1299. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى، قَالَ أَخْبَرَتْنِي عَمْرَةُ، قَالَتْ سَمِعْتُ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ لَمَّا جَاءَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَتْلُ ابْنِ حَارِثَةَ وَجَعْفَرٍ وَابْنِ رَوَاحَةَ جَلَسَ يُعْرَفُ فِيهِ الْحُزْنُ، وَأَنَا أَنْظُرُ مِنْ صَائِرِ الْبَابِ ـ شَقِّ الْبَابِ ـ فَأَتَاهُ رَجُلٌ، فَقَالَ إِنَّ نِسَاءَ جَعْفَرٍ، وَذَكَرَ بُكَاءَهُنَّ، فَأَمَرَهُ أَنْ يَنْهَاهُنَّ، فَذَهَبَ ثُمَّ أَتَاهُ الثَّانِيَةَ، لَمْ يُطِعْنَهُ فَقَالَ انْهَهُنَّ. فَأَتَاهُ الثَّالِثَةَ قَالَ وَاللَّهِ غَلَبْنَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ فَزَعَمَتْ أَنَّهُ قَالَ " فَاحْثُ فِي أَفْوَاهِهِنَّ التُّرَابَ ". فَقُلْتُ أَرْغَمَ اللَّهُ أَنْفَكَ، لَمْ تَفْعَلْ مَا أَمَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلَمْ تَتْرُكْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْعَنَاءِ.
Muhammed b. el-Müsenna bize tahdis etti, Abdülvehhâb bize tahdis etti; [o şöyle] dedi: Yahyâ’dan işittim; o [şöyle] dedi: Amre bana Âişe radıyallâhu anhâ’dan [şunu] işittiğini haber verdi: Zeyd b. Hârise, Ca’fer [b. Ebî Tâlib] ve [Abdullah] b. Revâha’nın [Mu’te’de] şehit edildiği haberi Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldiğinde, [Nebi] üzüntüsü yüzünden okunacak bir halde oturdu. Ben de kapının aralığından (sâiru’l-bâb) ona bakıyordum. O sırada bir adam gelip: “Ca’fer’in hanımları...” diyerek onların ağladıklarından [ve feryat ettiklerinden] bahsetti. [Nebi] adama gidip onları menetmesini emretti. Adam gitti, sonra ikinci kez gelip: “[Söyledim ama] bana itaat etmediler” dedi. [Nebi]: “Onları menet!” buyurdu. Adam üçüncü kez gelip: “Vallahi ey Allah’ın Resulü! Onlar bize galip geldiler (onları bir türlü susturamadık)” dedi. —Âişe’nin kanaatine göre— [Nebi] o zaman: “Öyleyse [feryat etmeye devam ederlerse] ağızlarına toprak saç (haysü)!” buyurdu. [Âişe devamla şöyle dedi]: Ben [o adama]: “Allah burnunu sürtsün (erğamallâhu enfeke)! Ne Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in emrini tam olarak yerine getirdin ne de Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i bu sıkıntıdan (anâ) kurtardın” dedim.