Hac Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1739. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا فُضَيْلُ بْنُ غَزْوَانَ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَطَبَ النَّاسَ يَوْمَ النَّحْرِ فَقَالَ ‏"‏ يَا أَيُّهَا النَّاسُ‏.‏ أَىُّ يَوْمٍ هَذَا ‏"‏‏.‏ قَالُوا يَوْمٌ حَرَامٌ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَىُّ بَلَدٍ هَذَا ‏"‏‏.‏ قَالُوا بَلَدٌ حَرَامٌ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَىُّ شَهْرٍ هَذَا ‏"‏‏.‏ قَالُوا شَهْرٌ حَرَامٌ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّ دِمَاءَكُمْ وَأَمْوَالَكُمْ وَأَعْرَاضَكُمْ عَلَيْكُمْ حَرَامٌ، كَحُرْمَةِ يَوْمِكُمْ هَذَا، فِي بَلَدِكُمْ هَذَا فِي شَهْرِكُمْ هَذَا ‏"‏‏.‏ فَأَعَادَهَا مِرَارًا، ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ فَقَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ هَلْ بَلَّغْتُ اللَّهُمَّ هَلْ بَلَّغْتُ ‏"‏‏.‏ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ فَوَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّهَا لَوَصِيَّتُهُ إِلَى أُمَّتِهِ ـ ‏"‏ فَلْيُبْلِغِ الشَّاهِدُ الْغَائِبَ، لاَ تَرْجِعُوا بَعْدِي كُفَّارًا يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ ‏"‏‏.‏

Ali b. Abdillah bize tahdis etti, Yahyâ b. Saîd bana tahdis etti, Fudayl b. Gazvân bize tahdis etti, İkrime bize tahdis etti; İbn Abbâs’tan radıyallâhu anhumâ [naklen] ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Nahr (kurban) günü insanlara hutbe verdi ve şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Bu hangi gündür?” (İnsanlar): “Haram (saygın) bir gündür” dediler. (Nebi): “(Peki) burası hangi beldedir?” buyurdu. “Haram bir beldedir” dediler. (Nebi): “(Peki) bu hangi aydır?” buyurdu. “Haram bir aydır” dediler. (Bunun üzerine Nebi) buyurdu ki: “Şüphesiz kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız (onurlarınız); şu gününüzün, şu beldenizin ve şu ayınızın haramlığı (dokunulmazlığı) gibi size haramdır (dokunulmazdır).” Sonra bunu defalarca tekrarladı. Sonra başını (göğe) kaldırdı ve: “Allahım! Tebliğ ettim mi? Allahım! Tebliğ ettim mi?” buyurdu. —İbn Abbâs radıyallâhu anhumâ dedi ki: “Nefsim elinde olan (Allah’a) yemin olsun ki; bu, O’nun ümmetine vasiyetidir.”— (Nebi devamla): “Burada olan (şâhit), olmayana (gâibe) tebliğ etsin (ulaştırsın). Benden sonra birbirinizin boynunu vuran kâfirler (olarak cahiliye adetlerine) dönmeyin.”