3852. Hadis
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا بَيَانٌ، وَإِسْمَاعِيلُ، قَالاَ سَمِعْنَا قَيْسًا، يَقُولُ سَمِعْتُ خَبَّابًا، يَقُولُ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ مُتَوَسِّدٌ بُرْدَةً، وَهْوَ فِي ظِلِّ الْكَعْبَةِ، وَقَدْ لَقِينَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ شِدَّةً فَقُلْتُ أَلاَ تَدْعُو اللَّهَ فَقَعَدَ وَهْوَ مُحْمَرٌّ وَجْهُهُ فَقَالَ " لَقَدْ كَانَ مَنْ قَبْلَكُمْ لَيُمْشَطُ بِمِشَاطِ الْحَدِيدِ مَا دُونَ عِظَامِهِ مِنْ لَحْمٍ أَوْ عَصَبٍ مَا يَصْرِفُهُ ذَلِكَ عَنْ دِينِهِ، وَيُوضَعُ الْمِنْشَارُ عَلَى مَفْرِقِ رَأْسِهِ، فَيُشَقُّ بِاثْنَيْنِ، مَا يَصْرِفُهُ ذَلِكَ عَنْ دِينِهِ، وَلَيُتِمَّنَّ اللَّهُ هَذَا الأَمْرَ حَتَّى يَسِيرَ الرَّاكِبُ مِنْ صَنْعَاءَ إِلَى حَضْرَمَوْتَ مَا يَخَافُ إِلاَّ اللَّهَ ". زَادَ بَيَانٌ وَالذِّئْبَ عَلَى غَنَمِهِ.
El-Humeydî bize söyledi, [dedi ki]: Süfyan bize söyledi, [dedi ki]: Beyân ve İsmail bize söyledi, (ikisi dediler ki): Kays'ı işittik, (şöyle) diyordu: Habbab'ı işittim, (şöyle) diyordu: "Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim. Kâbe'nin gölgesinde bir bürdeye yaslanmıştı. Biz müşriklerden çok şiddet görmüştük. 'Bizim için Allah'a dua etmez misin?' dedim. (Bunun üzerine) oturdu, yüzü kızarmıştı. Şöyle buyurdu: 'Sizden öncekiler, demir taraklarla taranırdı da kemiklerinin gerisindeki eti veya siniri (ayrılırdı). Bu onu dininden döndürmezdi. Ve başının ortasına testere konulur, ikiye bölünürdü. Bu onu dininden döndürmezdi. Allah bu emri mutlaka tamamlayacaktır. Öyle ki, bir binekli San'a'dan Hadramevt'e kadar gidecek de Allah'tan başkasından korkmayacak.' Beyân şunu ekledi: 'Ve koyunları için kurttan (korkması hariç).'"