195. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُنِيرٍ، سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ بَكْرٍ، قَالَ حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ حَضَرَتِ الصَّلاَةُ، فَقَامَ مَنْ كَانَ قَرِيبَ الدَّارِ إِلَى أَهْلِهِ، وَبَقِيَ قَوْمٌ، فَأُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِخْضَبٍ مِنْ حِجَارَةٍ فِيهِ مَاءٌ، فَصَغُرَ الْمِخْضَبُ أَنْ يَبْسُطَ فِيهِ كَفَّهُ، فَتَوَضَّأَ الْقَوْمُ كُلُّهُمْ. قُلْنَا كَمْ كُنْتُمْ قَالَ ثَمَانِينَ وَزِيَادَةً.
Abdullah b. Münir bize tahdis etti; Abdullah b. Bekir’i işitti, dedi ki: Humeyd bize tahdis etti; Enes’ten [naklen] dedi ki: “Namaz vakti geldi. Evi yakın olanlar ailesinin yanına (abdest almaya) gitti, (geriye) bir grup insan kaldı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e içinde su bulunan taştan bir kap getirildi. Kap, (Nebi’nin) elini içinde rahatça açmasına (yetmeyecek kadar) küçüktü. (Buna rağmen) oradakilerin hepsi abdest aldı.” Biz: “Kaç kişiydiniz?” dedik. (Enes): “Seksen ve üzeri” dedi.