Abdest Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

135. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ مُنَبِّهٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ تُقْبَلُ صَلاَةُ مَنْ أَحْدَثَ حَتَّى يَتَوَضَّأَ ‏"‏‏.‏ قَالَ رَجُلٌ مِنْ حَضْرَمَوْتَ مَا الْحَدَثُ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ فُسَاءٌ أَوْ ضُرَاطٌ‏.‏

İshak b. İbrahim el-Hanzali bize tahdis etti, dedi ki: Abdurrazzak bize haber verdi, dedi ki: Ma’mer bize haber verdi; Hemmam b. Münebbih’ten; o Ebu Hureyre’yi şöyle derken işitmiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Abdesti bozulan kimsenin namazı, abdest alıncaya kadar kabul edilmez.” Hadramut’tan bir adam: “Hadis (abdesti bozan şey) nedir Ey Ebu Hureyre?” dedi. [Ebu Hureyre]: “Sessiz veya sesli yellenmedir” dedi.

136. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ خَالِدٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ نُعَيْمٍ الْمُجْمِرِ، قَالَ رَقِيتُ مَعَ أَبِي هُرَيْرَةَ عَلَى ظَهْرِ الْمَسْجِدِ، فَتَوَضَّأَ فَقَالَ إِنِّي سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ أُمَّتِي يُدْعَوْنَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ غُرًّا مُحَجَّلِينَ مِنْ آثَارِ الْوُضُوءِ، فَمَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمْ أَنْ يُطِيلَ غُرَّتَهُ فَلْيَفْعَلْ ‏"‏‏.‏

Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti, dedi ki: Leys bize tahdis etti; Halid’den; [o] Said b. Ebi Hilal’den; [o] Nuaym el-Mücmir’den; [o] dedi ki: Ebu Hureyre ile beraber mescidin damına çıktım. Abdest aldı ve dedi ki: Ben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: “Şüphesiz benim ümmetim Kıyamet Gününde abdest eserinden dolayı yüzleri nurlu (gurran), el ve ayakları parlak (muhaccelin) olarak çağrılacaklardır. Sizden kim parlaklığını (nuru/alın aydınlığını) uzatmaya güç yetirirse bunu yapsın.”

137. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَعَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ، عَنْ عَمِّهِ، أَنَّهُ شَكَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الرَّجُلُ الَّذِي يُخَيَّلُ إِلَيْهِ أَنَّهُ يَجِدُ الشَّىْءَ فِي الصَّلاَةِ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ لاَ يَنْفَتِلْ ـ أَوْ لاَ يَنْصَرِفْ ـ حَتَّى يَسْمَعَ صَوْتًا أَوْ يَجِدَ رِيحًا ‏"‏‏.‏

Ali bize tahdis etti, dedi ki: Süfyan bize tahdis etti, dedi ki: Zühri bize tahdis etti; Said b. el-Müseyyeb’den ve Abbad b. Temim’den; [o] amcasından [rivayetle]; [Amcası], Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e, namazda iken kendisinde bir şey (yellenme) olduğunu hayal eden (zanneden) adamı(n durumunu) şikayet etti (sordu). [Nebi] buyurdu ki: “Bir ses işitmedikçe veya bir koku duymadıkça (namazdan) ayrılmasın -veya dönmesin (çıkmasın)-.”

138. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، قَالَ أَخْبَرَنِي كُرَيْبٌ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَامَ حَتَّى نَفَخَ ثُمَّ صَلَّى ـ وَرُبَّمَا قَالَ اضْطَجَعَ حَتَّى نَفَخَ ـ ثُمَّ قَامَ فَصَلَّى‏.‏ ثُمَّ حَدَّثَنَا بِهِ سُفْيَانُ مَرَّةً بَعْدَ مَرَّةٍ عَنْ عَمْرٍو عَنْ كُرَيْبٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ بِتُّ عِنْدَ خَالَتِي مَيْمُونَةَ لَيْلَةً، فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنَ اللَّيْلِ، فَلَمَّا كَانَ فِي بَعْضِ اللَّيْلِ قَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَتَوَضَّأَ مِنْ شَنٍّ مُعَلَّقٍ وُضُوءًا خَفِيفًا ـ يُخَفِّفُهُ عَمْرٌو وَيُقَلِّلُهُ ـ وَقَامَ يُصَلِّي فَتَوَضَّأْتُ نَحْوًا مِمَّا تَوَضَّأَ، ثُمَّ جِئْتُ فَقُمْتُ عَنْ يَسَارِهِ ـ وَرُبَّمَا قَالَ سُفْيَانُ عَنْ شِمَالِهِ ـ فَحَوَّلَنِي فَجَعَلَنِي عَنْ يَمِينِهِ، ثُمَّ صَلَّى مَا شَاءَ اللَّهُ، ثُمَّ اضْطَجَعَ، فَنَامَ حَتَّى نَفَخَ، ثُمَّ أَتَاهُ الْمُنَادِي فَآذَنَهُ بِالصَّلاَةِ، فَقَامَ مَعَهُ إِلَى الصَّلاَةِ، فَصَلَّى وَلَمْ يَتَوَضَّأْ‏.‏ قُلْنَا لِعَمْرٍو إِنَّ نَاسًا يَقُولُونَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَنَامُ عَيْنُهُ وَلاَ يَنَامُ قَلْبُهُ‏.‏ قَالَ عَمْرٌو سَمِعْتُ عُبَيْدَ بْنَ عُمَيْرٍ يَقُولُ رُؤْيَا الأَنْبِيَاءِ وَحْىٌ، ثُمَّ قَرَأَ ‏{‏إِنِّي أَرَى فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ‏}‏‏.‏

Ali b. Abdillah bize tahdis etti, dedi ki: Süfyan bize tahdis etti; Amr’dan; [o] dedi ki: Kureyb bana haber verdi; İbn Abbas’tan [naklen]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem uyudu, hatta horladı (sesli nefes aldı). Sonra namaz kıldı. -Bazen [Süfyan] [şöyle] dedi: Yan tarafına uzandı, hatta horladı.- Sonra kalktı ve namaz kıldı. Sonra Süfyan bunu bize defalarca Amr’dan, [o] Kureyb’den, [o] İbn Abbas’tan [naklen] tahdis etti. [İbn Abbas] dedi ki: Bir gece teyzem Meymune’nin yanında geceledim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem geceden (bir vakitte) kalktı. Gecenin bir kısmı olunca Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kalktı ve asılı duran eski bir kırbadan hafifçe bir abdest aldı. -Amr onu hafifletiyor ve azaltıyor (az su ile çabuk alınan bir abdest olduğunu belirtiyor)-. Ve namaz kılmaya kalktı. Ben de O’nun abdesti gibi bir abdest aldım. Sonra gelip sol tarafına durdum. -Bazen Süfyan “şimaline (soluna) dedi.- Beni çevirdi ve sağına getirdi. Sonra Allah’ın dilediği kadar namaz kıldı. Sonra yan tarafı üzerine uzandı (yattı). Uyudu, ta ki horladı (sesli nefes aldı). Sonra O’na müezzin geldi ve namazı bildirdi. Onunla beraber namaza kalktı. Namaz kıldı fakat (yeniden) abdest almadı. Biz Amr’a dedik ki: “İnsanlar diyorlar ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in gözü uyur fakat kalbi uyumaz.” Amr dedi ki: Ubeyd b. Umeyr’i şöyle derken işittim: “Nebilerin rüyası vahiydir.” Sonra {Şüphesiz ben uykuda (rüyada) seni kestiğimi görüyorum.} [Saffat: 102] ayetini okudu.

139. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ كُرَيْبٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، أَنَّهُ سَمِعَهُ يَقُولُ دَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ عَرَفَةَ حَتَّى إِذَا كَانَ بِالشِّعْبِ نَزَلَ فَبَالَ، ثُمَّ تَوَضَّأَ وَلَمْ يُسْبِغِ الْوُضُوءَ‏.‏ فَقُلْتُ الصَّلاَةَ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ الصَّلاَةُ أَمَامَكَ ‏"‏‏.‏ فَرَكِبَ، فَلَمَّا جَاءَ الْمُزْدَلِفَةَ نَزَلَ فَتَوَضَّأَ، فَأَسْبَغَ الْوُضُوءَ، ثُمَّ أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَصَلَّى الْمَغْرِبَ، ثُمَّ أَنَاخَ كُلُّ إِنْسَانٍ بَعِيرَهُ فِي مَنْزِلِهِ، ثُمَّ أُقِيمَتِ الْعِشَاءُ فَصَلَّى وَلَمْ يُصَلِّ بَيْنَهُمَا‏.‏

Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti; Malik’ten; [o] Musa b. Ukbe’den; [o] İbn Abbas’ın mevlası Kureyb’den; [o] Üsame b. Zeyd’den [naklen] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Arafat’tan ayrıldı (döndü). Şi’b (dağ yolu) denilen yere vardığında indi ve bevletti (küçük abdestini yaptı). Sonra abdest aldı fakat abdesti isbağ etmedi (az su kullandı). Dedim ki: “Namaz(ı kılacak mıyız) Ey Allah’ın Resulü?” [Nebi]: “Namaz önündedir (ileridedir)” buyurdu. Sonra bindi. Müzdelife’ye gelince indi ve abdest aldı. Bu kez abdesti isbağ etti (tam/bolca aldı). Sonra namaz için kamet getirildi ve akşam namazını kıldı. Sonra her insan devesini kendi menziline (konak yerine) çöktürdü. Sonra yatsı için kamet getirildi ve [yatsıyı da] kıldı. İkisi arasında (başka) namaz kılmadı.

140. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ، قَالَ أَخْبَرَنَا أَبُو سَلَمَةَ الْخُزَاعِيُّ، مَنْصُورُ بْنُ سَلَمَةَ قَالَ أَخْبَرَنَا ابْنُ بِلاَلٍ ـ يَعْنِي سُلَيْمَانَ ـ عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ تَوَضَّأَ فَغَسَلَ وَجْهَهُ، ثُمَّ أَخَذَ غَرْفَةً مِنْ مَاءٍ، فَمَضْمَضَ بِهَا وَاسْتَنْشَقَ، ثُمَّ أَخَذَ غَرْفَةً مِنْ مَاءٍ، فَجَعَلَ بِهَا هَكَذَا، أَضَافَهَا إِلَى يَدِهِ الأُخْرَى، فَغَسَلَ بِهِمَا وَجْهَهُ، ثُمَّ أَخَذَ غَرْفَةً مِنْ مَاءٍ، فَغَسَلَ بِهَا يَدَهُ الْيُمْنَى، ثُمَّ أَخَذَ غَرْفَةً مِنْ مَاءٍ، فَغَسَلَ بِهَا يَدَهُ الْيُسْرَى، ثُمَّ مَسَحَ بِرَأْسِهِ، ثُمَّ أَخَذَ غَرْفَةً مِنْ مَاءٍ فَرَشَّ عَلَى رِجْلِهِ الْيُمْنَى حَتَّى غَسَلَهَا، ثُمَّ أَخَذَ غَرْفَةً أُخْرَى، فَغَسَلَ بِهَا رِجْلَهُ ـ يَعْنِي الْيُسْرَى ـ ثُمَّ قَالَ هَكَذَا رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَوَضَّأُ‏.‏

Muhammed b. Abdurrahim bize tahdis etti, dedi ki: Ebu Seleme el-Huzai Mansur b. Seleme bize haber verdi, dedi ki: İbn Bilal -yani Süleyman- bize haber verdi; Zeyd b. Eslem’den; [o] Ata b. Yesar’dan; [o] İbn Abbas’tan [naklen] ki; İbn Abbas abdest aldı. Yüzünü [önce] yıkadı [sayılmadı, abdesti anlatıyor]. Sonra bir avuç su aldı, onunla mazmaza (ağıza su verdi) ve istinşak (burna su çekti) yaptı. Sonra bir avuç su (daha) aldı. Şöyle yaptı: Onu (o avucunu) diğer eline ekledi (birleştirdi). O ikisiyle yüzünü yıkadı. Sonra bir avuç su aldı, onunla sağ elini yıkadı. Sonra bir avuç su aldı, onunla sol elini yıkadı. Sonra başını meshetti. Sonra bir avuç su aldı, onu sağ ayağının üzerine serpti (döktü), nihayet onu yıkadı. Sonra başka bir avuç (daha) aldı, onunla ayağını -yani solunu- yıkadı. Sonra: “Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i işte böyle abdest alırken gördüm” dedi.

141. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، يَبْلُغُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَوْ أَنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا أَتَى أَهْلَهُ قَالَ بِسْمِ اللَّهِ اللَّهُمَّ جَنِّبْنَا الشَّيْطَانَ وَجَنِّبِ الشَّيْطَانَ مَا رَزَقْتَنَا‏.‏ فَقُضِيَ بَيْنَهُمَا وَلَدٌ، لَمْ يَضُرَّهُ ‏"‏‏.‏

Ali b. Abdillah bize tahdis etti, dedi ki: Cerir bize tahdis etti; Mansur’dan; [o] Salim b. Ebi’l-Ca’d’dan; [o] Kureyb’den; [o] İbn Abbas’tan [naklen]; o bunu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ulaştırarak dedi ki: “Eğer sizden biri ehline (eşine) geldiği (cinsel ilişkiye girdiği) zaman: ‘Bismillah (Allah’ın adıyla). Ey Allah’ım! Bizi şeytandan uzaklaştır ve şeytanı bize rızık olarak verdiğin (çocuktan) da uzaklaştır’ derse, sonra aralarında bir çocuk [olması] hükmedilirse, [şeytan] ona asla zarar veremez.”

142. Hadis

حَدَّثَنَا آدَمُ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ بْنِ صُهَيْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يَقُولُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا دَخَلَ الْخَلاَءَ قَالَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْخُبُثِ وَالْخَبَائِثِ ‏"‏‏.‏ تَابَعَهُ ابْنُ عَرْعَرَةَ عَنْ شُعْبَةَ‏.‏ وَقَالَ غُنْدَرٌ عَنْ شُعْبَةَ إِذَا أَتَى الْخَلاَءَ‏.‏ وَقَالَ مُوسَى عَنْ حَمَّادٍ إِذَا دَخَلَ‏.‏ وَقَالَ سَعِيدُ بْنُ زَيْدٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَدْخُلَ‏.‏

Adem bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize tahdis etti; Abdulaziz b. Suheyb’den; [o] dedi ki: Enes’i şöyle derken işittim: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem helaya girdiği (girmek istediği) zaman şöyle derdi: “Allahümme inni euzü bike mine’l-hubsi ve’l-habais (Allah’ım! Pislikten ve pis şeylerden [veya erkek ve dişi şeytanlardan] sana sığınırım).” İbn Ar’ara, Şu’be’den [rivayetle] ona (Adem’e) mutabaat etti. Gunder, Şu’be’den [naklen]: “(Helaya) geldiği zaman” dedi. Musa, Hammad’dan [naklen]: “(Helaya) girdiği zaman” dedi. Said b. Zeyd [ise]: Abdulaziz bize “(Helaya) girmek istediği zaman” diye tahdis etti, dedi.

143. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنَا وَرْقَاءُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ الْخَلاَءَ، فَوَضَعْتُ لَهُ وَضُوءًا قَالَ ‏"‏ مَنْ وَضَعَ هَذَا ‏"‏‏.‏ فَأُخْبِرَ فَقَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ فَقِّهْهُ فِي الدِّينِ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Muhammed bize tahdis etti, dedi ki: Haşim b. el-Kasım bize tahdis etti, dedi ki: Verka bize tahdis etti; Ubeydullah b. Ebi Yezid’den; [o] İbn Abbas’tan [naklen] ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem helaya girdi. Ben O’nun için abdest suyu koydum. [Çıkınca]: “Bunu kim koydu?” dedi. Kendisine haber verildi. Bunun üzerine: “Allah’ım! Onu dinde fakih kıl (din hususunda anlayışını derinleştir)” buyurdu.

