63. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ سَعِيدٍ ـ هُوَ الْمَقْبُرِيُّ ـ عَنْ شَرِيكِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ بَيْنَمَا نَحْنُ جُلُوسٌ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْمَسْجِدِ، دَخَلَ رَجُلٌ عَلَى جَمَلٍ فَأَنَاخَهُ فِي الْمَسْجِدِ، ثُمَّ عَقَلَهُ، ثُمَّ قَالَ لَهُمْ أَيُّكُمْ مُحَمَّدٌ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مُتَّكِئٌ بَيْنَ ظَهْرَانَيْهِمْ. فَقُلْنَا هَذَا الرَّجُلُ الأَبْيَضُ الْمُتَّكِئُ. فَقَالَ لَهُ الرَّجُلُ ابْنَ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " قَدْ أَجَبْتُكَ ". فَقَالَ الرَّجُلُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنِّي سَائِلُكَ فَمُشَدِّدٌ عَلَيْكَ فِي الْمَسْأَلَةِ فَلاَ تَجِدْ عَلَىَّ فِي نَفْسِكَ. فَقَالَ " سَلْ عَمَّا بَدَا لَكَ ". فَقَالَ أَسْأَلُكَ بِرَبِّكَ وَرَبِّ مَنْ قَبْلَكَ، آللَّهُ أَرْسَلَكَ إِلَى النَّاسِ كُلِّهِمْ فَقَالَ " اللَّهُمَّ نَعَمْ ". قَالَ أَنْشُدُكَ بِاللَّهِ، آللَّهُ أَمَرَكَ أَنْ نُصَلِّيَ الصَّلَوَاتِ الْخَمْسَ فِي الْيَوْمِ وَاللَّيْلَةِ قَالَ " اللَّهُمَّ نَعَمْ ". قَالَ أَنْشُدُكَ بِاللَّهِ، آللَّهُ أَمَرَكَ أَنْ نَصُومَ هَذَا الشَّهْرَ مِنَ السَّنَةِ قَالَ " اللَّهُمَّ نَعَمْ ". قَالَ أَنْشُدُكَ بِاللَّهِ، آللَّهُ أَمَرَكَ أَنْ تَأْخُذَ هَذِهِ الصَّدَقَةَ مِنْ أَغْنِيَائِنَا فَتَقْسِمَهَا عَلَى فُقَرَائِنَا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " اللَّهُمَّ نَعَمْ ". فَقَالَ الرَّجُلُ آمَنْتُ بِمَا جِئْتَ بِهِ، وَأَنَا رَسُولُ مَنْ وَرَائِي مِنْ قَوْمِي، وَأَنَا ضِمَامُ بْنُ ثَعْلَبَةَ أَخُو بَنِي سَعْدِ بْنِ بَكْرٍ. رَوَاهُ مُوسَى وَعَلِيُّ بْنُ عَبْدِ الْحَمِيدِ عَنْ سُلَيْمَانَ عَنْ ثَابِتٍ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا.
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Leys bize tahdis etti; Said'den -ki o Makburi'dir-; [o] Şerik b. Abdullah b. Ebi Nemir'den; o Enes b. Malik'i şöyle derken işitmiştir: Biz mescitte Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte otururken bir deve üzerinde bir adam girdi. Devesini mescitte çökertti, sonra onu bağladı. Sonra onlara [sahabelere]: “Hanginiz Muhammed'dir?” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onların arasında dayanmış (yaslanmış) duruyordu. Biz: “Şu dayanmış duran beyaz adamdır” dedik. Adam O'na: “Abdülmuttalib'in oğlu!” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Sana cevap verdim (seni duydum/buyur)” dedi. Adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e: “Sana [bazı şeyler] soracağım ve soruda sana karşı sert davranacağım (seni sıkıştıracağım). Sakın bana (içinden/nefsinden) gücenme” dedi. [Nebi]: “Aklına (sana görünen) geleni sor” buyurdu. [Adam]: “Senin Rabbin ve senden öncekilerin Rabbi adına sana soruyorum (yemin veriyorum): İnsanların hepsine seni Allah mı gönderdi?” dedi. [Nebi]: “Allahım, evet” buyurdu. [Adam]: “Allah adına sana soruyorum (yemin veriyorum): Bir gün ve bir gecede beş vakit namaz kılmamızı sana Allah mı emretti?” dedi. [Nebi]: “Allahım, evet” buyurdu. [Adam]: “Allah adına sana soruyorum: Senede bu ayda oruç tutmamızı sana Allah mı emretti?” dedi. [Nebi]: “Allahım, evet” buyurdu. [Adam]: “Allah adına sana soruyorum: Bu sadakayı (zekatı) zenginlerimizden alıp fakirlerimize dağıtmanı sana Allah mı emretti?” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Allahım, evet” buyurdu. Bunun üzerine adam dedi ki: “Getirdiğin şeye iman ettim. Ben arkamda bıraktığım kavmimin elçisiyim. Ben Sa'd b. Bekir oğulları kardeşlerinden Dimam b. Salebe'yim.” Bunu Musa ve Ali b. Abdülhamid; Süleyman'dan, [o] Sabit'ten, [o] Enes'ten, [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den bu şekliyle rivayet etti.