Gazveler Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

4003. Hadis

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ،‏.‏ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا عَنْبَسَةُ، حَدَّثَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنَا عَلِيُّ بْنُ حُسَيْنٍ، أَنَّ حُسَيْنَ بْنَ عَلِيٍّ ـ عَلَيْهِمُ السَّلاَمُ ـ أَخْبَرَهُ أَنَّ عَلِيًّا قَالَ كَانَتْ لِي شَارِفٌ مِنْ نَصِيبِي مِنَ الْمَغْنَمِ يَوْمَ بَدْرٍ، وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَعْطَانِي مِمَّا أَفَاءَ اللَّهُ عَلَيْهِ مِنَ الْخُمُسِ يَوْمَئِذٍ، فَلَمَّا أَرَدْتُ أَنْ أَبْتَنِيَ بِفَاطِمَةَ ـ عَلَيْهَا السَّلاَمُ ـ بِنْتِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَاعَدْتُ رَجُلاً صَوَّاغًا فِي بَنِي قَيْنُقَاعَ أَنْ يَرْتَحِلَ مَعِي فَنَأْتِيَ بِإِذْخِرٍ، فَأَرَدْتُ أَنْ أَبِيعَهُ مِنَ الصَّوَّاغِينَ فَنَسْتَعِينَ بِهِ فِي وَلِيمَةِ عُرْسِي، فَبَيْنَا أَنَا أَجْمَعُ لِشَارِفَىَّ مِنَ الأَقْتَابِ وَالْغَرَائِرِ وَالْحِبَالِ، وَشَارِفَاىَ مُنَاخَانِ إِلَى جَنْبِ حُجْرَةِ رَجُلٍ مِنَ الأَنْصَارِ، حَتَّى جَمَعْتُ مَا جَمَعْتُ فَإِذَا أَنَا بِشَارِفَىَّ قَدْ أُجِبَّتْ أَسْنِمَتُهَا، وَبُقِرَتْ خَوَاصِرُهُمَا، وَأُخِذَ مِنْ أَكْبَادِهِمَا، فَلَمْ أَمْلِكْ عَيْنَىَّ حِينَ رَأَيْتُ الْمَنْظَرَ، قُلْتُ مَنْ فَعَلَ هَذَا قَالُوا فَعَلَهُ حَمْزَةُ بْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، وَهْوَ فِي هَذَا الْبَيْتِ، فِي شَرْبٍ مِنَ الأَنْصَارِ، عِنْدَهُ قَيْنَةٌ وَأَصْحَابُهُ فَقَالَتْ فِي غِنَائِهَا أَلاَ يَا حَمْزَ لِلشُّرُفِ النِّوَاءِ، فَوَثَبَ حَمْزَةُ إِلَى السَّيْفِ، فَأَجَبَّ أَسْنِمَتَهُمَا، وَبَقَرَ خَوَاصِرَهُمَا، وَأَخَذَ مِنْ أَكْبَادِهِمَا قَالَ عَلِيٌّ فَانْطَلَقْتُ حَتَّى أَدْخُلَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَعِنْدَهُ زَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ، وَعَرَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الَّذِي لَقِيتُ فَقَالَ ‏ "‏ مَا لَكَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، مَا رَأَيْتُ كَالْيَوْمِ، عَدَا حَمْزَةُ عَلَى نَاقَتَىَّ، فَأَجَبَّ أَسْنِمَتَهُمَا، وَبَقَرَ خَوَاصِرَهُمَا وَهَا هُوَ ذَا فِي بَيْتٍ مَعَهُ شَرْبٌ، فَدَعَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِرِدَائِهِ، فَارْتَدَى ثُمَّ انْطَلَقَ يَمْشِي، وَاتَّبَعْتُهُ أَنَا وَزَيْدُ بْنُ حَارِثَةَ، حَتَّى جَاءَ الْبَيْتَ الَّذِي فِيهِ حَمْزَةُ، فَاسْتَأْذَنَ عَلَيْهِ فَأُذِنَ لَهُ، فَطَفِقَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَلُومُ حَمْزَةَ فِيمَا فَعَلَ، فَإِذَا حَمْزَةُ ثَمِلٌ مُحْمَرَّةٌ عَيْنَاهُ، فَنَظَرَ حَمْزَةُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَعَّدَ النَّظَرَ، فَنَظَرَ إِلَى رُكْبَتِهِ، ثُمَّ صَعَّدَ النَّظَرَ، فَنَظَرَ إِلَى وَجْهِهِ، ثُمَّ قَالَ حَمْزَةُ وَهَلْ أَنْتُمْ إِلاَّ عَبِيدٌ لأَبِي فَعَرَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ ثَمِلٌ، فَنَكَصَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى عَقِبَيْهِ الْقَهْقَرَى، فَخَرَجَ وَخَرَجْنَا مَعَهُ‏.‏

