4315. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، قَالَ سَمِعْتُ الْبَرَاءَ، رضى الله عنه وَجَاءَهُ رَجُلٌ فَقَالَ يَا أَبَا عُمَارَةَ أَتَوَلَّيْتَ يَوْمَ حُنَيْنٍ فَقَالَ أَمَّا أَنَا فَأَشْهَدُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ لَمْ يُوَلِّ، وَلَكِنْ عَجِلَ سَرَعَانُ الْقَوْمِ، فَرَشَقَتْهُمْ هَوَازِنُ، وَأَبُو سُفْيَانَ بْنُ الْحَارِثِ آخِذٌ بِرَأْسِ بَغْلَتِهِ الْبَيْضَاءِ يَقُولُ {أَنَا النَّبِيُّ لاَ كَذِبْ، أَنَا ابْنُ عَبْدِ الْمُطَّلِبْ}.
Bize Muhammed b. Kesîr anlattı, bize Süfyân anlattı, o Ebû İshâk’tan [nakletti]. (Ebû İshâk) dedi ki: Berâ’yı radıyallahu anh dinledim. Ona bir adam gelip: "Ey Ebû Umâre! Huneyn günü (siz de) kaçtınız mı?" dedi. O da: "Ben Nebî’nin sallallâhu aleyhi ve sellem kaçmadığına şahitlik ederim. Ancak aceleci davrananlar hemen ileri atıldılar. Bunun üzerine Hevâzin (kabilesi okçuları) onları ok yağmuruna tuttu. (O sırada) Ebû Süfyân b. Hâris, (Resûlullah’ın) beyaz katırının başını tutmuştu; (Resûlullah) ise: "Ben Nebîyim, yalan yok! Ben Abdülmuttalib’in oğluyum!" diyordu.