144. Hadis

حَدَّثَنَا آدَمُ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَزِيدَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي أَيُّوبَ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا أَتَى أَحَدُكُمُ الْغَائِطَ فَلاَ يَسْتَقْبِلِ الْقِبْلَةَ وَلاَ يُوَلِّهَا ظَهْرَهُ، شَرِّقُوا أَوْ غَرِّبُوا ‏"‏‏.‏

Adem bize tahdis etti, dedi ki: İbn Ebi Zi’b bize tahdis etti, dedi ki: Zühri bize tahdis etti; Ata b. Yezid el-Leysi’den; [o] Ebu Eyyub el-Ensari’den; [o] dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biri tuvalete (gaita) gittiği zaman kıbleye dönmesin ve ona arkasını da çevirmesin. Doğuya veya batıya dönün (yönelin).”

145. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ عَمِّهِ، وَاسِعِ بْنِ حَبَّانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ إِنَّ نَاسًا يَقُولُونَ إِذَا قَعَدْتَ عَلَى حَاجَتِكَ، فَلاَ تَسْتَقْبِلِ الْقِبْلَةَ وَلاَ بَيْتَ الْمَقْدِسِ‏.‏ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ لَقَدِ ارْتَقَيْتُ يَوْمًا عَلَى ظَهْرِ بَيْتٍ لَنَا، فَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى لَبِنَتَيْنِ مُسْتَقْبِلاً بَيْتَ الْمَقْدِسِ لِحَاجَتِهِ‏.‏ وَقَالَ لَعَلَّكَ مِنَ الَّذِينَ يُصَلُّونَ عَلَى أَوْرَاكِهِمْ، فَقُلْتُ لاَ أَدْرِي وَاللَّهِ‏.‏ قَالَ مَالِكٌ يَعْنِي الَّذِي يُصَلِّي وَلاَ يَرْتَفِعُ عَنِ الأَرْضِ، يَسْجُدُ وَهُوَ لاَصِقٌ بِالأَرْضِ‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Malik bize haber verdi; Yahya b. Said’den; [o] Muhammed b. Yahya b. Habban’dan; [o] amcası Vasi’ b. Habban’dan; [o] Abdullah b. Ömer’den [naklen] ki; [Abdullah b. Ömer] şöyle diyordu: Bazı insanlar diyorlar ki: “Hacetini gidermek için oturduğun zaman kıbleye ve Beyt-i Makdis’e dönme.” Abdullah b. Ömer dedi ki: “Bir gün bir evimizin damına çıktım. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i iki kerpiç üzerinde, ihtiyacı için Beyt-i Makdis’e dönmüş olarak gördüm.” [Sonra Abdullah b. Ömer kendisiyle konuşan kişiye]: “Belki de sen uylukları üzerine secde edenlerdensin (acemilerdensin)” dedi. [O kişi]: “Vallahi bilmiyorum” dedi. Malik dedi ki: Şunu kastediyor: Namaz kılan ve yerden yükselmeyen (karnını uyluklarından ayırmayan/yapışık secde eden) kimse.

146. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ أَزْوَاجَ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم كُنَّ يَخْرُجْنَ بِاللَّيْلِ إِذَا تَبَرَّزْنَ إِلَى الْمَنَاصِعِ ـ وَهُوَ صَعِيدٌ أَفْيَحُ ـ فَكَانَ عُمَرُ يَقُولُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم احْجُبْ نِسَاءَكَ‏.‏ فَلَمْ يَكُنْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَفْعَلُ، فَخَرَجَتْ سَوْدَةُ بِنْتُ زَمْعَةَ زَوْجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَيْلَةً مِنَ اللَّيَالِي عِشَاءً، وَكَانَتِ امْرَأَةً طَوِيلَةً، فَنَادَاهَا عُمَرُ أَلاَ قَدْ عَرَفْنَاكِ يَا سَوْدَةُ‏.‏ حِرْصًا عَلَى أَنْ يَنْزِلَ الْحِجَابُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ آيَةَ الْحِجَابِ‏.‏

Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti, dedi ki: Leys bize tahdis etti, dedi ki: Ukayl bana tahdis etti; İbn Şihab’dan; [o] Urve’den; [o] Aişe’den [naklen] ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşleri, ihtiyaç gidermek için (teberrüz) çıktıkları zaman geceleyin Menasi’a -ki o geniş ve açık bir arazidir- giderlerdi. Ömer, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e: “Hanımlarını perdele” derdi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ise bunu yapmıyordu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Sevde bint Zem’a, gecelerden bir gece yatsı vaktinde çıktı. O uzun boylu bir kadındı. Ömer ona seslendi: “Dikkat et! Seni tanıdık ey Sevde!” [Bunu yaparken] hicab [ayetinin] inmesine hırs gösteriyordu. Bunun üzerine Allah Hicab ayetini indirdi.

147. Hadis

حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ قَدْ أُذِنَ أَنْ تَخْرُجْنَ فِي حَاجَتِكُنَّ ‏"‏‏.‏ قَالَ هِشَامٌ يَعْنِي الْبَرَازَ‏.‏

Zekeriya bize tahdis etti, dedi ki: Ebu Üsame bize tahdis etti; Hişam b. Urve’den; [o] babasından; [o] Aişe’den [naklen]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [rivayet ettiğine göre] şöyle buyurdu: “İhtiyaçlarınız için (dışarı) çıkmanıza izin verildi.” Hişam dedi ki: (İhtiyaçtan kasıt) teberrüzdür (tuvalet ihtiyacı için açık alana çıkmaktır).

148. Hadis

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ عِيَاضٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، عَنْ وَاسِعِ بْنِ حَبَّانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ ارْتَقَيْتُ فَوْقَ ظَهْرِ بَيْتِ حَفْصَةَ لِبَعْضِ حَاجَتِي، فَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقْضِي حَاجَتَهُ مُسْتَدْبِرَ الْقِبْلَةِ مُسْتَقْبِلَ الشَّأْمِ‏.‏

İbrahim b. el-Münzir bize tahdis etti, dedi ki: Enes b. İyad bize tahdis etti; Ubeydullah’tan; Muhammed b. Yahya b. Habban’dan; Vasi’ b. Habban’dan; [o] Abdullah b. Ömer’den [naklen] dedi ki: “Hafsa’nın evinin damına (bazı) ihtiyacım için çıktım ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i, arkasını kıbleye, yüzünü Şam'a dönmüş olduğu halde ihtiyacını giderirken gördüm.”

149. Hadis

حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، قَالَ أَخْبَرَنَا يَحْيَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ، أَنَّ عَمَّهُ، وَاسِعَ بْنَ حَبَّانَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ أَخْبَرَهُ قَالَ لَقَدْ ظَهَرْتُ ذَاتَ يَوْمٍ عَلَى ظَهْرِ بَيْتِنَا، فَرَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَاعِدًا عَلَى لَبِنَتَيْنِ مُسْتَقْبِلَ بَيْتِ الْمَقْدِسِ‏.‏

Yakup b. İbrahim bize tahdis etti, dedi ki: Yezid b. Harun bize tahdis etti, dedi ki: Yahya bize haber verdi; Muhammed b. Yahya b. Habban’dan; [o] amcası Vasi’ b. Habban’ın kendisine haber verdiğine göre; Abdullah b. Ömer’in kendisine haber verdiğine göre şöyle demiştir: “Bir gün evimizin damına çıkmıştım ve Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i, iki kerpiç üzerine oturmuş, Beytülmakdis'e yönelmiş olduğu halde gördüm.”

150. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، هِشَامُ بْنُ عَبْدِ الْمَلِكِ قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي مُعَاذٍ ـ وَاسْمُهُ عَطَاءُ بْنُ أَبِي مَيْمُونَةَ ـ قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا خَرَجَ لِحَاجَتِهِ أَجِيءُ أَنَا وَغُلاَمٌ مَعَنَا إِدَاوَةٌ مِنْ مَاءٍ‏.‏ يَعْنِي يَسْتَنْجِي بِهِ‏.‏

Ebu’l-Velid Hişam b. Abdilmelik bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize tahdis etti; Ebu Muaz’dan —ki ismi Ata b. Ebi Meymune’dir—, dedi ki: Enes b. Malik’i şöyle derken işittim: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem hacetini gidermek için (dışarı) çıktığında, ben ve bir çocuk, yanımızda su dolu bir kap olduğu halde gelirdik. Yani (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) onunla istinca ederdi.”

151. Hadis

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي مُعَاذٍ ـ هُوَ عَطَاءُ بْنُ أَبِي مَيْمُونَةَ ـ قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا خَرَجَ لِحَاجَتِهِ تَبِعْتُهُ أَنَا وَغُلاَمٌ مِنَّا مَعَنَا إِدَاوَةٌ مِنْ مَاءٍ‏.‏

Süleyman b. Harb bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize tahdis etti; Ebu Muaz’dan —o Ata b. Ebi Meymune’dir—, dedi ki: Enes’i şöyle derken işittim: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hacetini gidermek için (dışarı) çıktığında; ben ve bizden bir çocuk, yanımızda su dolu bir kap olduğu halde onu takip ederdik.”

152. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدْخُلُ الْخَلاَءَ، فَأَحْمِلُ أَنَا وَغُلاَمٌ إِدَاوَةً مِنْ مَاءٍ، وَعَنَزَةً، يَسْتَنْجِي بِالْمَاءِ‏.‏ تَابَعَهُ النَّضْرُ وَشَاذَانُ عَنْ شُعْبَةَ‏.‏ الْعَنَزَةُ عَصًا عَلَيْهِ زُجٌّ‏.‏

Muhammed b. Beşşar bize tahdis etti, dedi ki: Muhammed b. Cafer bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize tahdis etti; Ata b. Ebi Meymune’den; Enes b. Malik’i şöyle derken işitmiştir: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem helaya girerdi; ben ve bir çocuk, su dolu bir kap ve bir aneze taşırdık. (Resûlullah) su ile istinca ederdi.” En-Nadr ve Şazan bu hadisi Şu’be’den mutabaat etmişlerdir. Aneze; ucunda sivri bir demir bulunan asadır.

153. Hadis

حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ فَضَالَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا هِشَامٌ ـ هُوَ الدَّسْتَوَائِيُّ ـ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا شَرِبَ أَحَدُكُمْ فَلاَ يَتَنَفَّسْ فِي الإِنَاءِ، وَإِذَا أَتَى الْخَلاَءَ فَلاَ يَمَسَّ ذَكَرَهُ بِيَمِينِهِ، وَلاَ يَتَمَسَّحْ بِيَمِينِهِ ‏"‏‏.‏

Muaz b. Fedale bize tahdis etti, dedi ki: Hişam —o ed-Destevai’dir— bize tahdis etti; Yahya b. Ebi Kesir’den; Abdullah b. Ebi Katade’den; [o] babasından [naklen] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden biri bir şey içtiğinde kabın içine solumasın. Helaya girdiğinde, sağ eliyle zekerine dokunmasın ve sağ eliyle silinmesin.”

154. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا بَالَ أَحَدُكُمْ فَلاَ يَأْخُذَنَّ ذَكَرَهُ بِيَمِينِهِ، وَلاَ يَسْتَنْجِي بِيَمِينِهِ، وَلاَ يَتَنَفَّسْ فِي الإِنَاءِ ‏"‏‏.‏

Muhammed b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Evzai bize tahdis etti; Yahya b. Ebi Kesir’den; Abdullah b. Ebi Katade’den; [o] babasından; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [rivayet ettiğine göre] şöyle buyurdu: “Sizden biri bevlettiğinde zekerini sağ eliyle tutmasın, sağ eliyle istinca etmesin ve kabın içine solumasın.”

155. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْمَكِّيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى بْنِ سَعِيدِ بْنِ عَمْرٍو الْمَكِّيُّ، عَنْ جَدِّهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ اتَّبَعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَخَرَجَ لِحَاجَتِهِ، فَكَانَ لاَ يَلْتَفِتُ فَدَنَوْتُ مِنْهُ فَقَالَ ‏ "‏ ابْغِنِي أَحْجَارًا أَسْتَنْفِضْ بِهَا ـ أَوْ نَحْوَهُ ـ وَلاَ تَأْتِنِي بِعَظْمٍ وَلاَ رَوْثٍ ‏"‏‏.‏ فَأَتَيْتُهُ بِأَحْجَارٍ بِطَرَفِ ثِيَابِي فَوَضَعْتُهَا إِلَى جَنْبِهِ وَأَعْرَضْتُ عَنْهُ، فَلَمَّا قَضَى أَتْبَعَهُ بِهِنَّ‏.‏

Ahmet b. Muhammed el-Mekki bize tahdis etti, dedi ki: Amr b. Yahya b. Said b. Amr el-Mekki bize tahdis etti; dedesinden; Ebu Hureyre’den [naklen] dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, hacetini gidermek için (dışarı) çıktığında onu takip ettim. O, arkasına bakmazdı. Ona yaklaştım; ‘Bana taş bul ki onlarla temizleneyim —veya benzeri bir ifade kullandı—; bana kemik ve tezek getirme’ buyurdu. Bunun üzerine ben de elbisemin kenarında taşlar getirdim, onları yanına koydum ve ondan yüz çevirdim (uzaklaştım). İşi bitince onlarla temizlendi.”

156. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ لَيْسَ أَبُو عُبَيْدَةَ ذَكَرَهُ وَلَكِنْ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الأَسْوَدِ عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ، يَقُولُ أَتَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْغَائِطَ، فَأَمَرَنِي أَنْ آتِيَهُ بِثَلاَثَةِ أَحْجَارٍ، فَوَجَدْتُ حَجَرَيْنِ، وَالْتَمَسْتُ الثَّالِثَ فَلَمْ أَجِدْهُ، فَأَخَذْتُ رَوْثَةً، فَأَتَيْتُهُ بِهَا، فَأَخَذَ الْحَجَرَيْنِ وَأَلْقَى الرَّوْثَةَ وَقَالَ ‏ "‏ هَذَا رِكْسٌ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ إِبْرَاهِيمُ بْنُ يُوسُفَ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ‏.‏

Ebu Nuaym bize tahdis etti, dedi ki: Züheyr bize tahdis etti; Ebu İshak’tan, o şöyle dedi: Ebu Ubeyde bunu zikretmedi fakat Abdurrahman b. el-Esved, babasından [nakletti ki]; o, Abdullah’ı şöyle derken işitmiştir: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem tuvalet ihtiyacı için geldi ve bana üç taş getirmemi emretti. Ben iki taş buldum, üçüncüsünü aradım fakat bulamadım. Bunun üzerine bir tezek aldım ve ona getirdim. İki taşı aldı, tezeği attı ve: ‘Bu pistir’ buyurdu.” İbrahim b. Yusuf, babasından, [o] Ebu İshak’tan [naklen] dedi ki: Abdurrahman bana tahdis etti.

157. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ تَوَضَّأَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَرَّةً مَرَّةً‏.‏

Muhammed b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Süfyan bize tahdis etti; Zeyd b. Eslem’den; Ata b. Yesar’dan; [o] İbn Abbas’tan [naklen] dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (uzuvlarını) birer kere (yıkayarak) abdest aldı.”

158. Hadis

حَدَّثَنَا حُسَيْنُ بْنُ عِيسَى، قَالَ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا فُلَيْحُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَمْرِو بْنِ حَزْمٍ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم تَوَضَّأَ مَرَّتَيْنِ مَرَّتَيْنِ‏.‏

Hüseyin b. İsa bize tahdis etti, dedi ki: Yunus b. Muhammed bize tahdis etti, dedi ki: Füleyh b. Süleyman bize tahdis etti; Abdullah b. Ebi Bekir b. Amr b. Hazm’dan; Abbad b. Temim’den; [o] Abdullah b. Zeyd’den [rivayet ettiğine göre]; “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (uzuvlarını) ikişer kere (yıkayarak) abdest aldı.”

159. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الأُوَيْسِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عَطَاءَ بْنَ يَزِيدَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ حُمْرَانَ مَوْلَى عُثْمَانَ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، رَأَى عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ دَعَا بِإِنَاءٍ، فَأَفْرَغَ عَلَى كَفَّيْهِ ثَلاَثَ مِرَارٍ فَغَسَلَهُمَا، ثُمَّ أَدْخَلَ يَمِينَهُ فِي الإِنَاءِ فَمَضْمَضَ، وَاسْتَنْشَقَ، ثُمَّ غَسَلَ وَجْهَهُ ثَلاَثًا، وَيَدَيْهِ إِلَى الْمِرْفَقَيْنِ ثَلاَثَ مِرَارٍ، ثُمَّ مَسَحَ بِرَأْسِهِ، ثُمَّ غَسَلَ رِجْلَيْهِ ثَلاَثَ مِرَارٍ إِلَى الْكَعْبَيْنِ، ثُمَّ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَنْ تَوَضَّأَ نَحْوَ وُضُوئِي هَذَا، ثُمَّ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ، لاَ يُحَدِّثُ فِيهِمَا نَفْسَهُ، غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ ‏"‏‏.‏

Abdulaziz b. Abdullah el-Üveysi bize tahdis etti, dedi ki: İbrahim b. Sa’d bana tahdis etti; İbn Şihab’dan; [o] Ata b. Yezid’in kendisine haber verdiğine göre; [o] Osman’ın azatlısı Humran’ın kendisine haber verdiğine göre o, Osman b. Affan’ı şöyle yaparken görmüştür: (Osman) bir kap istedi, ellerine üç defa su döktü ve onları yıkadı. Sonra sağ elini kaba daldırdı; ağzına su verdi (mazmaza) ve burnuna su çekti (istinşak). Sonra yüzünü üç kere yıkadı. Sonra kollarını dirseklere kadar üçer kere yıkadı. Sonra başını meshetti. Daha sonra ayaklarını topuklara kadar üçer kere yıkadı ve şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim benim şu abdestim gibi abdest alır, sonra iki rekat namaz kılar ve bu namazda (dünyevi şeylerle) nefsiyle konuşmazsa, geçmiş günahları bağışlanır.”

160. Hadis

وَعَنْ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ قَالَ صَالِحُ بْنُ كَيْسَانَ قَالَ ابْنُ شِهَابٍ وَلَكِنْ عُرْوَةُ يُحَدِّثُ عَنْ حُمْرَانَ،، فَلَمَّا تَوَضَّأَ عُثْمَانُ قَالَ أَلاَ أُحَدِّثُكُمْ حَدِيثًا لَوْلاَ آيَةٌ مَا حَدَّثْتُكُمُوهُ، سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ لاَ يَتَوَضَّأُ رَجُلٌ فَيُحْسِنُ وُضُوءَهُ، وَيُصَلِّي الصَّلاَةَ إِلاَّ غُفِرَ لَهُ مَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الصَّلاَةِ حَتَّى يُصَلِّيَهَا ‏"‏‏.‏ قَالَ عُرْوَةُ الآيَةُ ‏{‏إِنَّ الَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَا أَنْزَلْنَا مِنَ الْبَيِّنَاتِ‏}‏‏.‏

Yine İbrahim’den [rivayetle], dedi ki: Salih b. Keysan dedi ki: İbn Şihab şöyle dedi: Lakin Urve, Humran’dan şöyle tahdis etmektedir: Osman abdest alınca şöyle dedi: “Size bir hadis haber vereyim mi? Eğer (Kitap’ta) bir ayet olmasaydı bunu size anlatmazdım. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: ‘Bir kişi abdest alır ve abdestini güzelce yapar, sonra namazı kılarsa; o (namaz) ile (diğer) namazı kılıncaya kadar geçen (hataları) mutlaka bağışlanır.’” Urve dedi ki: (Bahsedilen) ayet şudur: {İndirdiğimiz apaçık delilleri... gizleyenler...} (Bakara, 159).

161. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو إِدْرِيسَ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ ‏ "‏ مَنْ تَوَضَّأَ فَلْيَسْتَنْثِرْ، وَمَنِ اسْتَجْمَرَ فَلْيُوتِرْ ‏"‏‏.‏

Abdan bize tahdis etti, dedi ki: Abdullah bize haber verdi, dedi ki: Yunus bize haber verdi; Zühri’den, dedi ki: Ebu İdris bana haber verdi; o, Ebu Hureyre’yi, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklen] şöyle buyururken işitmiştir: “Kim abdest alırsa istinşar yapsın (burnuna çektiği suyu dışarı atsın). Kim de taşla temizlenirse teklesin (tek sayıda taş kullansın).”

162. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا تَوَضَّأَ أَحَدُكُمْ فَلْيَجْعَلْ فِي أَنْفِهِ ثُمَّ لِيَنْثُرْ، وَمَنِ اسْتَجْمَرَ فَلْيُوتِرْ، وَإِذَا اسْتَيْقَظَ أَحَدُكُمْ مِنْ نَوْمِهِ فَلْيَغْسِلْ يَدَهُ قَبْلَ أَنْ يُدْخِلَهَا فِي وَضُوئِهِ، فَإِنَّ أَحَدَكُمْ لاَ يَدْرِي أَيْنَ بَاتَتْ يَدُهُ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Malik bize haber verdi; Ebu’z-Zinad’dan; A’rec’den; [o] Ebu Hureyre’den; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu [nakletmiştir]: “Sizden biri abdest aldığı zaman burnuna su çeksin, sonra sümkürsün. Kim taşla temizlenirse (sayıyı) teklesin (tek sayıda taş kullansın). Ve sizden biri uykusundan uyandığı zaman, elini abdest suyuna daldırmadan önce yıkasın; zira o kimse, elinin nerede gecelediğini bilemez.”

163. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ أَبِي بِشْرٍ، عَنْ يُوسُفَ بْنِ مَاهَكَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو، قَالَ تَخَلَّفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنَّا فِي سَفْرَةٍ سَافَرْنَاهَا، فَأَدْرَكَنَا وَقَدْ أَرْهَقْنَا الْعَصْرَ، فَجَعَلْنَا نَتَوَضَّأُ وَنَمْسَحُ عَلَى أَرْجُلِنَا، فَنَادَى بِأَعْلَى صَوْتِهِ ‏ "‏ وَيْلٌ لِلأَعْقَابِ مِنَ النَّارِ ‏"‏‏.‏ مَرَّتَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا‏.‏

Musa bize tahdis etti, dedi ki: Ebu Avane bize tahdis etti; Ebu Bişr’den; Yusuf b. Mahek’ten; [o] Abdullah b. Amr’dan [naklen] dedi ki: “Çıktığımız bir yolculukta Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bizden geride kaldı. Sonra ikindi namazının vaktinin sıkıştığı bir anda bize yetişti. Biz, abdest alıyor ve (su azlığından veya aceleden) ayaklarımızı meshediyor (yarım yamalak yıkıyor)duk. (Nebi) en yüksek sesiyle: ‘(Ateşte yanacak) topukların vay haline!’ diye nida etti. (Bunu) iki veya üç defa (tekrarladı).”

164. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، قَالَ أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَطَاءُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ حُمْرَانَ، مَوْلَى عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ أَنَّهُ رَأَى عُثْمَانَ دَعَا بِوَضُوءٍ، فَأَفْرَغَ عَلَى يَدَيْهِ مِنْ إِنَائِهِ، فَغَسَلَهُمَا ثَلاَثَ مَرَّاتٍ، ثُمَّ أَدْخَلَ يَمِينَهُ فِي الْوَضُوءِ، ثُمَّ تَمَضْمَضَ، وَاسْتَنْشَقَ، وَاسْتَنْثَرَ، ثُمَّ غَسَلَ وَجْهَهُ ثَلاَثًا وَيَدَيْهِ إِلَى الْمِرْفَقَيْنِ ثَلاَثًا، ثُمَّ مَسَحَ بِرَأْسِهِ، ثُمَّ غَسَلَ كُلَّ رِجْلٍ ثَلاَثًا، ثُمَّ قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَتَوَضَّأُ نَحْوَ وُضُوئِي هَذَا وَقَالَ ‏ "‏ مَنْ تَوَضَّأَ نَحْوَ وُضُوئِي هَذَا ثُمَّ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ، لاَ يُحَدِّثُ فِيهِمَا نَفْسَهُ، غَفَرَ اللَّهُ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ ‏"‏‏.‏

Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, dedi ki: Şuayb bize haber verdi; Zühri’den, dedi ki: Ata b. Yezid bana haber verdi; Osman b. Affan’ın azatlısı Humran’dan [naklen] dedi ki: O, Osman’ı (şöyle yaparken) görmüştür: (Osman) abdest suyu istedi. Kabından ellerine su döküp onları üç defa yıkadı. Sonra sağ elini abdest suyuna daldırdı; ardından mazmaza, istinşak ve istinşar yaptı. Sonra yüzünü üç kere ve kollarını dirseklere kadar üç(er kere) yıkadı. Sonra başını meshetti. Daha sonra her bir ayağını üç(er kere) yıkadı. Sonra şöyle dedi: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i benim şu abdestime benzer şekilde abdest alırken gördüm ve O şöyle buyurdu: ‘Kim benim şu abdestim gibi abdest alır, sonra iki rekat namaz kılar ve bu namazda (dünyevi şeyler düşünerek) nefsiyle konuşmazsa, Allah onun geçmiş günahlarını bağışlar.’”

165. Hadis

حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ وَكَانَ يَمُرُّ بِنَا وَالنَّاسُ يَتَوَضَّئُونَ مِنَ الْمِطْهَرَةِ ـ قَالَ أَسْبِغُوا الْوُضُوءَ فَإِنَّ أَبَا الْقَاسِمِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ وَيْلٌ لِلأَعْقَابِ مِنَ النَّارِ ‏"‏‏.‏

Adem b. Ebi İyas bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize tahdis etti, dedi ki: Muhammed b. Ziyad bize tahdis etti, dedi ki: Ebu Hureyre’yi —yanımızdan geçerken insanlar o sırada (su) kabından abdest alıyorlardı— şöyle derken işittim: “Abdesti tam (eksiksiz) alın. Zira Ebu’l-Kasım sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘(Ateşte yanacak) topukların vay haline!’”

166. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ جُرَيْجٍ، أَنَّهُ قَالَ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ، رَأَيْتُكَ تَصْنَعُ أَرْبَعًا لَمْ أَرَ أَحَدًا مِنْ أَصْحَابِكَ يَصْنَعُهَا‏.‏ قَالَ وَمَا هِيَ يَا ابْنَ جُرَيْجٍ قَالَ رَأَيْتُكَ لاَ تَمَسُّ مِنَ الأَرْكَانِ إِلاَّ الْيَمَانِيَيْنِ، وَرَأَيْتُكَ تَلْبَسُ النِّعَالَ السِّبْتِيَّةَ، وَرَأَيْتُكَ تَصْبُغُ بِالصُّفْرَةِ، وَرَأَيْتُكَ إِذَا كُنْتَ بِمَكَّةَ أَهَلَّ النَّاسُ إِذَا رَأَوُا الْهِلاَلَ وَلَمْ تُهِلَّ أَنْتَ حَتَّى كَانَ يَوْمُ التَّرْوِيَةِ‏.‏ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ أَمَّا الأَرْكَانُ فَإِنِّي لَمْ أَرَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمَسُّ إِلاَّ الْيَمَانِيَيْنِ، وَأَمَّا النِّعَالُ السِّبْتِيَّةُ فَإِنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَلْبَسُ النَّعْلَ الَّتِي لَيْسَ فِيهَا شَعَرٌ وَيَتَوَضَّأُ فِيهَا، فَأَنَا أُحِبُّ أَنْ أَلْبَسَهَا، وَأَمَّا الصُّفْرَةُ فَإِنِّي رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْبُغُ بِهَا، فَأَنَا أُحِبُّ أَنْ أَصْبُغَ بِهَا، وَأَمَّا الإِهْلاَلُ فَإِنِّي لَمْ أَرَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُهِلُّ حَتَّى تَنْبَعِثَ بِهِ رَاحِلَتُهُ‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Malik bize haber verdi; Said el-Makburi’den; Ubeyd b. Cureyc’den [naklen] dedi ki: O, Abdullah b. Ömer’e şöyle dedi: “Ey Ebu Abdurrahman! Senin, arkadaşlarından hiçbirinin yapmadığını gördüğüm dört şeyi yaptığını gördüm.” Dedi ki: “Nedir onlar ey İbn Cureyc?” Dedi ki: “Senin rükünlerden sadece iki Yemani rükne dokunduğunu gördüm. Senin sebtiyye (tabaklanmış deri) ayakkabı giydiğini gördüm. Senin sarı boya ile boyandığını gördüm. Ve sen Mekke’de iken insanlar hilali görünce ihrama girerken, senin Terviye günü gelinceye kadar ihrama girmediğini gördüm.” Abdullah dedi ki: “Rükünlere gelince; ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in iki Yemani rükün haricinde (diğerlerine) dokunduğunu görmedim. Sebtiyye ayakkabılarına gelince; ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in, üzerinde tüy bulunmayan ayakkabı giydiğini ve onları giymiş halde abdest aldığını gördüm; bu sebeple onları giymeyi severim. Sarı boyaya gelince; ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in onunla boyandığını gördüm; bu sebeple ben de onunla boyanmayı severim. İhrama gelince; ben Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in, bineği (yola) koyulup harekete geçinceye kadar ihrama girdiğini görmedim.”

167. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ حَفْصَةَ بِنْتِ سِيرِينَ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، قَالَتْ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لَهُنَّ فِي غُسْلِ ابْنَتِهِ ‏ "‏ ابْدَأْنَ بِمَيَامِنِهَا وَمَوَاضِعِ الْوُضُوءِ مِنْهَا ‏"‏‏.‏

Müsedded bize tahdis etti, dedi ki: İsmail bize tahdis etti, dedi ki: Halid bize tahdis etti; Hafsa bint Sirin’den; Ümmü Atiyye’den [naklen] dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, kızının yıkanması hakkında onlara şöyle buyurdu: ‘(Yıkamaya) onun sağ tarafından ve abdest organlarından başlayın.’”

168. Hadis

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَشْعَثُ بْنُ سُلَيْمٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُعْجِبُهُ التَّيَمُّنُ فِي تَنَعُّلِهِ وَتَرَجُّلِهِ وَطُهُورِهِ وَفِي شَأْنِهِ كُلِّهِ‏.‏

Hafs b. Ömer bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize tahdis etti, dedi ki: Eş’as b. Süleym bana haber verdi, dedi ki: Babamı, Mesruk’tan; [o] Aişe’den [naklen] şöyle derken işittim: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem; ayakkabısını giyerken, saçını tararken, temizlenirken ve bütün işlerinde sağdan başlamayı severdi.”

169. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّهُ قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَحَانَتْ صَلاَةُ الْعَصْرِ، فَالْتَمَسَ النَّاسُ الْوَضُوءَ فَلَمْ يَجِدُوهُ، فَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِوَضُوءٍ، فَوَضَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي ذَلِكَ الإِنَاءِ يَدَهُ، وَأَمَرَ النَّاسَ أَنْ يَتَوَضَّئُوا مِنْهُ‏.‏ قَالَ فَرَأَيْتُ الْمَاءَ يَنْبُعُ مِنْ تَحْتِ أَصَابِعِهِ حَتَّى تَوَضَّئُوا مِنْ عِنْدِ آخِرِهِمْ‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Malik bize haber verdi; İshak b. Abdullah b. Ebi Talha’dan; [o] Enes b. Malik’ten [naklen] dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i gördüm; ikindi namazı vakti girmişti. İnsanlar abdest suyu aradılar fakat bulamadılar. (Derken) Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e abdest suyu getirildi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem elini o kabın içine koydu ve insanlara ondan abdest almalarını emretti.” (Enes) dedi ki: “Suyun parmaklarının altından kaynadığını gördüm. Nihayet (yanındakilerin) hepsi en sonuncusuna kadar abdest aldılar.”

