3862. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ زَيْدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ نُفَيْلٍ، فِي مَسْجِدِ الْكُوفَةِ يَقُولُ وَاللَّهِ لَقَدْ رَأَيْتُنِي وَإِنَّ عُمَرَ لَمُوثِقِي عَلَى الإِسْلاَمِ قَبْلَ أَنْ يُسْلِمَ عُمَرُ، وَلَوْ أَنَّ أُحُدًا ارْفَضَّ لِلَّذِي صَنَعْتُمْ بِعُثْمَانَ لَكَانَ مَحْقُوقًا أَنْ يَرْفَضَّ.
Kuteybe b. Said bize söyledi, [dedi ki]: Süfyan bize söyledi; [o] İsmail'den, [o] Kays'tan, (şöyle) dedi: Said b. Zeyd b. Amr b. Nufeyl'i Kûfe mescidinde (şöyle) derken işittim: "Vallahi kendimi gördüm, Ömer Müslüman olmadan önce İslam sebebiyle beni bağlıyordu. Eğer Uhud dağı, Osman'a yaptığınız şey yüzünden yıkılıp yerle bir olsaydı, bunu yapmakta haklı olurdu."