4066. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا أَبُو حَمْزَةَ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ مَوْهَبٍ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ حَجَّ الْبَيْتَ فَرَأَى قَوْمًا جُلُوسًا فَقَالَ مَنْ هَؤُلاَءِ الْقُعُودُ قَالُوا هَؤُلاَءِ قُرَيْشٌ. قَالَ مَنِ الشَّيْخُ قَالُوا ابْنُ عُمَرَ. فَأَتَاهُ فَقَالَ إِنِّي سَائِلُكَ عَنْ شَىْءٍ أَتُحَدِّثُنِي، قَالَ أَنْشُدُكَ بِحُرْمَةِ هَذَا الْبَيْتِ أَتَعْلَمُ أَنَّ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ فَرَّ يَوْمَ أُحُدٍ قَالَ نَعَمْ. قَالَ فَتَعْلَمُهُ تَغَيَّبَ عَنْ بَدْرٍ فَلَمْ يَشْهَدْهَا قَالَ نَعَمْ. قَالَ فَتَعْلَمُ أَنَّهُ تَخَلَّفَ عَنْ بَيْعَةِ الرُّضْوَانِ فَلَمْ يَشْهَدْهَا قَالَ نَعَمْ. قَالَ فَكَبَّرَ. قَالَ ابْنُ عُمَرَ تَعَالَ لأُخْبِرَكَ وَلأُبَيِّنَ لَكَ عَمَّا سَأَلْتَنِي عَنْهُ، أَمَّا فِرَارُهُ يَوْمَ أُحُدٍ فَأَشْهَدُ أَنَّ اللَّهَ عَفَا عَنْهُ، وَأَمَّا تَغَيُّبُهُ عَنْ بَدْرٍ فَإِنَّهُ كَانَ تَحْتَهُ بِنْتُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَكَانَتْ مَرِيضَةً، فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ لَكَ أَجْرَ رَجُلٍ مِمَّنْ شَهِدَ بَدْرًا وَسَهْمَهُ ". وَأَمَّا تَغَيُّبُهُ عَنْ بَيْعَةِ الرُّضْوَانِ فَإِنَّهُ لَوْ كَانَ أَحَدٌ أَعَزَّ بِبَطْنِ مَكَّةَ مِنْ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ لَبَعَثَهُ مَكَانَهُ، فَبَعَثَ عُثْمَانَ، وَكَانَ بَيْعَةُ الرُّضْوَانِ بَعْدَ مَا ذَهَبَ عُثْمَانُ إِلَى مَكَّةَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ الْيُمْنَى " هَذِهِ يَدُ عُثْمَانَ ". فَضَرَبَ بِهَا عَلَى يَدِهِ فَقَالَ " هَذِهِ لِعُثْمَانَ ". اذْهَبْ بِهَذَا الآنَ مَعَكَ.
Abdânize bize haber verdi, [dedi ki]: Ebû Hamza bize Osmân b. Mevheb'den [şöyle] nakletti: Hac için gelen bir adam, orada oturan bir topluluğu görüp: 'Bu oturanlar kimdir?' diye sordu. 'Kureyşlilerdir' dediler. 'Peki şu ihtiyar zat kim?' dediğinde: 'İbn Ömer'dir' cevabını verdiler. Adam İbn Ömer'in yanına gelip: 'Sana bir şey sormak istiyorum, bana cevap verir misin? Şu Beyt'in [Kabe] hürmeti adına sana soruyorum; Osmân b. Affân'ın Uhud günü kaçtığını biliyor musun?' dedi. İbn Ömer: 'Evet' dedi. Adam: 'Onun Bedir savaşında bulunmadığını da biliyor musun?' dedi. İbn Ömer: 'Evet' dedi. Adam: 'Bey'atü'r-Rıdvân'da bulunmadığını da biliyor musun?' dedi. İbn Ömer yine: 'Evet' cevabını verdi. Bunun üzerine adam [sevinçle]: 'Allâhu ekber!' dedi. İbn Ömer ona: 'Gel buraya, sorduğun şeylerin mahiyetini sana açıklayayım. Uhud günü kaçması meselesine gelince; ben şahitlik ederim ki Allah onu affetmiştir. Bedir'de bulunmaması ise şundandır: O sırada yanında Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in kızı [Rukıyye] vardı ve hastaydı. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ona: "Sen [eşinin yanında kal], Bedir'e katılan bir kimsenin sevabı ile [ganimet] payı aynen senindir" buyurdu. Bey'atü'r-Rıdvân'da bulunmaması da şöyledir: Eğer Mekke'nin göbeğinde Osmân b. Affân'dan daha itibarlı bir kimse olsaydı, Peygamber onun yerine o kişiyi gönderirdi; lakin Osmân'ı elçi gönderdi. Bey'atü'r-Rıdvân, Osmân Mekke'ye gittikten sonra yapıldı. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem sağ elini kaldırarak: "Şu, Osmân'ın elidir" buyurdu ve onu diğer elinin üzerine vurarak: "Bu bey'at Osmân içindir" dedi. [Ey adam!] Haydi şimdi bu hakikatlerle birlikte git!'