170. Hadis

حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ عَاصِمٍ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، قَالَ قُلْتُ لِعَبِيدَةَ عِنْدَنَا مِنْ شَعَرِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَصَبْنَاهُ مِنْ قِبَلِ أَنَسٍ، أَوْ مِنْ قِبَلِ أَهْلِ أَنَسٍ فَقَالَ لأَنْ تَكُونَ عِنْدِي شَعَرَةٌ مِنْهُ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا‏.‏

Malik b. İsmail bize tahdis etti, dedi ki: İsrail bize tahdis etti; Asım’dan; İbn Sirin’den, dedi ki: Abide’ye şöyle dedim: “Yanımızda Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in saçından (bir miktar) var. Biz onu Enes tarafından veya Enes’in ailesi tarafından elde ettik.” (Abide) dedi ki: “O’nun saçından tek bir telin yanımda olması, benim için dünya ve içindekilerden daha sevimlidir.”

171. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ، قَالَ أَخْبَرَنَا سَعِيدُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبَّادٌ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمَّا حَلَقَ رَأْسَهُ كَانَ أَبُو طَلْحَةَ أَوَّلَ مَنْ أَخَذَ مِنْ شَعَرِهِ‏.‏

Muhammed b. Abdurrahim bize tahdis etti, dedi ki: Said b. Süleyman bize haber verdi, dedi ki: Abbad bize tahdis etti; İbn Avn’dan; İbn Sirin’den; [o] Enes’ten [naklen] dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem başını tıraş ettirdiği zaman, onun saçından ilk alan kişi Ebu Talha oldu.”

172. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا شَرِبَ الْكَلْبُ فِي إِنَاءِ أَحَدِكُمْ فَلْيَغْسِلْهُ سَبْعًا ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti; Malik’ten; Ebu’z-Zinad’dan; A’rec’den; [o] Ebu Hureyre’den [naklen] dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden birinin kabından köpek içtiği zaman, onu yedi defa yıkasın.”

173. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، سَمِعْتُ أَبِي، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَنَّ رَجُلاً رَأَى كَلْبًا يَأْكُلُ الثَّرَى مِنَ الْعَطَشِ، فَأَخَذَ الرَّجُلُ خُفَّهُ فَجَعَلَ يَغْرِفُ لَهُ بِهِ حَتَّى أَرْوَاهُ، فَشَكَرَ اللَّهُ لَهُ فَأَدْخَلَهُ الْجَنَّةَ ‏"‏‏.‏

İshak bize tahdis etti, dedi ki: Abdussamad bize haber verdi, dedi ki: Abdurrahman b. Abdullah b. Dinar bize tahdis etti, dedi ki: Babamı, Ebu Salih’ten; [o] Ebu Hureyre’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklen] şöyle derken işittim: “Bir adam, susuzluktan (dolayı) nemli toprağı yiyen bir köpek gördü. Adam hemen mestini (ayakkabısını) çıkardı, onunla (su) alıp, kanıncaya kadar köpeğe içirdi. Allah onun bu davranışından hoşnut oldu ve onu cennete koydu.”

174. Hadis

وَقَالَ أَحْمَدُ بْنُ شَبِيبٍ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي حَمْزَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَتِ الْكِلاَبُ تَبُولُ وَتُقْبِلُ وَتُدْبِرُ فِي الْمَسْجِدِ فِي زَمَانِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يَكُونُوا يَرُشُّونَ شَيْئًا مِنْ ذَلِكَ‏.‏

Ve Ahmed b. Şebib dedi ki: Babam bize tahdis etti; Yunus’tan; İbn Şihab’dan, dedi ki: Hamza b. Abdullah bana tahdis etti; babasından [naklen] dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında köpekler mescitte işerler, gelir ve giderlerdi. (Buna rağmen insanlar) o kısımlara (su) serpmezlerdi.”

175. Hadis

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ ابْنِ أَبِي السَّفَرِ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ سَأَلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ إِذَا أَرْسَلْتَ كَلْبَكَ الْمُعَلَّمَ فَقَتَلَ فَكُلْ، وَإِذَا أَكَلَ فَلاَ تَأْكُلْ، فَإِنَّمَا أَمْسَكَهُ عَلَى نَفْسِهِ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ أُرْسِلُ كَلْبِي فَأَجِدُ مَعَهُ كَلْبًا آخَرَ قَالَ ‏"‏ فَلاَ تَأْكُلْ، فَإِنَّمَا سَمَّيْتَ عَلَى كَلْبِكَ، وَلَمْ تُسَمِّ عَلَى كَلْبٍ آخَرَ ‏"‏‏.‏

Hafs b. Ömer bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize tahdis etti; İbn Ebi’s-Sefer’den; Şa’bi’den; [o] Adi b. Hatim’den [naklen] dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e sordum. Şöyle buyurdu: ‘Eğitilmiş köpeğini gönderdiğinde (avı yakalayıp) öldürürse ye. Eğer (köpek avdan) yerse yeme. Çünkü o (avı) ancak kendisi için tutmuştur.’ Dedim ki: ‘Köpeğimi gönderiyorum ama onun yanında başka bir köpek (daha) buluyorum?’ Buyurdu ki: ‘(O avı) yeme. Çünkü sen sadece kendi köpeğinin üzerine besmele çektin, diğer köpeğin üzerine besmele çekmedin.’”

176. Hadis

حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ يَزَالُ الْعَبْدُ فِي صَلاَةٍ مَا كَانَ فِي الْمَسْجِدِ يَنْتَظِرُ الصَّلاَةَ، مَا لَمْ يُحْدِثْ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ أَعْجَمِيٌّ مَا الْحَدَثُ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ الصَّوْتُ‏.‏ يَعْنِي الضَّرْطَةَ‏.‏

Adem b. Ebi İyas bize tahdis etti, dedi ki: İbn Ebi Zîb bize tahdis etti; Said el-Makburi’den; [o] Ebu Hureyre’den [naklen] dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kul, mescitte namazı beklediği sürece —abdestini bozmadığı müddetçe— namazdadır.” Arap olmayan bir adam: “Hades (abdest bozmak) nedir ey Ebu Hureyre?” diye sordu. (Ebu Hureyre): “Sestir” dedi. Yani yellenmektir.

177. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ تَمِيمٍ، عَنْ عَمِّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَنْصَرِفْ حَتَّى يَسْمَعَ صَوْتًا أَوْ يَجِدَ رِيحًا ‏"‏‏.‏

Ebu’l-Velid bize tahdis etti, dedi ki: İbn Uyeyne bize tahdis etti; Zühri’den; Abbad b. Temim’den; [o] amcasından; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [naklen] (Nebi) şöyle buyurdu: “Bir ses işitmedikçe veya bir koku hissetmedikçe (namazdan) ayrılmasın.”

178. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ مُنْذِرٍ أَبِي يَعْلَى الثَّوْرِيِّ، عَنْ مُحَمَّدٍ ابْنِ الْحَنَفِيَّةِ، قَالَ قَالَ عَلِيٌّ كُنْتُ رَجُلاً مَذَّاءً، فَاسْتَحْيَيْتُ أَنْ أَسْأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَمَرْتُ الْمِقْدَادَ بْنَ الأَسْوَدِ فَسَأَلَهُ فَقَالَ ‏ "‏ فِيهِ الْوُضُوءُ ‏"‏‏.‏ وَرَوَاهُ شُعْبَةُ عَنِ الأَعْمَشِ‏.‏

Kuteybe b. Said bize tahdis etti, dedi ki: Cerir bize tahdis etti; A’meş’ten; Münzir Ebu Ya’la es-Sevri’den; Muhammed İbnü’l-Hanefiyye’den [naklen] dedi ki: Ali şöyle dedi: “Ben mezisi çok akan bir kimseydim. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e (bu konuyu) sormaktan utandım. Mikdad b. el-Esved’e (sormasını) emrettim, o da sordu. (Resûlullah) şöyle buyurdu: ‘Onda (mezi akıntısında) abdest gerekir.’” Şu’be bunu A’meş’ten rivayet etmiştir.

179. Hadis

حَدَّثَنَا سَعْدُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، أَنَّ عَطَاءَ بْنَ يَسَارٍ، أَخْبَرَهُ أَنْ زَيْدَ بْنَ خَالِدٍ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَأَلَ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ ـ رضى الله عنه ـ قُلْتُ أَرَأَيْتَ إِذَا جَامَعَ فَلَمْ يُمْنِ قَالَ عُثْمَانُ يَتَوَضَّأُ كَمَا يَتَوَضَّأُ لِلصَّلاَةِ، وَيَغْسِلُ ذَكَرَهُ‏.‏ قَالَ عُثْمَانُ سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ فَسَأَلْتُ عَنْ ذَلِكَ عَلِيًّا، وَالزُّبَيْرَ، وَطَلْحَةَ، وَأُبَىَّ بْنَ كَعْبٍ ـ رضى الله عنهم ـ فَأَمَرُوهُ بِذَلِكَ‏.‏

Sa’d b. Hafs bize tahdis etti, dedi ki: Şeyban bize tahdis etti; Yahya’dan; Ebu Seleme’den; [o] Ata b. Yesar’ın kendisine haber verdiğine göre; [o] Zeyd b. Halid’in kendisine haber verdiğine göre; o, Osman b. Affan’a radiyallâhu anh sordu (ve şöyle dedi): “Dedim ki: Bir kimse cima eder de (inzal olmaz) meni gelmezse (hükmü) nedir?” Osman dedi ki: “Namaz abdesti aldığı gibi abdest alır ve zekerini yıkar.” Osman (devamla) şöyle dedi: “Ben bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittim.” Bunun üzerine Ali, Zübeyr, Talha ve Übey b. Ka’b’a radiyallâhu anhum da bunu sordum; onlar da (ona) bunu emrettiler.

180. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، قَالَ أَخْبَرَنَا النَّضْرُ، قَالَ أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ ذَكْوَانَ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَرْسَلَ إِلَى رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ فَجَاءَ وَرَأْسُهُ يَقْطُرُ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَعَلَّنَا أَعْجَلْنَاكَ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ نَعَمْ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِذَا أُعْجِلْتَ أَوْ قُحِطْتَ، فَعَلَيْكَ الْوُضُوءُ ‏"‏‏.‏ تَابَعَهُ وَهْبٌ قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ وَلَمْ يَقُلْ غُنْدَرٌ وَيَحْيَى عَنْ شُعْبَةَ الْوُضُوءُ‏.‏

İshak bize tahdis etti, dedi ki: Nadr bize haber verdi, dedi ki: Şu’be bize haber verdi; Hakem’den; Zekvan Ebu Salih’ten; [o] Ebu Said el-Hudri’den [naklen] dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Ensar’dan bir adama haber gönderdi (çağırdı). O geldi, başından (su) damlıyordu. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Galiba seni acele ettirdik?’ buyurdu. O da: ‘Evet’ dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Acele ettirilirsen veya (inzal olmaz) menin gelmezse, sana gereken abdesttir.’” Vehb bunu mutabaat etti ve: ‘Şu’be bize tahdis etti’ dedi. Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: Gunder ve Yahya, Şu’be’den (rivayetlerinde) “abdest gerekir” ifadesini zikretmediler.

181. Hadis

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، قَالَ أَخْبَرَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ كُرَيْبٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمَّا أَفَاضَ مِنْ عَرَفَةَ عَدَلَ إِلَى الشِّعْبِ، فَقَضَى حَاجَتَهُ‏.‏ قَالَ أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ فَجَعَلْتُ أَصُبُّ عَلَيْهِ وَيَتَوَضَّأُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَتُصَلِّي فَقَالَ ‏ "‏ الْمُصَلَّى أَمَامَكَ ‏"‏‏.‏

Muhammed b. Selam bana tahdis etti, dedi ki: Yezid b. Harun bize haber verdi; Yahya’dan; Musa b. Ukbe’den; İbn Abbas’ın azatlısı Kureyb’den; [o] Usame b. Zeyd’den [naklen] dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Arafat’tan hareket edince (yoldaki) bir geçide saptı ve hacetini giderdi.” Usame b. Zeyd dedi ki: “Ben ona su dökmeye başladım, o da abdest alıyordu. Dedim ki: ‘Ey Allah’ın Resûlü, namaz (burada mı) kılacaksın?’ Buyurdu ki: ‘Namazgah (namaz kılınacak yer) önündedir (ileridedir).’”

182. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَعْدُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَنَّ نَافِعَ بْنَ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عُرْوَةَ بْنَ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، يُحَدِّثُ عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، أَنَّهُ كَانَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ، وَأَنَّهُ ذَهَبَ لِحَاجَةٍ لَهُ، وَأَنَّ مُغِيرَةَ جَعَلَ يَصُبُّ الْمَاءَ عَلَيْهِ، وَهُوَ يَتَوَضَّأُ، فَغَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ وَمَسَحَ بِرَأْسِهِ وَمَسَحَ عَلَى الْخُفَّيْنِ‏.‏

Amr b. Ali bize tahdis etti, dedi ki: Abdulvehhab bize tahdis etti, dedi ki: Yahya b. Said’i işittim, dedi ki: Sa’d b. İbrahim bana haber verdi; Nafi’ b. Cubeyr b. Mut’im’in kendisine haber verdiğine göre; o, Urve b. el-Muğire b. Şu’be’yi, Muğire b. Şu’be’den [naklen] tahdis ederken işitmiştir: “O (Muğire), bir yolculukta Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraberdi. (Nebi) hacetini gidermek için gitti (döndüğünde) Muğire, O abdest alırken üzerine su dökmeye başladı. (Nebi) yüzünü ve ellerini yıkadı, başını meshetti ve mestleri üzerine meshetti.”

183. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ مَخْرَمَةَ بْنِ سُلَيْمَانَ، عَنْ كُرَيْبٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، بَاتَ لَيْلَةً عِنْدَ مَيْمُونَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهِيَ خَالَتُهُ فَاضْطَجَعْتُ فِي عَرْضِ الْوِسَادَةِ، وَاضْطَجَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَهْلُهُ فِي طُولِهَا، فَنَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى إِذَا انْتَصَفَ اللَّيْلُ، أَوْ قَبْلَهُ بِقَلِيلٍ أَوْ بَعْدَهُ بِقَلِيلٍ، اسْتَيْقَظَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَلَسَ يَمْسَحُ النَّوْمَ عَنْ وَجْهِهِ بِيَدِهِ، ثُمَّ قَرَأَ الْعَشْرَ الآيَاتِ الْخَوَاتِمَ مِنْ سُورَةِ آلِ عِمْرَانَ، ثُمَّ قَامَ إِلَى شَنٍّ مُعَلَّقَةٍ، فَتَوَضَّأَ مِنْهَا فَأَحْسَنَ وُضُوءَهُ، ثُمَّ قَامَ يُصَلِّي‏.‏ قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَقُمْتُ فَصَنَعْتُ مِثْلَ مَا صَنَعَ، ثُمَّ ذَهَبْتُ، فَقُمْتُ إِلَى جَنْبِهِ، فَوَضَعَ يَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى رَأْسِي، وَأَخَذَ بِأُذُنِي الْيُمْنَى، يَفْتِلُهَا، فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ رَكْعَتَيْنِ، ثُمَّ أَوْتَرَ، ثُمَّ اضْطَجَعَ، حَتَّى أَتَاهُ الْمُؤَذِّنُ، فَقَامَ، فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ خَفِيفَتَيْنِ، ثُمَّ خَرَجَ فَصَلَّى الصُّبْحَ‏.‏

İsmail bize tahdis etti, dedi ki: Malik bana tahdis etti; Mahreme b. Süleyman’dan; İbn Abbas’ın azatlısı Kureyb’den; [o] Abdullah b. Abbas’ın kendisine şöyle haber verdiğine göre: “Bir gece Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi olan teyzem Meymune’nin yanında kaldım. Ben yastığın enine uzandım, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve eşi ise boyuna uzandılar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem uyudu. Gece yarısı —veya biraz öncesi ya da sonrası— olunca Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem uyandı. Oturup eliyle yüzündeki uyku mahmurluğunu sildi. Sonra Âl-i İmran suresinin son on ayetini okudu. Daha sonra asılı duran eski bir su kırbasına gitti, ondan güzelce abdest aldı ve namaza durdu.” İbn Abbas dedi ki: “Ben de kalktım ve onun yaptığı gibi yaptım. Sonra gidip yanına (namaza) durdum. Sağ elini başımın üzerine koydu ve sağ kulağımı tutup (hafifçe) büktü. İki rekat kıldı, sonra iki rekat, sonra iki rekat, sonra iki rekat, sonra iki rekat, sonra iki rekat (daha kıldı). Sonra vitir kıldı. Sonra uzandı. Nihayet müezzin gelince kalktı, hafif iki rekat kıldı, sonra çıktı ve sabah namazını kıldı.”

184. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنِ امْرَأَتِهِ، فَاطِمَةَ عَنْ جَدَّتِهَا، أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ أَنَّهَا قَالَتْ أَتَيْتُ عَائِشَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حِينَ خَسَفَتِ الشَّمْسُ، فَإِذَا النَّاسُ قِيَامٌ يُصَلُّونَ، وَإِذَا هِيَ قَائِمَةٌ تُصَلِّي فَقُلْتُ مَا لِلنَّاسِ فَأَشَارَتْ بِيَدِهَا نَحْوَ السَّمَاءِ وَقَالَتْ سُبْحَانَ اللَّهِ‏.‏ فَقُلْتُ آيَةٌ فَأَشَارَتْ أَىْ نَعَمْ‏.‏ فَقُمْتُ حَتَّى تَجَلاَّنِي الْغَشْىُ، وَجَعَلْتُ أَصُبُّ فَوْقَ رَأْسِي مَاءً، فَلَمَّا انْصَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ، ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ مَا مِنْ شَىْءٍ كُنْتُ لَمْ أَرَهُ إِلاَّ قَدْ رَأَيْتُهُ فِي مَقَامِي هَذَا حَتَّى الْجَنَّةِ وَالنَّارِ، وَلَقَدْ أُوحِيَ إِلَىَّ أَنَّكُمْ تُفْتَنُونَ فِي الْقُبُورِ مِثْلَ أَوْ قَرِيبًا مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ ـ لاَ أَدْرِي أَىَّ ذَلِكَ قَالَتْ أَسْمَاءُ ـ يُؤْتَى أَحَدُكُمْ فَيُقَالُ مَا عِلْمُكَ بِهَذَا الرَّجُلِ فَأَمَّا الْمُؤْمِنُ ـ أَوِ الْمُوقِنُ لاَ أَدْرِي أَىَّ ذَلِكَ قَالَتْ أَسْمَاءُ ـ فَيَقُولُ هُوَ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ، جَاءَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَالْهُدَى، فَأَجَبْنَا وَآمَنَّا وَاتَّبَعْنَا، فَيُقَالُ نَمْ صَالِحًا، فَقَدْ عَلِمْنَا إِنْ كُنْتَ لَمُؤْمِنًا، وَأَمَّا الْمُنَافِقُ ـ أَوِ الْمُرْتَابُ لاَ أَدْرِي أَىَّ ذَلِكَ قَالَتْ أَسْمَاءُ ـ فَيَقُولُ لاَ أَدْرِي، سَمِعْتُ النَّاسَ يَقُولُونَ شَيْئًا فَقُلْتُهُ ‏"‏‏.‏

İsmail bize tahdis etti, dedi ki: Malik bana tahdis etti; Hişam b. Urve’den; eşi Fatıma’dan; büyükannesi Esma bint Ebi Bekir’den [naklen] dedi ki: “Güneş tutulduğu sırada Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in zevcesi Aişe’nin yanına geldim. Baktım ki, insanlar ayakta namaz kılıyorlar, o da kalkmış namaz kılıyor. ‘İnsanların nesi var?’ diye sordum. Eliyle gökyüzünü işaret etti ve ‘Sübhanallah’ dedi. ‘(Bu bir) ayet (alamet) midir?’ dedim. ‘Evet’ manasında işaret etti. Ben de (namaza) durdum. Hatta (uzun kıyamdan dolayı) üzerime baygınlık (hali) çöktü, ben de başımdan aşağı su dökmeye başladım. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (namazı) bitirince Allah’a hamd ve sena etti. Sonra şöyle buyurdu: ‘Daha önce görmediğim hiçbir şey kalmadı ki, şu durduğum yerde onu görmüş olmayayım; cennet ve cehennem bile (bana arz edildi). Bana vahyedildi ki; sizler kabirlerde Deccal fitnesi gibi —veya ona yakın (Esma hangisini dedi bilmiyorum)— bir imtihana tabi tutulacaksınız. Sizden birine (melek) gelir ve: Bu adam hakkındaki bilgin nedir? denilir. Mümin —veya yakin sahibi (Esma hangisini dedi bilmiyorum)— der ki: O, Allah’ın Resûlü Muhammed’dir. Bize apaçık deliller ve hidayetle geldi; biz de icabet ettik, iman ettik ve tabi olduk. Ona: Salih bir kimse olarak uyu; biz senin (dünyada iken de) kesin inanan bir kimse olduğunu zaten biliyorduk, denilir. Münafık —veya şüphe içindeki kimse (Esma hangisini dedi bilmiyorum)— ise şöyle der: Bilmiyorum. İnsanların bir şeyler söylediğini işittim, ben de (onlar gibi) söyledim.’”

185. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى الْمَازِنِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَجُلاً، قَالَ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ ـ وَهُوَ جَدُّ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى ـ أَتَسْتَطِيعُ أَنْ تُرِيَنِي، كَيْفَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَوَضَّأُ فَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدٍ نَعَمْ‏.‏ فَدَعَا بِمَاءٍ، فَأَفْرَغَ عَلَى يَدَيْهِ فَغَسَلَ يَدَهُ مَرَّتَيْنِ، ثُمَّ مَضْمَضَ وَاسْتَنْثَرَ ثَلاَثًا، ثُمَّ غَسَلَ وَجْهَهُ ثَلاَثًا، ثُمَّ غَسَلَ يَدَيْهِ مَرَّتَيْنِ مَرَّتَيْنِ إِلَى الْمِرْفَقَيْنِ، ثُمَّ مَسَحَ رَأْسَهُ بِيَدَيْهِ، فَأَقْبَلَ بِهِمَا وَأَدْبَرَ، بَدَأَ بِمُقَدَّمِ رَأْسِهِ، حَتَّى ذَهَبَ بِهِمَا إِلَى قَفَاهُ، ثُمَّ رَدَّهُمَا إِلَى الْمَكَانِ الَّذِي بَدَأَ مِنْهُ، ثُمَّ غَسَلَ رِجْلَيْهِ‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Malik bize haber verdi; Amr b. Yahya el-Mazini’den; [o] babasından (şöyle nakletti): Bir adam Abdullah b. Zeyd’e —ki o Amr b. Yahya’nın dedesidir— dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in nasıl abdest aldığını bana gösterebilir misin?” Abdullah b. Zeyd: “Evet” dedi. Hemen su istedi. Ellerine (su) döktü ve elini iki kere yıkadı. Sonra ağzına su verdi ve burnuna su çekip sümkürdü, (bunu) üç (kere yaptı). Sonra yüzünü üç kere yıkadı. Sonra kollarını dirseklere kadar ikişer kere yıkadı. Sonra iki eliyle başını meshetti; ellerini öne ve arkaya götürdü. Başının ön kısmından başladı, ellerini ensesine kadar götürdü, sonra başladığı yere geri getirdi. Sonra ayaklarını yıkadı.

186. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ أَبِيهِ، شَهِدْتُ عَمْرَو بْنَ أَبِي حَسَنٍ سَأَلَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ زَيْدٍ عَنْ وُضُوءِ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم فَدَعَا بِتَوْرٍ مِنْ مَاءٍ، فَتَوَضَّأَ لَهُمْ وُضُوءَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَكْفَأَ عَلَى يَدِهِ مِنَ التَّوْرِ، فَغَسَلَ يَدَيْهِ ثَلاَثًا، ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فِي التَّوْرِ، فَمَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ وَاسْتَنْثَرَ ثَلاَثَ غَرَفَاتٍ، ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فَغَسَلَ وَجْهَهُ ثَلاَثًا، ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فَغَسَلَ يَدَيْهِ مَرَّتَيْنِ إِلَى الْمِرْفَقَيْنِ مَرَّتَيْنِ، ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فَمَسَحَ رَأْسَهُ، فَأَقْبَلَ بِهِمَا وَأَدْبَرَ مَرَّةً وَاحِدَةً، ثُمَّ غَسَلَ رِجْلَيْهِ إِلَى الْكَعْبَيْنِ‏.‏

Musa bize tahdis etti, dedi ki: Vuheyb bize tahdis etti; Amr’dan; [o] babasından; (şöyle dedi): Amr b. Ebi Hasan’ın Abdullah b. Zeyd’e Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in abdestini sorduğuna şahit oldum. (Abdullah) içinde su bulunan bir kap (tas) istedi. Onlara Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in abdesti gibi abdest (alıp gösterdi). Kaptan eline su döktü ve ellerini üç kere yıkadı. Sonra elini kaba daldırdı; üç avuç (su ile) mazmaza, istinşak ve istinşar yaptı. Sonra elini daldırdı ve yüzünü üç kere yıkadı. Sonra elini daldırdı, kollarını dirseklere kadar ikişer kere yıkadı. Sonra elini daldırdı, başını meshetti; ellerini (başının önünden arkasına) götürüp getirdi, (bunu) bir defa yaptı. Sonra ayaklarını topuklara kadar yıkadı.

187. Hadis

حَدَّثَنَا آدَمُ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا الْحَكَمُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا جُحَيْفَةَ، يَقُولُ خَرَجَ عَلَيْنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْهَاجِرَةِ، فَأُتِيَ بِوَضُوءٍ فَتَوَضَّأَ، فَجَعَلَ النَّاسُ يَأْخُذُونَ مِنْ فَضْلِ وَضُوئِهِ فَيَتَمَسَّحُونَ بِهِ، فَصَلَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الظُّهْرَ رَكْعَتَيْنِ وَالْعَصْرَ رَكْعَتَيْنِ، وَبَيْنَ يَدَيْهِ عَنَزَةٌ‏.‏

Adem bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize tahdis etti, dedi ki: Hakem bize tahdis etti, dedi ki: Ebu Cuheyfe’yi şöyle derken işittim: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem öğle sıcağında yanımıza çıktı. Kendisine abdest suyu getirildi ve abdest aldı. İnsanlar onun abdest suyundan artan kısmı almaya ve üzerlerine sürmeye başladılar. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem öğleyi iki rekat, ikindiyi de iki rekat kıldı. Önünde (sütre olarak) bir aneze (kısa mızrak) vardı.”

188. Hadis

وَقَالَ أَبُو مُوسَى دَعَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِقَدَحٍ فِيهِ مَاءٌ، فَغَسَلَ يَدَيْهِ وَوَجْهَهُ فِيهِ، وَمَجَّ فِيهِ ثُمَّ قَالَ لَهُمَا اشْرَبَا مِنْهُ، وَأَفْرِغَا عَلَى وُجُوهِكُمَا وَنُحُورِكُمَا‏.‏

Ve Ebu Musa dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem içinde su bulunan bir kap istedi. Ellerini ve yüzünü o kapta yıkadı ve (ağzındaki suyu) onun içine püskürttü. Sonra o ikisine şöyle buyurdu: “Ondan için; yüzlerinize ve göğüslerinize dökün.”

189. Hadis

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي مَحْمُودُ بْنُ الرَّبِيعِ، قَالَ وَهُوَ الَّذِي مَجَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي وَجْهِهِ وَهْوَ غُلاَمٌ مِنْ بِئْرِهِمْ‏.‏ وَقَالَ عُرْوَةُ عَنِ الْمِسْوَرِ وَغَيْرِهِ يُصَدِّقُ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا صَاحِبَهُ وَإِذَا تَوَضَّأَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم كَادُوا يَقْتَتِلُونَ عَلَى وَضُوئِهِ‏.‏

Ali b. Abdullah bize tahdis etti, dedi ki: Yakup b. İbrahim b. Sa’d bize tahdis etti, dedi ki: Babam bize tahdis etti; Salih’ten; İbn Şihab’dan, dedi ki: Mahmud b. er-Rebi bana haber verdi, dedi ki: “(Mahmud), kendisi bir çocukken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in, kuyularından (su alıp) yüzüne su püskürttüğü kimsedir.” Urve, Misver ve diğerlerinden [naklen] dedi ki —her biri arkadaşını doğrulamaktadır—: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem abdest aldığında, (insanlar) onun abdest suyu (artığı) için neredeyse birbirleriyle kavga ederlerdi.”

190. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ يُونُسَ، قَالَ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، عَنِ الْجَعْدِ، قَالَ سَمِعْتُ السَّائِبَ بْنَ يَزِيدَ، يَقُولُ ذَهَبَتْ بِي خَالَتِي إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ ابْنَ أُخْتِي وَجِعٌ‏.‏ فَمَسَحَ رَأْسِي وَدَعَا لِي بِالْبَرَكَةِ، ثُمَّ تَوَضَّأَ فَشَرِبْتُ مِنْ وَضُوئِهِ، ثُمَّ قُمْتُ خَلْفَ ظَهْرِهِ، فَنَظَرْتُ إِلَى خَاتَمِ النُّبُوَّةِ بَيْنَ كَتِفَيْهِ مِثْلِ زِرِّ الْحَجَلَةِ‏.‏

Abdurrahman b. Yunus bize tahdis etti, dedi ki: Hatim b. İsmail bize tahdis etti; Ca’d’dan, dedi ki: Saib b. Yezid’i şöyle derken işittim: “Teyzem beni Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e götürdü. Dedi ki: ‘Ey Allah’ın Resûlü, kız kardeşimin oğlu rahatsızdır.’ (Nebi) başımı meshetti ve bana bereketle dua etti. Sonra abdest aldı, ben de onun abdest suyundan içtim. Sonra arkasına geçtim ve iki omzunun arasındaki, gerdek çadırının düğmesi gibi olan nübüvvet mührüne baktım.”

191. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ، أَنَّهُ أَفْرَغَ مِنَ الإِنَاءِ عَلَى يَدَيْهِ فَغَسَلَهُمَا، ثُمَّ غَسَلَ أَوْ مَضْمَضَ، وَاسْتَنْشَقَ مِنْ كَفَّةٍ وَاحِدَةٍ، فَفَعَلَ ذَلِكَ ثَلاَثًا، فَغَسَلَ يَدَيْهِ إِلَى الْمِرْفَقَيْنِ مَرَّتَيْنِ مَرَّتَيْنِ، وَمَسَحَ بِرَأْسِهِ مَا أَقْبَلَ وَمَا أَدْبَرَ، وَغَسَلَ رِجْلَيْهِ إِلَى الْكَعْبَيْنِ، ثُمَّ قَالَ هَكَذَا وُضُوءُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Müsedded bize tahdis etti, dedi ki: Halid b. Abdullah bize tahdis etti, dedi ki: Amr b. Yahya bize tahdis etti; babasından; [o] Abdullah b. Zeyd’den [naklen] (şöyle rivayet etti): “O (Abdullah), kaptan ellerine su döktü ve onları yıkadı. Sonra tek bir avuçtan (su alıp hem) ağzını çalkaladı hem de burnuna su çekti; bunu üç kere yaptı. Sonra kollarını dirseklere kadar ikişer kere yıkadı. Başını; (ellerini) öne ve arkaya götürerek meshetti. Ayaklarını topuklara kadar yıkadı. Sonra dedi ki: ‘İşte Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in abdesti böyledir.’”