Abdân bize söyledi, [dedi ki]: Abdullâh [b. el-Mübârek] bize haber verdi; [o] Yûnus'tan [nakletti]. [Diğer senetle] Ahmed b. Sâlih bize söyledi, [dedi ki]: Anbese bize söyledi, [dedi ki]: Yûnus bize ez-Zührî'den haber verdi; o Ali b. Hüseyin'den, o da babası Hüseyin b. Ali'den [nakletti] ki; Ali [b. Ebî Tâlib] şöyle demiştir: 'Bedir günü ganimet hissem olarak yaşlı bir deve almıştım. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ye de o gün Allah'ın kendisine nasip ettiği humus [ganimetin beşte bir payı] içinden bana bir deve daha vermişti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in kızı Fâtıma ile evlenip zifafa girmek istediğimde, Benû Kaynukâ'dan kuyumcu bir adamla; benimle birlikte gelip izhir [mekke ayrığı] bitkisi toplaması hususunda sözleştim. Onu kuyumculara satıp parasıyla düğün yemeğime katkıda bulunmayı düşünüyordum. Ben develerim için semer, çuval ve ipler toplarken; iki devem de Ensar'dan bir adamın odasının yanına çöktürülmüştü. Eşyaları toplayıp geri döndüğümde bir de ne göreyim; iki devem de hörgüçleri kesilmiş, böğürleri yarılmış ve ciğerlerinden parçalar koparılmış bir vaziyette! Bu manzarayı görünce gözyaşlarıma hakim olamadım. "Bunu kim yaptı?" diye sorduğumda: "Bunu Hamza b. Abdülmuttalib yaptı; o şu anda şu evde Ensar'dan bir grupla içki meclisindedir. Yanlarında bir şarkıcı kadın ve arkadaşları var" dediler. O kadın şarkısında: "Ey Hamza! Kalk da şu semiz develere saldır!" demiş. Bunun üzerine Hamza kılıçlarına sarılıp develerin hörgüçlerini kesmiş, böğürlerini yarmış ve ciğerlerinden parçalar almıştı.' Ali [devamla] der ki: 'Hemen Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına girdim; yanında Zeyd b. Hârise vardı. Resulullah üzüntümü fark edince: "Sana ne oldu?" diye sordu. "Ey Allah'ın Resulü! Bugün gördüğüm gibisini hiç görmedim! Hamza iki deveme saldırdı, hörgüçlerini kesti ve böğürlerini yardı! İşte o, şu evde bir içki meclisiyle birliktedir!" dedim. Bunun üzerine Peygamber ridasını isteyip büründü ve yürümeye başladı; ben ve Zeyd b. Hârise de peşine düştük. Hamza'nın bulunduğu eve gelip izin istedi, içeri girmesine izin verildi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yaptıklarından dolayı Hamza'yı kınamaya başladı. Hamza ise iyice sarhoştu ve gözleri kanlanmıştı. Hamza Peygamber'e baktı; bakışlarını önce dizlerine, sonra yukarılara doğru kaydırıp yüzüne baktı. Ardından: "Siz ancak babamın köleleri değil misiniz?" dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun sarhoş olduğunu anlayınca gerisin geri [arkasını dönmeden] çekilerek çıktı; biz de O'nunla beraber çıktık.'