3489. Hadis
حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ يَزِيدَ الْكَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، عَنْ أَبِي حَصِينٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسِ، رضى الله عنهما. {وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ} قَالَ الشُّعُوبُ الْقَبَائِلُ الْعِظَامُ، وَالْقَبَائِلُ الْبُطُونُ.
Hâlid b. Yezîd el-Kâhilî bize söyledi, [dedi ki]: Ebû Bekir bize söyledi; [o] Ebû Husayn'dan, [o] Saîd b. Cübeyr'den, [o] İbn Abbâs radıyallahu anhümâ'dan [nakletti] ki, (İbn Abbas): { وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ } "Sizi milletlere (büyük topluluklara) ve kabilelere (boylara) ayırdık" (Hucurât, 13) ayeti hakkında şöyle dedi: "Şu'ûb, büyük kabilelerdir (milletlerdir); Kabâil ise kabile içindeki boylar (alt kollar)dır."