192. Hadis

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ شَهِدْتُ عَمْرَو بْنَ أَبِي حَسَنٍ سَأَلَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ زَيْدٍ عَنْ وُضُوءِ النَّبِيِّ، صلى الله عليه وسلم فَدَعَا بِتَوْرٍ مِنْ مَاءٍ، فَتَوَضَّأَ لَهُمْ، فَكَفَأَ عَلَى يَدَيْهِ فَغَسَلَهُمَا ثَلاَثًا، ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فِي الإِنَاءِ، فَمَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ، وَاسْتَنْثَرَ ثَلاَثًا بِثَلاَثِ غَرَفَاتٍ مِنْ مَاءٍ، ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فِي الإِنَاءِ، فَغَسَلَ وَجْهَهُ ثَلاَثًا، ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فِي الإِنَاءِ، فَغَسَلَ يَدَيْهِ إِلَى الْمِرْفَقَيْنِ مَرَّتَيْنِ مَرَّتَيْنِ، ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فِي الإِنَاءِ، فَمَسَحَ بِرَأْسِهِ فَأَقْبَلَ بِيَدَيْهِ وَأَدْبَرَ بِهِمَا، ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فِي الإِنَاءِ فَغَسَلَ رِجْلَيْهِ‏.‏ وَحَدَّثَنَا مُوسَى قَالَ حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ قَالَ مَسَحَ رَأْسَهُ مَرَّةً‏.‏

Süleyman b. Harb bize tahdis etti, dedi ki: Vuheyb bize tahdis etti, dedi ki: Amr b. Yahya bize tahdis etti; babasından; dedi ki: Amr b. Ebi Hasan’ın Abdullah b. Zeyd’e Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in abdestini sorduğuna şahit oldum. (Abdullah) içinde su bulunan bir kap (tas) istedi ve onlara abdest (alıp gösterdi). (Kaptan) ellerine döktü ve onları üç kere yıkadı. Sonra elini kaba daldırdı; üç avuç su ile üçer defa mazmaza, istinşak ve istinşar yaptı. Sonra elini kaba daldırdı ve yüzünü üç kere yıkadı. Sonra elini kaba daldırdı, kollarını dirseklere kadar ikişer kere yıkadı. Sonra elini kaba daldırdı ve başını meshetti; iki elini öne ve arkaya götürdü. Sonra elini kaba daldırdı ve ayaklarını yıkadı. Ve Musa bize tahdis etti, dedi ki: Vuheyb bize tahdis etti (ve o): “Başını bir kere meshetti” dedi.

193. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ الرِّجَالُ وَالنِّسَاءُ يَتَوَضَّئُونَ فِي زَمَانِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَمِيعًا‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Malik bize haber verdi; Nafi’den; [o] Abdullah b. Ömer’den [naklen] dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında erkekler ve kadınlar hep birlikte (aynı kaptan) abdest alırlardı.”

194. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرًا، يَقُولُ جَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعُودُنِي، وَأَنَا مَرِيضٌ لاَ أَعْقِلُ، فَتَوَضَّأَ وَصَبَّ عَلَىَّ مِنْ وَضُوئِهِ، فَعَقَلْتُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ لِمَنِ الْمِيرَاثُ إِنَّمَا يَرِثُنِي كَلاَلَةٌ‏.‏ فَنَزَلَتْ آيَةُ الْفَرَائِضِ‏.‏

Ebu’l-Velid bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize tahdis etti; Muhammed b. el-Münkedir’den, dedi ki: Cabir’i şöyle derken işittim: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, ben hastayken beni ziyarete geldi. Ben (baygındım) kendimde değildim. Abdest aldı ve abdest suyundan üzerime döktü. Ayıldım ve: ‘Ey Allah’ın Resûlü, miras kimindir? Bana sadece kelale (olan akrabalarım) varis oluyor’ dedim. Bunun üzerine feraiz (miras) ayeti indi.”

195. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُنِيرٍ، سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ بَكْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ حَضَرَتِ الصَّلاَةُ، فَقَامَ مَنْ كَانَ قَرِيبَ الدَّارِ إِلَى أَهْلِهِ، وَبَقِيَ قَوْمٌ، فَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِخْضَبٍ مِنْ حِجَارَةٍ فِيهِ مَاءٌ، فَصَغُرَ الْمِخْضَبُ أَنْ يَبْسُطَ فِيهِ كَفَّهُ، فَتَوَضَّأَ الْقَوْمُ كُلُّهُمْ‏.‏ قُلْنَا كَمْ كُنْتُمْ قَالَ ثَمَانِينَ وَزِيَادَةً‏.‏

Abdullah b. Münir bize tahdis etti; Abdullah b. Bekir’i işitti, dedi ki: Humeyd bize tahdis etti; Enes’ten [naklen] dedi ki: “Namaz vakti geldi. Evi yakın olanlar ailesinin yanına (abdest almaya) gitti, (geriye) bir grup insan kaldı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e içinde su bulunan taştan bir kap getirildi. Kap, (Nebi’nin) elini içinde rahatça açmasına (yetmeyecek kadar) küçüktü. (Buna rağmen) oradakilerin hepsi abdest aldı.” Biz: “Kaç kişiydiniz?” dedik. (Enes): “Seksen ve üzeri” dedi.

196. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَعَا بِقَدَحٍ فِيهِ مَاءٌ، فَغَسَلَ يَدَيْهِ وَوَجْهَهُ فِيهِ وَمَجَّ فِيهِ‏.‏

Muhammed b. el-Ala bize tahdis etti, dedi ki: Ebu Üsame bize tahdis etti; Büreyd’den; Ebu Bürde’den; [o] Ebu Musa’dan [naklen]: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem içinde su bulunan bir kap istedi. Ellerini ve yüzünü o kapta yıkadı ve (ağzındaki suyu) onun içine püskürttü.”

197. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ يَحْيَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ أَتَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْرَجْنَا لَهُ مَاءً فِي تَوْرٍ مِنْ صُفْرٍ فَتَوَضَّأَ، فَغَسَلَ وَجْهَهُ ثَلاَثًا وَيَدَيْهِ مَرَّتَيْنِ مَرَّتَيْنِ، وَمَسَحَ بِرَأْسِهِ فَأَقْبَلَ بِهِ وَأَدْبَرَ، وَغَسَلَ رِجْلَيْهِ‏.‏

Ahmet b. Yunus bize tahdis etti, dedi ki: Abdulaziz b. Ebi Seleme bize tahdis etti, dedi ki: Amr b. Yahya bize tahdis etti; babasından; [o] Abdullah b. Zeyd’den [naklen] dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (bize) geldi. Biz de ona bakırdan bir kap içinde su çıkardık. O da abdest aldı; yüzünü üç kere ve kollarını ikişer kere yıkadı. Başını meshetti; (eliyle) öne ve arkaya götürdü ve ayaklarını yıkadı.”

198. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، قَالَ أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَمَّا ثَقُلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَاشْتَدَّ بِهِ وَجَعُهُ، اسْتَأْذَنَ أَزْوَاجَهُ فِي أَنْ يُمَرَّضَ فِي بَيْتِي، فَأَذِنَّ لَهُ، فَخَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ رَجُلَيْنِ تَخُطُّ رِجْلاَهُ فِي الأَرْضِ بَيْنَ عَبَّاسٍ وَرَجُلٍ آخَرَ‏.‏ قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ فَأَخْبَرْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ فَقَالَ أَتَدْرِي مَنِ الرَّجُلُ الآخَرُ قُلْتُ لاَ‏.‏ قَالَ هُوَ عَلِيٌّ‏.‏ وَكَانَتْ عَائِشَةُ ـ رضى الله عنها ـ تُحَدِّثُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ بَعْدَ مَا دَخَلَ بَيْتَهُ وَاشْتَدَّ وَجَعُهُ ‏ "‏ هَرِيقُوا عَلَىَّ مِنْ سَبْعِ قِرَبٍ، لَمْ تُحْلَلْ أَوْكِيَتُهُنَّ، لَعَلِّي أَعْهَدُ إِلَى النَّاسِ ‏"‏‏.‏ وَأُجْلِسَ فِي مِخْضَبٍ لِحَفْصَةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، ثُمَّ طَفِقْنَا نَصُبُّ عَلَيْهِ تِلْكَ حَتَّى طَفِقَ يُشِيرُ إِلَيْنَا أَنْ قَدْ فَعَلْتُنَّ، ثُمَّ خَرَجَ إِلَى النَّاسِ‏.‏

Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, dedi ki: Şuayb bize haber verdi; Zühri’den, dedi ki: Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe bize haber verdi; Aişe’nin şöyle dediğini [nakletti]: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ağırlaşıp ağrısı şiddetlenince, benim evimde bakılmak için eşlerinden izin istedi. Onlar da izin verdiler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Abbas ve başka bir adam arasında —ayakları yerde sürünerek— çıktı.” Ubeydullah dedi ki: (Bunu) Abdullah b. Abbas’a anlattım. “Diğer adamın kim olduğunu biliyor musun?” dedi. “Hayır” dedim. “O, Ali’dir” dedi. Aişe radiyallâhu anha şöyle anlatırdı: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem eve girip ağrısı şiddetlenince: “Üzerime, ağız bağları henüz çözülmemiş yedi kırbadan su dökün. Belki (kendime gelip) insanlara vasiyette bulunurum” buyurdu. (Nebi) zevcesi Hafsa’ya ait bir leğene oturtuldu. Sonra biz o (suları) üzerine dökmeye başladık. Nihayet bize, “Yeter, yaptınız” diye işaret etmeye başladı. Sonra (rahatlayıp) insanların yanına çıktı.

199. Hadis

حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ يَحْيَى، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ عَمِّي يُكْثِرُ مِنَ الْوُضُوءِ، قَالَ لِعَبْدِ اللَّهِ بْنِ زَيْدٍ أَخْبِرْنِي كَيْفَ رَأَيْتَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَتَوَضَّأُ فَدَعَا بِتَوْرٍ مِنْ مَاءٍ، فَكَفَأَ عَلَى يَدَيْهِ فَغَسَلَهُمَا ثَلاَثَ مِرَارٍ، ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فِي التَّوْرِ، فَمَضْمَضَ وَاسْتَنْثَرَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ مِنْ غَرْفَةٍ وَاحِدَةٍ، ثُمَّ أَدْخَلَ يَدَهُ فَاغْتَرَفَ بِهَا فَغَسَلَ وَجْهَهُ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ، ثُمَّ غَسَلَ يَدَيْهِ إِلَى الْمِرْفَقَيْنِ مَرَّتَيْنِ مَرَّتَيْنِ، ثُمَّ أَخَذَ بِيَدِهِ مَاءً، فَمَسَحَ رَأْسَهُ، فَأَدْبَرَ بِيَدَيْهِ وَأَقْبَلَ ثُمَّ غَسَلَ رِجْلَيْهِ، فَقَالَ هَكَذَا رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَتَوَضَّأُ‏.‏

Halid b. Mahled bize tahdis etti, dedi ki: Süleyman bize tahdis etti, dedi ki: Amr b. Yahya bana tahdis etti; babasından (şöyle nakletti): Amcam abdestte (suyu) çok kullanırdı. Abdullah b. Zeyd’e: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i nasıl abdest alırken gördüğünü bana haber ver” dedi. (Abdullah) içinde su bulunan bir kap istedi. Ellerine (su) döküp onları üç kere yıkadı. Sonra elini kaba daldırdı; tek avuçtan (aldığı su ile) üç kere mazmaza ve istinşar yaptı. Sonra elini daldırıp su avuçladı ve yüzünü üç kere yıkadı. Sonra kollarını dirseklere kadar ikişer kere yıkadı. Sonra eliyle su aldı ve başını meshetti; ellerini arkaya götürüp öne getirdi. Sonra ayaklarını yıkadı ve: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i işte böyle abdest alırken gördüm” dedi.

200. Hadis

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَعَا بِإِنَاءٍ مِنْ مَاءٍ، فَأُتِيَ بِقَدَحٍ رَحْرَاحٍ فِيهِ شَىْءٌ مِنْ مَاءٍ، فَوَضَعَ أَصَابِعَهُ فِيهِ‏.‏ قَالَ أَنَسٌ فَجَعَلْتُ أَنْظُرُ إِلَى الْمَاءِ يَنْبُعُ مِنْ بَيْنِ أَصَابِعِهِ، قَالَ أَنَسٌ فَحَزَرْتُ مَنْ تَوَضَّأَ مَا بَيْنَ السَّبْعِينَ إِلَى الثَّمَانِينَ‏.‏

Müsedded bize tahdis etti, dedi ki: Hammad bize tahdis etti; Sabit’ten; Enes’ten [naklen]: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem içinde su bulunan bir kap istedi. Ona içinde az bir miktar su bulunan yayvan bir kadeh (kap) getirildi. (Nebi) parmaklarını onun içine koydu.” Enes dedi ki: “Suyun parmaklarının arasından kaynadığını görmeye başladım.” Enes dedi ki: “Abdest alanları tahmin ettim; yetmiş ile seksen arasındaydı.”

201. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا مِسْعَرٌ، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ جَبْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يَقُولُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَغْسِلُ ـ أَوْ كَانَ يَغْتَسِلُ ـ بِالصَّاعِ إِلَى خَمْسَةِ أَمْدَادٍ، وَيَتَوَضَّأُ بِالْمُدِّ‏.‏

Ebu Nuaym bize tahdis etti, dedi ki: Mis’ar bize tahdis etti, dedi ki: İbn Cebr bana tahdis etti, dedi ki: Enes’i şöyle derken işittim: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir sa'dan beş müdde kadar (su) ile yıkanırdı —veya guslederdi—. Bir müd (su) ile de abdest alırdı.”

202. Hadis

حَدَّثَنَا أَصْبَغُ بْنُ الْفَرَجِ الْمِصْرِيُّ، عَنِ ابْنِ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمْرٌو، حَدَّثَنِي أَبُو النَّضْرِ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ مَسَحَ عَلَى الْخُفَّيْنِ‏.‏ وَأَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ سَأَلَ عُمَرَ عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ نَعَمْ إِذَا حَدَّثَكَ شَيْئًا سَعْدٌ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَلاَ تَسْأَلْ عَنْهُ غَيْرَهُ‏.‏ وَقَالَ مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ أَخْبَرَنِي أَبُو النَّضْرِ أَنَّ أَبَا سَلَمَةَ أَخْبَرَهُ أَنَّ سَعْدًا حَدَّثَهُ فَقَالَ عُمَرُ لِعَبْدِ اللَّهِ‏.‏ نَحْوَهُ‏.‏

Esbağ b. el-Ferec el-Mısri bize tahdis etti; İbn Vehb’den, dedi ki: Amr bana tahdis etti; Ebu’n-Nadr bana tahdis etti; Ebu Seleme b. Abdurrahman’dan; Abdullah b. Ömer’den; [o] Sa’d b. Ebi Vakkas’tan [naklen]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den [rivayet ettiğine göre]: “O (Nebi), mestleri üzerine meshetti.” Abdullah b. Ömer bunu (babası) Ömer’e sordu. O da: “Evet. Sa’d sana Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den bir şey tahdis ettiğinde, artık onu başkasına sorma” dedi. Musa b. Ukbe dedi ki: Ebu’n-Nadr bana haber verdi; Ebu Seleme’nin kendisine haber verdiğine göre; Sa’d ona (bu hadisi) anlatmış, bunun üzerine Ömer, Abdullah’a (yukarıdaki sözün) benzerini söylemiştir.

203. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ خَالِدٍ الْحَرَّانِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ أَبِيهِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ خَرَجَ لِحَاجَتِهِ فَاتَّبَعَهُ الْمُغِيرَةُ بِإِدَاوَةٍ فِيهَا مَاءٌ، فَصَبَّ عَلَيْهِ حِينَ فَرَغَ مِنْ حَاجَتِهِ، فَتَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى الْخُفَّيْنِ‏.‏

Amr b. Halid el-Harrani bize tahdis etti, dedi ki: Leys bize tahdis etti; Yahya b. Said’den, Sa’d b. İbrahim’den, Nafi’ b. Cübeyr’den, Urve b. el-Muğire’den, babası Muğire b. Şu’be’den [naklen], Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den [rivayet ettiğine göre]: “O, ihtiyacını gidermek için (dışarı) çıktı. Muğire de içinde su bulunan bir kap ile onu takip etti. İhtiyacını giderince (suyu) ona döktü, o da abdest aldı ve mestleri üzerine meshetti.”

204. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ عَمْرِو بْنِ أُمَيَّةَ الضَّمْرِيِّ، أَنَّ أَبَاهُ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، رَأَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَمْسَحُ عَلَى الْخُفَّيْنِ‏.‏ وَتَابَعَهُ حَرْبُ بْنُ شَدَّادٍ وَأَبَانُ عَنْ يَحْيَى‏.‏

Ebu Nuaym bize tahdis etti, dedi ki: Şeyban bize tahdis etti; Yahya’dan, Ebu Seleme’den, Ca’fer b. Amr b. Ümeyye ed-Damri’den; babasının ona haber verdiğine göre: O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i mestleri üzerine meshederken görmüştür. Harb b. Şeddad ve Eban, Yahya’dan (rivayetle) ona mutabaat etmişlerdir.

205. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ جَعْفَرِ بْنِ عَمْرٍو، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَمْسَحُ عَلَى عِمَامَتِهِ وَخُفَّيْهِ‏.‏ وَتَابَعَهُ مَعْمَرٌ عَنْ يَحْيَى عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ عَمْرٍو قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Abdan bize tahdis etti, dedi ki: Abdullah bize haber verdi, dedi ki: Evzai bize haber verdi; Yahya’dan, Ebu Seleme’den, Ca’fer b. Amr’dan, babasından; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i sarığı ve mestleri üzerine meshederken gördüm.” Ma’mer, Yahya’dan, Ebu Seleme’den, Amr’dan [naklen]: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i gördüm” (diyerek) ona mutabaat etmiştir.

206. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي سَفَرٍ، فَأَهْوَيْتُ لأَنْزِعَ خُفَّيْهِ فَقَالَ ‏ "‏ دَعْهُمَا، فَإِنِّي أَدْخَلْتُهُمَا طَاهِرَتَيْنِ ‏"‏‏.‏ فَمَسَحَ عَلَيْهِمَا‏.‏

Ebu Nuaym bize tahdis etti, dedi ki: Zekeriya bize tahdis etti; Amir’den, Urve b. el-Muğire’den, babasından; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte bir seferdeydim. Mestlerini çıkarmak için eğildim. Buyurdu ki: ‘Onları bırak. Çünkü ben onları(n ikisini de ayaklarım) temiz iken giydim.’ (Bunun üzerine) onların üzerine meshetti.”

207. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ،‏.‏ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَكَلَ كَتِفَ شَاةٍ، ثُمَّ صَلَّى وَلَمْ يَتَوَضَّأْ‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Malik bize haber verdi; Zeyd b. Eslem’den, Ata b. Yesar’dan, Abdullah b. Abbas’tan [naklen]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir koyun omzu yedi, sonra namaz kıldı ve abdest almadı.

208. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي جَعْفَرُ بْنُ عَمْرِو بْنِ أُمَيَّةَ، أَنَّ أَبَاهُ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، رَأَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَحْتَزُّ مِنْ كَتِفِ شَاةٍ، فَدُعِيَ إِلَى الصَّلاَةِ فَأَلْقَى السِّكِّينَ فَصَلَّى وَلَمْ يَتَوَضَّأْ‏.‏

Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti, dedi ki: Leys bize tahdis etti; Ukayl’den, İbn Şihab’dan; (O) dedi ki: Ca’fer b. Amr b. Ümeyye bana haber verdi ki babası ona şunları haber vermiştir: O, Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i bir koyun omzundan parça keserken görmüştür. Namaza çağrılınca bıçağı bırakmış, namaz kılmış ve abdest almamıştır.

209. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ يَسَارٍ، مَوْلَى بَنِي حَارِثَةَ أَنَّ سُوَيْدَ بْنَ النُّعْمَانِ، أَخْبَرَهُ‏.‏ أَنَّهُ، خَرَجَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَامَ خَيْبَرَ، حَتَّى إِذَا كَانُوا بِالصَّهْبَاءِ ـ وَهِيَ أَدْنَى خَيْبَرَ ـ فَصَلَّى الْعَصْرَ، ثُمَّ دَعَا بِالأَزْوَادِ، فَلَمْ يُؤْتَ إِلاَّ بِالسَّوِيقِ، فَأَمَرَ بِهِ فَثُرِّيَ، فَأَكَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَكَلْنَا، ثُمَّ قَامَ إِلَى الْمَغْرِبِ، فَمَضْمَضَ وَمَضْمَضْنَا، ثُمَّ صَلَّى وَلَمْ يَتَوَضَّأْ‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Malik bize haber verdi; Yahya b. Said’den, Beni Harise’nin mevlası Buşeyr b. Yesar’dan; Süveyd b. en-Numan ona haber vermiştir ki: O, Hayber yılında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte çıkmıştır. Nihayet Sahba’ya -ki orası Hayber’in aşağısıdır- vardıklarında (Resûlullah) ikindiyi kıldı. Sonra azıkları istedi. Kendisine sevikten (kavut) başka bir şey getirilmedi. (Onun ıslatılmasını) emretti ve o ıslatıldı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem yedi, biz de yedik. Sonra akşam namazına kalktı. Ağzını çalkaladı, biz de ağzımızı çalkaladık. Sonra namaz kıldı ve abdest almadı.

210. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَصْبَغُ، قَالَ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، عَنْ بُكَيْرٍ، عَنْ كُرَيْبٍ، عَنْ مَيْمُونَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَكَلَ عِنْدَهَا كَتِفًا، ثُمَّ صَلَّى وَلَمْ يَتَوَضَّأْ‏.‏

Bize Asbağ tahdis etti, dedi ki: İbn Vehb bize haber verdi, dedi ki: Amr bana haber verdi; Bükeyr’den, Küreyb’den, Meymune’den [naklen]: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onun yanında bir (koyun) omzu yedi, sonra namaz kıldı ve abdest almadı.

211. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، وَقُتَيْبَةُ، قَالاَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَرِبَ لَبَنًا، فَمَضْمَضَ وَقَالَ ‏ "‏ إِنَّ لَهُ دَسَمًا ‏"‏‏.‏ تَابَعَهُ يُونُسُ وَصَالِحُ بْنُ كَيْسَانَ عَنِ الزُّهْرِيِّ‏.‏

Yahya b. Bükeyr ve Kuteybe bize tahdis ettiler; ikisi dediler ki: Leys bize tahdis etti; Ukayl’den, İbn Şihab’dan, Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe’den, İbn Abbas’tan [naklen]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem süt içti. (Ağzını) çalkaladı ve: “Şüphesiz onun yağı vardır” buyurdu. Yunus ve Salih b. Keysan, Zühri’den (rivayetle) ona mutabaat etmişlerdir.

212. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا نَعَسَ أَحَدُكُمْ وَهُوَ يُصَلِّي فَلْيَرْقُدْ حَتَّى يَذْهَبَ عَنْهُ النَّوْمُ، فَإِنَّ أَحَدَكُمْ إِذَا صَلَّى وَهُوَ نَاعِسٌ لاَ يَدْرِي لَعَلَّهُ يَسْتَغْفِرُ فَيَسُبَّ نَفْسَهُ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Malik bize haber verdi; Hişam’dan, babasından, Aişe’den [naklen]; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Sizden biri namaz kılarken uykusu gelirse, uyku kendisinden gidinceye kadar yatsın. Çünkü sizden biri uyuklarken namaz kıldığında bilemez; belki istiğfar edeyim derken nefsine söver.”

213. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِذَا نَعَسَ أَحَدُكُمْ فِي الصَّلاَةِ فَلْيَنَمْ حَتَّى يَعْلَمَ مَا يَقْرَأُ ‏"‏‏.‏

Ebu Ma’mer bize tahdis etti, dedi ki: Abdulvaris bize tahdis etti; Eyyub bize tahdis etti; Ebu Kilabe’den, Enes’ten [naklen]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğu [rivayet edildi]: “Sizden biri namazda uykusu gelirse, ne okuduğunu bilinceye kadar uyusun.”

214. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ عَامِرٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ عَامِرٍ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَتَوَضَّأُ عِنْدَ كُلِّ صَلاَةٍ‏.‏ قُلْتُ كَيْفَ كُنْتُمْ تَصْنَعُونَ قَالَ يُجْزِئُ أَحَدَنَا الْوُضُوءُ مَا لَمْ يُحْدِثْ‏.‏

Muhammed b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Süfyan bize tahdis etti; Amr b. Amir’den, dedi ki: Enes’i işittim. (H) Ve Müsedded bize tahdis etti, dedi ki: Yahya bize tahdis etti; Süfyan’dan, dedi ki: Amr b. Amir bana tahdis etti; Enes’ten; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem her namazda abdest alırdı.” Dedim ki: “Siz nasıl yapardınız?” Dedi ki: “Abdesti bozulmadığı sürece bizden birine (bir) abdest yeterdi.”

215. Hadis

حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي بُشَيْرُ بْنُ يَسَارٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سُوَيْدُ بْنُ النُّعْمَانِ، قَالَ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَامَ خَيْبَرَ، حَتَّى إِذَا كُنَّا بِالصَّهْبَاءِ، صَلَّى لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْعَصْرَ، فَلَمَّا صَلَّى دَعَا بِالأَطْعِمَةِ، فَلَمْ يُؤْتَ إِلاَّ بِالسَّوِيقِ، فَأَكَلْنَا وَشَرِبْنَا، ثُمَّ قَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْمَغْرِبِ فَمَضْمَضَ، ثُمَّ صَلَّى لَنَا الْمَغْرِبَ وَلَمْ يَتَوَضَّأْ‏.‏

Halid b. Mahled bize tahdis etti, dedi ki: Süleyman bize tahdis etti, dedi ki: Yahya b. Said bana tahdis etti, dedi ki: Buşeyr b. Yesar bana haber verdi, dedi ki: Süveyd b. en-Numan bana haber verdi, dedi ki: “Hayber yılında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte çıktık. Nihayet Sahba’da iken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize ikindiyi kıldırdı. Namazı kılınca yiyecekleri istedi. Kendisine sevikten (kavut) başka bir şey getirilmedi. (Onu) yedik ve içtik. Sonra Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem akşam namazına kalktı, ağzını çalkaladı. Sonra bize akşamı kıldırdı ve abdest almadı.”

216. Hadis

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ مَرَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِحَائِطٍ مِنْ حِيطَانِ الْمَدِينَةِ أَوْ مَكَّةَ، فَسَمِعَ صَوْتَ إِنْسَانَيْنِ يُعَذَّبَانِ فِي قُبُورِهِمَا، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يُعَذَّبَانِ، وَمَا يُعَذَّبَانِ فِي كَبِيرٍ ‏"‏، ثُمَّ قَالَ ‏"‏ بَلَى، كَانَ أَحَدُهُمَا لاَ يَسْتَتِرُ مِنْ بَوْلِهِ، وَكَانَ الآخَرُ يَمْشِي بِالنَّمِيمَةِ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ دَعَا بِجَرِيدَةٍ فَكَسَرَهَا كِسْرَتَيْنِ، فَوَضَعَ عَلَى كُلِّ قَبْرٍ مِنْهُمَا كِسْرَةً‏.‏ فَقِيلَ لَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ لِمَ فَعَلْتَ هَذَا قَالَ ‏"‏ لَعَلَّهُ أَنْ يُخَفَّفَ عَنْهُمَا مَا لَمْ تَيْبَسَا أَوْ إِلَى أَنْ يَيْبَسَا ‏"‏‏.‏

Osman bize tahdis etti, dedi ki: Cerir bize tahdis etti; Mansur’dan, Mücahid’den, İbn Abbas’tan [naklen]; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Medine veya Mekke bahçelerinden bir bahçeye uğradı. Kabirlerinde azap gören iki insanın sesini işitti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Azap görüyorlar. (Halbuki) büyük bir şeyden dolayı azap görmüyorlar.” Sonra buyurdu ki: “Bilakis! Onlardan biri idrarından sakınmazdı (korunmazdı). Diğeri ise koğuculuk (nemime) yapardı.” Sonra bir hurma dalı istedi, onu iki parçaya böldü ve her bir kabrin üzerine bir parça koydu. Kendisine: “Ey Allah’ın Resûlü, bunu niçin yaptın?” denildi. Buyurdu ki: “Bunlar kurumadığı sürece belki onlardan (azap) hafifletilir.”

217. Hadis

حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ حَدَّثَنِي رَوْحُ بْنُ الْقَاسِمِ، قَالَ حَدَّثَنِي عَطَاءُ بْنُ أَبِي مَيْمُونَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِذَا تَبَرَّزَ لِحَاجَتِهِ أَتَيْتُهُ بِمَاءٍ فَيَغْسِلُ بِهِ‏.‏

Yakup b. İbrahim bize tahdis etti, dedi ki: İsmail b. İbrahim bize tahdis etti, dedi ki: Ravh b. el-Kasım bana tahdis etti, dedi ki: Ata b. Ebi Meymune bana tahdis etti; Enes b. Malik’ten [naklen]; dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ihtiyacını gidermek için (dışarı) çıktığında, ona su getirirdim; o da onunla yıkardı (temizlenirdi).”

218. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَازِمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ مَرَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِقَبْرَيْنِ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّهُمَا لَيُعَذَّبَانِ، وَمَا يُعَذَّبَانِ فِي كَبِيرٍ أَمَّا أَحَدُهُمَا فَكَانَ لاَ يَسْتَتِرُ مِنَ الْبَوْلِ، وَأَمَّا الآخَرُ فَكَانَ يَمْشِي بِالنَّمِيمَةِ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ أَخَذَ جَرِيدَةً رَطْبَةً، فَشَقَّهَا نِصْفَيْنِ، فَغَرَزَ فِي كُلِّ قَبْرٍ وَاحِدَةً‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ، لِمَ فَعَلْتَ هَذَا قَالَ ‏"‏ لَعَلَّهُ يُخَفَّفُ عَنْهُمَا مَا لَمْ يَيْبَسَا ‏"‏‏.‏ قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى وَحَدَّثَنَا وَكِيعٌ قَالَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ قَالَ سَمِعْتُ مُجَاهِدًا مِثْلَهُ ‏"‏ يَسْتَتِرُ مِنْ بَوْلِهِ ‏"‏‏.‏

Muhammed b. el-Müsenna bize tahdis etti, dedi ki: Muhammed b. Hazim bize tahdis etti, dedi ki: A’meş bize tahdis etti; Mücahid’den, Tavus’tan, İbn Abbas’tan [naklen]; dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem iki kabre uğradı ve şöyle buyurdu: “Şüphesiz onlar (ikisi) azap görüyorlar. (Halbuki) büyük bir şeyden dolayı azap görmüyorlar. Onlardan birine gelince; o, idrardan sakınmazdı (korunmazdı). Diğerine gelince; o, koğuculuk yapardı.” Sonra yaş bir hurma dalı aldı, onu ikiye böldü ve her bir kabre bir tane dikti. Dediler ki: “Ey Allah’ın Resûlü, bunu niçin yaptın?” Buyurdu ki: “Kurumadıkları sürece, belki onlardan (azap) hafifletilir.” İbnü’l-Müsenna dedi ki: Ve Veki’ bize tahdis etti, dedi ki: A’meş bize tahdis etti, dedi ki: Mücahid’i bunun benzerini (“İdrarından sakınmazdı” lafzıyla) söylerken işittim.

219. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، أَخْبَرَنَا إِسْحَاقُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم رَأَى أَعْرَابِيًّا يَبُولُ فِي الْمَسْجِدِ فَقَالَ ‏ "‏ دَعُوهُ ‏"‏‏.‏ حَتَّى إِذَا فَرَغَ دَعَا بِمَاءٍ فَصَبَّهُ عَلَيْهِ‏.‏

Musa b. İsmail bize tahdis etti, dedi ki: Hemmam bize tahdis etti, İshak bize haber verdi; Enes b. Malik’ten [naklen]; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem mescidde idrarını yapan bir bedevi gördü ve: “Onu bırakın” buyurdu. Nihayet (adam işini) bitirince, (Nebi) su istedi ve onun üzerine döktü.

220. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، قَالَ أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَامَ أَعْرَابِيٌّ فَبَالَ فِي الْمَسْجِدِ فَتَنَاوَلَهُ النَّاسُ، فَقَالَ لَهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ دَعُوهُ وَهَرِيقُوا عَلَى بَوْلِهِ سَجْلاً مِنْ مَاءٍ، أَوْ ذَنُوبًا مِنْ مَاءٍ، فَإِنَّمَا بُعِثْتُمْ مُيَسِّرِينَ، وَلَمْ تُبْعَثُوا مُعَسِّرِينَ ‏"‏‏.‏

Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, dedi ki: Şuayb bize haber verdi; Zühri’den, dedi ki: Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mesud bana haber verdi; Ebu Hureyre’den [naklen] (şöyle dediği rivayet edildi): Bir bedevi kalktı ve mescidde idrarını yaptı. İnsanlar (müdahale etmek üzere) ona giriştiler. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onlara buyurdu ki: “Onu bırakın. İdrarının üzerine dolu bir kova su veya büyük bir kova su dökün. Şüphesiz siz kolaylaştırıcılar olarak gönderildiniz, zorlaştırıcılar olarak gönderilmediniz.”

221. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Abdan bize tahdis etti, dedi ki: Abdullah bize haber verdi, dedi ki: Yahya b. Said bize haber verdi, dedi ki: Enes b. Malik’i, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklederken) işittim.

222. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، أَنَّهَا قَالَتْ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِصَبِيٍّ، فَبَالَ عَلَى ثَوْبِهِ، فَدَعَا بِمَاءٍ فَأَتْبَعَهُ إِيَّاهُ‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Malik bize haber verdi; Hişam b. Urve’den, babasından, Müminlerin Annesi Aişe’den [naklen] (rivayet edildiğine göre), dedi ki: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir erkek çocuk getirildi. (Çocuk) onun elbisesine idrarını yaptı. (Resûlullah) su istedi ve onu (idrarın) üzerine döktü.”

223. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ، عَنْ أُمِّ قَيْسٍ بِنْتِ مِحْصَنٍ، أَنَّهَا أَتَتْ بِابْنٍ لَهَا صَغِيرٍ، لَمْ يَأْكُلِ الطَّعَامَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَأَجْلَسَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي حِجْرِهِ، فَبَالَ عَلَى ثَوْبِهِ، فَدَعَا بِمَاءٍ فَنَضَحَهُ وَلَمْ يَغْسِلْهُ‏.‏

Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, dedi ki: Malik bize haber verdi; İbn Şihab’dan, Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe’den, Ümmü Kays bint Mihsan’dan [naklen]; O, henüz yemek yemeyen küçük bir oğlunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e getirdi. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu kucağına oturttu. (Çocuk) onun elbisesine idrarını yaptı. (Resûlullah) su istedi ve onu (üzerine) serpti; onu yıkamadı.

224. Hadis

حَدَّثَنَا آدَمُ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ أَتَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سُبَاطَةَ قَوْمٍ فَبَالَ قَائِمًا، ثُمَّ دَعَا بِمَاءٍ، فَجِئْتُهُ بِمَاءٍ فَتَوَضَّأَ‏.‏

Adem bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize tahdis etti; A’meş’ten, Ebu Vail’den, Huzeyfe’den [naklen] (rivayet edildiğine göre), dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir kavmin çöplüğüne (süprüntülüğüne) geldi ve ayakta idrarını yaptı. Sonra su istedi. Ben ona su getirdim, o da abdest aldı.”

225. Hadis

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ رَأَيْتُنِي أَنَا وَالنَّبِيُّ، صلى الله عليه وسلم نَتَمَاشَى، فَأَتَى سُبَاطَةَ قَوْمٍ خَلْفَ حَائِطٍ، فَقَامَ كَمَا يَقُومُ أَحَدُكُمْ فَبَالَ، فَانْتَبَذْتُ مِنْهُ، فَأَشَارَ إِلَىَّ فَجِئْتُهُ، فَقُمْتُ عِنْدَ عَقِبِهِ حَتَّى فَرَغَ‏.‏

Osman b. Ebi Şeybe bize tahdis etti, dedi ki: Cerir bize tahdis etti; Mansur’dan, Ebu Vail’den, Huzeyfe’den [naklen] (rivayet edildiğine göre), dedi ki: “Ben kendimi ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i birlikte yürürken gördüm. (Nebi) bir duvarın arkasındaki bir kavmin çöplüğüne geldi. Sizden birinin durduğu gibi (ayakta) durdu ve idrarını yaptı. Ben ondan uzaklaştım. Bana işaret etti, ben de ona geldim. (İşini) bitirinceye kadar topuklarının yanında durdum.”

226. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَرْعَرَةَ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ كَانَ أَبُو مُوسَى الأَشْعَرِيُّ يُشَدِّدُ فِي الْبَوْلِ وَيَقُولُ إِنَّ بَنِي إِسْرَائِيلَ كَانَ إِذَا أَصَابَ ثَوْبَ أَحَدِهِمْ قَرَضَهُ‏.‏ فَقَالَ حُذَيْفَةُ لَيْتَهُ أَمْسَكَ، أَتَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُبَاطَةَ قَوْمٍ فَبَالَ قَائِمًا‏.‏

Muhammed b. Ar’ara bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize tahdis etti; Mansur’dan, Ebu Vail’den [naklen], dedi ki: Ebu Musa el-Eş’ari idrar konusunda (temizlikte) çok titiz davranır ve derdi ki: “İsrailoğulları, onlardan birinin elbisesine (idrar) isabet ettiğinde onu keserdi.” Huzeyfe dedi ki: “Keşke o (bu titizliği) bıraksa. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir kavmin çöplüğüne geldi ve ayakta idrarını yaptı.”

227. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ هِشَامٍ، قَالَ حَدَّثَتْنِي فَاطِمَةُ، عَنْ أَسْمَاءَ، قَالَتْ جَاءَتِ امْرَأَةٌ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ أَرَأَيْتَ إِحْدَانَا تَحِيضُ فِي الثَّوْبِ كَيْفَ تَصْنَعُ قَالَ ‏ "‏ تَحُتُّهُ، ثُمَّ تَقْرُصُهُ بِالْمَاءِ، وَتَنْضَحُهُ وَتُصَلِّي فِيهِ ‏"‏‏.‏

Muhammed b. el-Müsenna bize tahdis etti, dedi ki: Yahya bize tahdis etti; Hişam’dan, dedi ki: Fatıma bana tahdis etti; Esma’dan [naklen], dedi ki: Bir kadın Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve dedi ki: “Bizden birinin elbisesine hayız kanı bulaşırsa (hakkında) ne buyurursun, nasıl yapsın?” Buyurdu ki: “(Kanı) kazır, sonra su ile çitiler (ovalar), (sonra) üzerine su serper (yıkar) ve içinde namaz kılar.”

228. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ جَاءَتْ فَاطِمَةُ ابْنَةُ أَبِي حُبَيْشٍ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي امْرَأَةٌ أُسْتَحَاضُ فَلاَ أَطْهُرُ، أَفَأَدَعُ الصَّلاَةَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ، إِنَّمَا ذَلِكِ عِرْقٌ، وَلَيْسَ بِحَيْضٍ، فَإِذَا أَقْبَلَتْ حَيْضَتُكِ فَدَعِي الصَّلاَةَ، وَإِذَا أَدْبَرَتْ فَاغْسِلِي عَنْكِ الدَّمَ ثُمَّ صَلِّي ‏"‏‏.‏ قَالَ وَقَالَ أَبِي ‏"‏ ثُمَّ تَوَضَّئِي لِكُلِّ صَلاَةٍ، حَتَّى يَجِيءَ ذَلِكَ الْوَقْتُ ‏"‏‏.‏

Muhammed bize tahdis etti, dedi ki: Ebu Muaviye bize tahdis etti; Hişam b. Urve bize tahdis etti; babasından, Aişe’den [naklen], dedi ki: Fatıma bint Ebi Hubeyş Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve dedi ki: “Ey Allah’ın Resûlü, ben istihaze kanı gören bir kadınım ve temizlenemiyorum. Namazı bırakayım mı?” Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Hayır. O ancak bir damardır, hayız değildir. Hayzın (vakti) geldiğinde namazı bırak. Gittiğinde (bittiğinde) ise kanı kendinden yıka, sonra namaz kıl.” (Hişam) dedi ki: Ve babam (şöyle) dedi: “Sonra o vakit (tekrar) gelinceye kadar her namaz için abdest al.”

229. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ مَيْمُونٍ الْجَزَرِيُّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أَغْسِلُ الْجَنَابَةَ مِنْ ثَوْبِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَيَخْرُجُ إِلَى الصَّلاَةِ، وَإِنَّ بُقَعَ الْمَاءِ فِي ثَوْبِهِ‏.‏

Abdan bize tahdis etti, dedi ki: Abdullah bize haber verdi, dedi ki: Amr b. Meymun el-Cezeri bize haber verdi; Süleyman b. Yesar’dan, Aişe’den [naklen], dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in elbisesinden cünüplüğü (meniyi) yıkardım. O da namaza çıkardı; (oysa) elbisesinde su lekeleri dururdu.”

230. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا يَزِيدُ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرٌو، عَنْ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، ح وَحَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مَيْمُونٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ عَنِ الْمَنِيِّ، يُصِيبُ الثَّوْبَ فَقَالَتْ كُنْتُ أَغْسِلُهُ مِنْ ثَوْبِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، فَيَخْرُجُ إِلَى الصَّلاَةِ وَأَثَرُ الْغَسْلِ فِي ثَوْبِهِ بُقَعُ الْمَاءِ‏.‏

Kuteybe bize tahdis etti, dedi ki: Yezid bize tahdis etti, dedi ki: Amr bize tahdis etti; Süleyman’dan (naklen), dedi ki: Aişe’yi işittim. (H) Ve Müsedded bize tahdis etti, dedi ki: Abdulvahid bize tahdis etti, dedi ki: Amr b. Meymun bize tahdis etti; Süleyman b. Yesar’dan, dedi ki: Aişe’ye, elbiseye bulaşan meniden sordum. Dedi ki: “Ben onu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in elbisesinden yıkardım. O da namaza çıkardı; (oysa) yıkama izi (yani) su lekeleri elbisesinde (görülürdü).”

231. Hadis

حَدَّثَنَا مُوسَى، قَالَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مَيْمُونٍ، قَالَ سَأَلْتُ سُلَيْمَانَ بْنَ يَسَارٍ فِي الثَّوْبِ تُصِيبُهُ الْجَنَابَةُ قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ كُنْتُ أَغْسِلُهُ مِنْ ثَوْبِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم، ثُمَّ يَخْرُجُ إِلَى الصَّلاَةِ وَأَثَرُ الْغَسْلِ فِيهِ بُقَعُ الْمَاءِ‏.‏

Musa bize tahdis etti, dedi ki: Abdulvahid bize tahdis etti, dedi ki: Amr b. Meymun bize tahdis etti, dedi ki: Süleyman b. Yesar’a, kendisine cünüplük (meni) isabet eden elbiseyi sordum. Dedi ki: Aişe (şöyle) dedi: “Ben onu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in elbisesinden yıkardım. Sonra o namaza çıkardı ve onda (elbisesinde), yıkama izi (olarak) su lekeleri bulunurdu.”

232. Hadis

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ خَالِدٍ، قَالَ حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، قَالَ حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ مَيْمُونِ بْنِ مِهْرَانَ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا كَانَتْ تَغْسِلُ الْمَنِيَّ مِنْ ثَوْبِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، ثُمَّ أَرَاهُ فِيهِ بُقْعَةً أَوْ بُقَعًا‏.‏

Amr b. Halid bize tahdis etti, dedi ki: Züheyr bize tahdis etti, dedi ki: Amr b. Meymun b. Mihran bize tahdis etti; Süleyman b. Yesar’dan, Aişe’den [naklen]; O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in elbisesinden meniyi yıkardı. Sonra ben onda (o elbisede) bir leke veya lekeler görürdüm.

233. Hadis

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ قَدِمَ أُنَاسٌ مِنْ عُكْلٍ أَوْ عُرَيْنَةَ، فَاجْتَوَوُا الْمَدِينَةَ، فَأَمَرَهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِلِقَاحٍ، وَأَنْ يَشْرَبُوا مِنْ أَبْوَالِهَا وَأَلْبَانِهَا، فَانْطَلَقُوا، فَلَمَّا صَحُّوا قَتَلُوا رَاعِيَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَاسْتَاقُوا النَّعَمَ، فَجَاءَ الْخَبَرُ فِي أَوَّلِ النَّهَارِ، فَبَعَثَ فِي آثَارِهِمْ، فَلَمَّا ارْتَفَعَ النَّهَارُ جِيءَ بِهِمْ، فَأَمَرَ فَقَطَعَ أَيْدِيَهُمْ وَأَرْجُلَهُمْ، وَسُمِرَتْ أَعْيُنُهُمْ، وَأُلْقُوا فِي الْحَرَّةِ يَسْتَسْقُونَ فَلاَ يُسْقَوْنَ‏.‏ قَالَ أَبُو قِلاَبَةَ فَهَؤُلاَءِ سَرَقُوا وَقَتَلُوا وَكَفَرُوا بَعْدَ إِيمَانِهِمْ، وَحَارَبُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ‏.‏

Süleyman b. Harb bize tahdis etti, dedi ki: Hammad b. Zeyd bize tahdis etti; Eyyub’dan, Ebu Kilabe’den, Enes’ten [naklen], dedi ki: Ukl veya Ureyne (kabilesin)den insanlar (Medine’ye) geldi. Medine’nin havası onlara ağır geldi (yaramadı). Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onlara sağılan develerin yanına gitmelerini, onların idrarlarından ve sütlerinden içmelerini emretti. (Gittiler), iyileştiklerinde Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in çobanını öldürdüler ve develeri sürüp götürdüler. Haber günün evvelinde geldi. (Nebi) onların peşinden (adamlar) gönderdi. Gün yükseldiğinde getirildiler. (Nebi) emretti; elleri ve ayakları kesildi, gözleri (mille) dağlandı ve Harre’ye (sıcağa) atıldılar. Su istiyorlar ama onlara su verilmiyordu. Ebu Kilabe dedi ki: “Bunlar çaldılar, öldürdüler, imanlarından sonra inkar ettiler ve Allah ve Resûlüne karşı harp açtılar.”

234. Hadis

حَدَّثَنَا آدَمُ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنَا أَبُو التَّيَّاحِ، يَزِيدُ بْنُ حُمَيْدٍ عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي قَبْلَ أَنْ يُبْنَى الْمَسْجِدُ فِي مَرَابِضِ الْغَنَمِ‏.‏

Adem bize tahdis etti, dedi ki: Şu’be bize tahdis etti, dedi ki: Ebu’t-Teyyah Yezid b. Humeyd bize haber verdi; Enes’ten [naklen], dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem mescid yapılmadan önce koyun ağıllarında namaz kılardı.”

Okumaya devam etmek için uygulamada aşağı kaydırın.