4339. Hadis
حَدَّثَنِي مَحْمُودٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، وَحَدَّثَنِي نُعَيْمٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَالِدَ بْنَ الْوَلِيدِ إِلَى بَنِي جَذِيمَةَ، فَدَعَاهُمْ إِلَى الإِسْلاَمِ فَلَمْ يُحْسِنُوا أَنْ يَقُولُوا أَسْلَمْنَا. فَجَعَلُوا يَقُولُونَ صَبَأْنَا، صَبَأْنَا. فَجَعَلَ خَالِدٌ يَقْتُلُ مِنْهُمْ وَيَأْسِرُ، وَدَفَعَ إِلَى كُلِّ رَجُلٍ مِنَّا أَسِيرَهُ، حَتَّى إِذَا كَانَ يَوْمٌ أَمَرَ خَالِدٌ أَنْ يَقْتُلَ كُلُّ رَجُلٍ مِنَّا أَسِيرَهُ فَقُلْتُ وَاللَّهِ لاَ أَقْتُلُ أَسِيرِي، وَلاَ يَقْتُلُ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِي أَسِيرَهُ، حَتَّى قَدِمْنَا عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرْنَاهُ، فَرَفَعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدَهُ فَقَالَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَبْرَأُ إِلَيْكَ مِمَّا صَنَعَ خَالِدٌ ". مَرَّتَيْنِ.
Bana Mahmûd anlattı, bize Abdürrezzâk anlattı, bize Ma’mer haber verdi. (Diğer senetle) bana Nuaym anlattı, bize Abdullah haber verdi, bize Ma’mer haber verdi, o Zührî’den, o Sâlim’den, o babasından [nakletti]. Dedi ki: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem, Hâlid b. Velîd’i Benî Cezîme kabilesine gönderdi. Hâlid onları İslâm’a davet etti. Ancak (bu kabiledekiler) "Müslüman olduk (eslemnâ)" demeyi beceremediler de, "Din değiştirdik, din değiştirdik (sabe’nâ, sabe’nâ)" demeye başladılar. Bunun üzerine Hâlid onlardan (bazılarını) öldürmeye ve (bazılarını) esir etmeye başladı; her birimize de esirini teslim etti. Nihayet bir gün Hâlid, her birimizin elindeki esiri öldürmesini emretti. Ben: "Vallahi ben esirimi öldürmem! Arkadaşlarımdan hiç kimse de esirini öldürmez!" dedim. Sonunda Nebî’nin sallallâhu aleyhi ve sellem yanına geldik ve durumu ona anlattık. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem elini kaldırdı ve iki defa: "Allahım! Hâlid’in yaptığından sana sığınırım (onun yaptığını onaylamıyorum, beriyim)," buyurdu.