187. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَكَمُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا جُحَيْفَةَ، يَقُولُ خَرَجَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْهَاجِرَةِ، فَأُتِيَ بِوَضُوءٍ فَتَوَضَّأَ، فَجَعَلَ النَّاسُ يَأْخُذُونَ مِنْ فَضْلِ وَضُوئِهِ فَيَتَمَسَّحُونَ بِهِ، فَصَلَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ رَكْعَتَيْنِ وَالْعَصْرَ رَكْعَتَيْنِ، وَبَيْنَ يَدَيْهِ عَنَزَةٌ.
Adem bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize tahdis etti, dedi ki: Hakem bize tahdis etti, dedi ki: Ebu Cuheyfe’yi şöyle derken işittim: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem öğle sıcağında yanımıza çıktı. Kendisine abdest suyu getirildi ve abdest aldı. İnsanlar onun abdest suyundan artan kısmı almaya ve üzerlerine sürmeye başladılar. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem öğleyi iki rekat, ikindiyi de iki rekat kıldı. Önünde (sütre olarak) bir aneze (kısa mızrak) vardı.”