3617. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ رَجُلٌ نَصْرَانِيًّا فَأَسْلَمَ وَقَرَأَ الْبَقَرَةَ وَآلَ عِمْرَانَ، فَكَانَ يَكْتُبُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَعَادَ نَصْرَانِيًّا فَكَانَ يَقُولُ مَا يَدْرِي مُحَمَّدٌ إِلاَّ مَا كَتَبْتُ لَهُ، فَأَمَاتَهُ اللَّهُ فَدَفَنُوهُ، فَأَصْبَحَ وَقَدْ لَفَظَتْهُ الأَرْضُ فَقَالُوا هَذَا فِعْلُ مُحَمَّدٍ وَأَصْحَابِهِ، لَمَّا هَرَبَ مِنْهُمْ نَبَشُوا عَنْ صَاحِبِنَا. فَأَلْقُوهُ فَحَفَرُوا لَهُ فَأَعْمَقُوا، فَأَصْبَحَ وَقَدْ لَفَظَتْهُ الأَرْضُ، فَقَالُوا هَذَا فِعْلُ مُحَمَّدٍ وَأَصْحَابِهِ نَبَشُوا عَنْ صَاحِبِنَا لَمَّا هَرَبَ مِنْهُمْ. فَأَلْقَوْهُ فَحَفَرُوا لَهُ، وَأَعْمَقُوا لَهُ فِي الأَرْضِ مَا اسْتَطَاعُوا، فَأَصْبَحَ قَدْ لَفَظَتْهُ الأَرْضُ، فَعَلِمُوا أَنَّهُ لَيْسَ مِنَ النَّاسِ فَأَلْقَوْهُ.
Ebu Ma'mer bize tahdis etti. [O dedi ki]: Abdulvaris bize tahdis etti. [O dedi ki]: Abdülaziz bize tahdis etti. [O], Enes radıyallahu anh'dan [nakletti]. [O] dedi ki: Bir adam vardı, Hristiyandı. Sonra Müslüman oldu; Bakara ve Âl-i İmrân surelerini okudu (ezberledi). Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem için (vahiy) kâtipliği yapmaya başladı. Sonra (tekrar) Hristiyanlığa döndü ve: 'Muhammed ancak benim ona yazdıklarımı bilir' demeye başladı. Allah onu öldürdü, onu defnettiler. Sabah olduğunda, yerin onu dışarı attığını (kusmuş olduğunu) gördüler. 'Bu, Muhammed ve arkadaşlarının işidir; bizim arkadaşımız onlardan kaçınca onun kabrini eşelediler' dediler. Onu tekrar (mezara) koydular ve onun için daha derin bir çukur kazdılar. Sabah olduğunda yine yerin onu dışarı attığını gördüler. 'Bu, Muhammed ve arkadaşlarının işidir; bizim arkadaşımız onlardan kaçınca onun kabrini eşelediler' dediler. Onu tekrar (mezara) koydular ve yerin altında güçlerinin yettiği kadar en derin çukuru kazdılar. Sabah olduğunda (yine) yerin onu dışarı attığını gördüler. Bunun üzerine (bu işin) insanlardan kaynaklanmadığını anladılar ve onu öylece bıraktılar.