1847. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، حَدَّثَنَا عَطَاءٌ، قَالَ حَدَّثَنِي صَفْوَانُ بْنُ يَعْلَى، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَتَاهُ رَجُلٌ عَلَيْهِ جُبَّةٌ فِيهِ أَثَرُ صُفْرَةٍ أَوْ نَحْوُهُ، وَكَانَ عُمَرُ يَقُولُ لِي تُحِبُّ إِذَا نَزَلَ عَلَيْهِ الْوَحْىُ أَنْ تَرَاهُ فَنَزَلَ عَلَيْهِ ثُمَّ سُرِّيَ عَنْهُ فَقَالَ " اصْنَعْ فِي عُمْرَتِكَ مَا تَصْنَعُ فِي حَجِّكَ ".
Ebû’l-Velîd bize tahdis etti, Hemmâm [b. Yahyâ] bize tahdis etti, Atâ [b. Ebû Rebâh] bize tahdis etti; Safvân b. Ya’lâ bana tahdis etti; babasından [Ya’lâ b. Ümeyye’den] radıyallâhu anh [naklen]; şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’le birlikteydim. O sırada üzerinde [dikişli] bir cübbe bulunan ve üzerinde sarı bir boya [sufratun] veya benzeri bir [koku] izi olan bir adam geldi. Ömer [b. el-Hattâb] bana: “[Vahiy sırasında] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i O’na vahiy inerken görmeyi ister misin?” derdi. Derken O’na [Nebi’ye] vahiy nazil oldu, sonra üzerinden (vahyin ağırlığı) kalkıp kendisi rahatlayınca [adama hitaben]: “Haccında yaptıklarını (izâr-redâ giyme, koku sürmeme gibi hükümleri) umrende de yap” buyurdu.