Alışveriş (Büyû‘) Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

2217. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ هَاجَرَ إِبْرَاهِيمُ ـ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ـ بِسَارَةَ، فَدَخَلَ بِهَا قَرْيَةً فِيهَا مَلِكٌ مِنَ الْمُلُوكِ، أَوْ جَبَّارٌ مِنَ الْجَبَابِرَةِ، فَقِيلَ دَخَلَ إِبْرَاهِيمُ بِامْرَأَةٍ، هِيَ مِنْ أَحْسَنِ النِّسَاءِ‏.‏ فَأَرْسَلَ إِلَيْهِ أَنْ يَا إِبْرَاهِيمُ، مَنْ هَذِهِ الَّتِي مَعَكَ قَالَ أُخْتِي‏.‏ ثُمَّ رَجَعَ إِلَيْهَا، فَقَالَ لاَ تُكَذِّبِي حَدِيثِي فَإِنِّي أَخْبَرْتُهُمْ أَنَّكِ أُخْتِي، وَاللَّهِ إِنْ عَلَى الأَرْضِ مُؤْمِنٌ غَيْرِي وَغَيْرُكِ‏.‏ فَأَرْسَلَ بِهَا إِلَيْهِ، فَقَامَ إِلَيْهَا، فَقَامَتْ تَوَضَّأُ وَتُصَلِّي فَقَالَتِ اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتُ آمَنْتُ بِكَ وَبِرَسُولِكَ وَأَحْصَنْتُ فَرْجِي، إِلاَّ عَلَى زَوْجِي فَلاَ تُسَلِّطْ عَلَىَّ الْكَافِرَ‏.‏ فَغُطَّ حَتَّى رَكَضَ بِرِجْلِهِ ‏"‏‏.‏ قَالَ الأَعْرَجُ قَالَ أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ إِنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ قَالَتِ اللَّهُمَّ إِنْ يَمُتْ يُقَالُ هِيَ قَتَلَتْهُ‏.‏ فَأُرْسِلَ ثُمَّ قَامَ إِلَيْهَا، فَقَامَتْ تَوَضَّأُ تُصَلِّي، وَتَقُولُ اللَّهُمَّ إِنْ كُنْتُ آمَنْتُ بِكَ وَبِرَسُولِكَ، وَأَحْصَنْتُ فَرْجِي، إِلاَّ عَلَى زَوْجِي، فَلاَ تُسَلِّطْ عَلَىَّ هَذَا الْكَافِرَ، فَغُطَّ حَتَّى رَكَضَ بِرِجْلِهِ‏.‏ قَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ قَالَ أَبُو سَلَمَةَ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَقَالَتِ اللَّهُمَّ إِنْ يَمُتْ فَيُقَالُ هِيَ قَتَلَتْهُ، فَأُرْسِلَ فِي الثَّانِيَةِ، أَوْ فِي الثَّالِثَةِ، فَقَالَ وَاللَّهِ مَا أَرْسَلْتُمْ إِلَىَّ إِلاَّ شَيْطَانًا، ارْجِعُوهَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ، وَأَعْطُوهَا آجَرَ‏.‏ فَرَجَعَتْ إِلَى إِبْرَاهِيمَ ـ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ـ فَقَالَتْ أَشَعَرْتَ أَنَّ اللَّهَ كَبَتَ الْكَافِرَ وَأَخْدَمَ وَلِيدَةً‏.‏

Ebû’l-Yemân bize tahdis etti, [o] dedi ki: Şuayb bize haber verdi. [O] Ebû’z-Zinâd’dan; [o] el-A’rec’den; [o da] Ebû Hüreyre radıyallâhu anh’dan [naklederek] şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İbrahim aleyhisselâm, Sâre ile beraber hicret etti. Onunla birlikte, hükümdarlardan bir hükümdarın veya zorbalardan bir zorbanın bulunduğu bir beldeye girdi. [Hükümdara]: ‘İbrahim, kadınların en güzellerinden olan bir kadınla [beldeye] girdi’ denildi. [Hükümdar]: ‘Ey İbrahim! Seninle beraber olan bu [kadın] kimdir?’ diye [haber] gönderdi. [İbrahim]: ‘Kız kardeşimdir’ dedi. Sonra [Sâre’nin] yanına döndü ve: ‘Benim sözümü yalanlama; çünkü ben onlara senin kız kardeşim olduğunu haber verdim. Vallahi şu yeryüzünde benden ve senden başka mümin yoktur’ dedi. [Bunun üzerine İbrahim, Sâre’yi] ona gönderdi. [Zalim hükümdar Sâre’ye] yöneldi. Sâre kalktı, abdest alıp namaz kıldı ve: ‘Allah’ım! Eğer Sana ve Resûlüne iman ettiysem ve iffetimi eşim dışında [herkese karşı] koruduysam, bu kâfiri bana musallat etme!’ diye dua etti. [Bunun üzerine zalim hükümdarın] nefesi kesildi (boğulur gibi oldu), ta ki ayağıyla [yeri] dövmeye başladı.” el-A’rec dedi ki: Ebû Seleme b. Abdurrahmân, Ebû Hüreyre’nin [şöyle] dediğini nakletti: “[Sâre]: ‘Allah’ım! Eğer bu ölürse, onu bu kadın öldürdü denilir’ diye dua etti. Bunun üzerine [zalim hükümdar] serbest kaldı. Sonra tekrar [Sâre’ye] yöneldi. Sâre [yine] kalktı, abdest alıp namaz kıldı ve: ‘Allah’ım! Eğer Sana ve Resûlüne iman ettiysem ve iffetimi eşim dışında koruduysam, bu kâfiri bana musallat etme!’ diye dua etti. [Zalim hükümdarın yine] nefesi kesildi, ta ki ayağıyla [yeri] dövmeye başladı.” Abdurrahmân [el-A’rec] dedi ki: Ebû Seleme, Ebû Hüreyre’nin [şöyle] dediğini nakletti: “[Sâre]: ‘Allah’ım! Eğer bu ölürse, onu bu kadın öldürdü denilir’ dedi. İkinci veya üçüncü [defadan] sonra [zalim hükümdar] serbest bırakıldı ve: ‘Vallahi siz bana ancak bir şeytan göndermişsiniz! Onu İbrahim’e geri götürün ve ona Hacer’i verin’ dedi. [Sâre] İbrahim aleyhisselâm’ın yanına döndü ve: ‘Fark ettin mi; Allah kâfiri rezil etti ve [bana] bir hizmetçi verdi’ dedi.”