Umre Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1789. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا عَطَاءٌ، قَالَ حَدَّثَنِي صَفْوَانُ بْنُ يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ يَعْنِي، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ بِالْجِعْرَانَةِ وَعَلَيْهِ جُبَّةٌ وَعَلَيْهِ أَثَرُ الْخَلُوقِ أَوْ قَالَ صُفْرَةٍ فَقَالَ كَيْفَ تَأْمُرُنِي أَنْ أَصْنَعَ فِي عُمْرَتِي فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَسُتِرَ بِثَوْبٍ وَوَدِدْتُ أَنِّي قَدْ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ أُنْزِلَ عَلَيْهِ الْوَحْىُ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ تَعَالَ أَيَسُرُّكَ أَنْ تَنْظُرَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ أَنْزَلَ اللَّهُ الْوَحْىَ قُلْتُ نَعَمْ‏.‏ فَرَفَعَ طَرَفَ الثَّوْبِ، فَنَظَرْتُ إِلَيْهِ لَهُ غَطِيطٌ وَأَحْسِبُهُ قَالَ كَغَطِيطِ الْبَكْرِ‏.‏ فَلَمَّا سُرِّيَ عَنْهُ قَالَ ‏ "‏ أَيْنَ السَّائِلُ عَنِ الْعُمْرَةِ اخْلَعْ عَنْكَ الْجُبَّةَ وَاغْسِلْ أَثَرَ الْخَلُوقِ عَنْكَ، وَأَنْقِ الصُّفْرَةَ، وَاصْنَعْ فِي عُمْرَتِكَ كَمَا تَصْنَعُ فِي حَجِّكِ ‏"‏‏.‏

Ebû Nuaym bize tahdis etti, Hemmâm bize tahdis etti, Atâ bize tahdis etti; Safvân b. Ya’lâ b. Ümeyye’den, o da babasından [Ya’lâ’dan] naklederek dedi ki: Bir adam, Ci’râne’de bulunduğu sırada Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi. Üzerinde bir cübbe ve halûk (safranlı koku) izi —veya ‘sarılık’ dedi— vardı. [Adam]: “Umremde ne yapmamı emredersiniz?” diye sordu. Bunun üzerine Allah, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e vahiy indirdi. [Nebi’nin] üzeri bir örtüyle örtüldü. [Ya’lâ dedi ki]: Ben, vahiy indiği sırada Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i görmeyi çok arzuluyordum. Ömer: “Gel, Allah O’na vahiy indirirken Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bakmak seni sevindirir mi [ister misin]?” dedi. Ben de: “Evet” dedim. Ömer örtünün bir ucunu kaldırdı; [O’na] baktım, —sanırım [ravi] ‘genç bir devenin soluması gibi’ dedi— [Nebi’den] bir nefes hırıltısı [horultu] geliyordu. Kendisinden vahiy hâli geçince [Nebi]: “Umreyi soran o zat nerede? Üzerindeki o cübbeyi çıkar, üzerindeki o halûk [koku] izini yıka, o sarılığı iyice temizle ve haccında ne yapıyorsan umrende de öyle yap” buyurdu.