كَانَ مُنَافِقًا خَالِصًا، وَمَنْ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنْهُنَّ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنَ النِّفَاقِ حَتَّى يَدَعَهَا إِذَا اؤْتُمِنَ خَانَ وَإِذَا حَدَّثَ كَذَبَ وَإِذَا عَاهَدَ غَدَرَ، وَإِذَا خَاصَمَ فَجَرَ ". تَابَعَهُ شُعْبَةُ عَنِ الأَعْمَشِ.
Kabisa b. Ukbe bize tahdis etti, dedi ki: Süfyan bize tahdis etti; A'meş'ten; [o] Abdullah b. Mürre'den; [o] Mesruk'tan; [o] Abdullah b. Amr'dan; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu [nakletti]: “Dört [özellik] vardır ki bunlar kimde bulunursa o halis münafık olur. Kimde bunlardan bir haslet bulunursa, onu terk edinceye kadar kendisinde nifaktan bir haslet bulunmuş olur: Kendisine güvenildiği zaman ihanet eder, konuştuğu zaman yalan söyler, antlaştığı zaman (söz verdiği zaman) gadreder (sözünde durmaz) ve düşmanlık ettiği (tartıştığı) zaman haddi aşar (haksızlık eder).” Bunu Şu'be, A'meş'ten takip etti.