Peygamber Hadisleri Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

3358. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مَحْبُوبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمْ يَكْذِبْ إِبْرَاهِيمُ ـ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ـ إِلاَّ ثَلاَثَ كَذَبَاتٍ ثِنْتَيْنِ مِنْهُنَّ فِي ذَاتِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ، قَوْلُهُ ‏{‏إِنِّي سَقِيمٌ ‏}‏ وَقَوْلُهُ ‏{‏بَلْ فَعَلَهُ كَبِيرُهُمْ هَذَا‏}‏، وَقَالَ بَيْنَا هُوَ ذَاتَ يَوْمٍ وَسَارَةُ إِذْ أَتَى عَلَى جَبَّارٍ مِنَ الْجَبَابِرَةِ فَقِيلَ لَهُ إِنَّ هَا هُنَا رَجُلاً مَعَهُ امْرَأَةٌ مِنْ أَحْسَنِ النَّاسِ، فَأَرْسَلَ إِلَيْهِ، فَسَأَلَهُ عَنْهَا‏.‏ فَقَالَ مَنْ هَذِهِ قَالَ أُخْتِي، فَأَتَى سَارَةَ قَالَ يَا سَارَةُ، لَيْسَ عَلَى وَجْهِ الأَرْضِ مُؤْمِنٌ غَيْرِي وَغَيْرُكِ، وَإِنَّ هَذَا سَأَلَنِي، فَأَخْبَرْتُهُ أَنَّكِ أُخْتِي فَلاَ تُكَذِّبِينِي‏.‏ فَأَرْسَلَ إِلَيْهَا، فَلَمَّا دَخَلَتْ عَلَيْهِ ذَهَبَ يَتَنَاوَلُهَا بِيَدِهِ، فَأُخِذَ فَقَالَ ادْعِي اللَّهَ لِي وَلاَ أَضُرُّكِ‏.‏ فَدَعَتِ اللَّهَ فَأُطْلِقَ، ثُمَّ تَنَاوَلَهَا الثَّانِيَةَ، فَأُخِذَ مِثْلَهَا أَوْ أَشَدَّ فَقَالَ ادْعِي اللَّهَ لِي وَلاَ أَضُرُّكِ‏.‏ فَدَعَتْ فَأُطْلِقَ‏.‏ فَدَعَا بَعْضَ حَجَبَتِهِ فَقَالَ إِنَّكُمْ لَمْ تَأْتُونِي بِإِنْسَانٍ، إِنَّمَا أَتَيْتُمُونِي بِشَيْطَانٍ‏.‏ فَأَخْدَمَهَا هَاجَرَ فَأَتَتْهُ، وَهُوَ قَائِمٌ يُصَلِّي، فَأَوْمَأَ بِيَدِهِ مَهْيَا قَالَتْ رَدَّ اللَّهُ كَيْدَ الْكَافِرِ ـ أَوِ الْفَاجِرِ ـ فِي نَحْرِهِ، وَأَخْدَمَ هَاجَرَ‏.‏ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ تِلْكَ أُمُّكُمْ يَا بَنِي مَاءِ السَّمَاءِ‏.‏

Muhammed b. Mahbûb bize söyledi, [dedi ki]: Hammâd b. Zeyd bize söyledi; [o] Eyyûb'dan; [o] Muhammed'den; [o] Ebû Hureyre radıyallahu anh'den [naklederek] dedi ki: İbrahim aleyhisselâm üç yalandan başka yalan söylememiştir. Bunlardan ikisi Allah azze ve celle'nin zatı (rızası/dini) içindir: {Ben hastayım} [Sâffât 89] sözü ile {Belki onu şu büyükleri yapmıştır} [Enbiyâ 63] sözüdür. (Ravi) dedi ki: Bir gün o ve Sâre (yolculuk yaparken), zorbalardan bir zorbanın (bulunduğu bölgeye) uğradılar. (Zorbaya): “Burada bir adam var, yanında insanların en güzeli olan bir kadın var” denildi. (Zorba) ona (İbrahim'e haber) gönderip (kadını) sordu. (İbrahim): “O benim kız kardeşimdir” dedi. Sonra Sâre'ye gidip şöyle dedi: “Ey Sâre! Yeryüzünde benden ve senden başka (hakiki) mümin yoktur. Bu adam bana seni sordu, ben de ona senin kız kardeşim olduğunu söyledim; sakın beni yalanlama!” (Zorba) ona (Sâre'ye haber) gönderdi. (Sâre) onun yanına girince, (zorba) eliyle ona uzanmaya yeltendi ama (eli) tutuldu (hareketsiz kaldı). (Zorba Sâre'ye): “Benim için Allah'a dua et, sana zarar vermeyeceğim” dedi. (Sâre) dua etti; (eli) serbest bırakıldı. Sonra ikinci kez ona uzanmaya yeltendi; yine eskisi gibi veya daha şiddetli bir şekilde (eli) tutuldu. (Zorba yine): “Benim için Allah'a dua et, sana zarar vermeyeceğim” dedi. (Sâre) dua etti; (eli) serbest bırakıldı. Bunun üzerine kapıcılarından (muhafızlarından) birini çağırdı ve: “Siz bana insan getirmediniz, bana ancak bir şeytan getirdiniz!” dedi. Sonra Hâcer'i ona (Sâre'ye) hizmetçi olarak verdi. (Sâre) ona (İbrahim'e) geldiğinde o namaz kılıyordu. Eliyle “Ne oldu (ne haber)?” diye işaret etti. (Sâre): “Allah kâfirin -veya fâcirin- tuzağını kendi aleyhine çevirdi (geri teptirdi) ve Hâcer'i de hizmetçi verdi” dedi. Ebû Hureyre dedi ki: “Ey gök suyunun oğulları (Araplar)! İşte o (Hâcer) sizin annenizdir.”